Gerçekte, içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı toprakları tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet, bunların hepsi anlamını yitirmiş birtakım boş sözlerden ibaretti.
Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemeliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!