“Hani insan, hiçbir şeye karşı ilgisi, hiçbir şeyden umudu kalmayınca hayatın her gün değişmeyen tekrarı altında ezilir gibi olur, Léon da kendinde işte böyle bir hal hissetmeye başlıyordu.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Bilmem size de hiç oldu mu?.. Bazen insan bir kitapta kendisinin de aklından geçmiş bir fikre, ta derinden hatıra gelen silinmiş bir hayale rast gelir ki bu, en ince hissinizi anlatıyor sanırsınız.”
Güzelliğin ve mükemmeliğin ete kemiğe bürünmüş hali gencecik ve masum Dorian, onun dış görünüşünü gerçek sanatın tek ideali olarak gören, ona adeta tapan, lanetli portrenin yaratıcısı ressam Basil ve eylemde korkak fikirde cüretkâr, manipülasyonlarıyla Dorian’ı etkisi altında bırakan Lord Henry...
Portresini gördüğünde Dorian’ın ettiği dua bir lanete dönüştüğü zaman onu içten içe tüketmeye başlamıştı. Yıllar geçmesine rağmen yüzünde tek bir çizgi bile belirmezken, kilitli odasında sakladığı, üzerine kumaşlar örttüğü portresi günden güne çürüyordu. Ruhu ve vicdanı insanın bakmaya dayanamayacağı bir yaratığa dönüşüyordu. Günahların verdiği hazza dayanamıyor, yasakları tanımıyordu; insanları yoldan çıkarıyor ve hayatlarını mahvediyordu. Bir zamanlar aşık olduğu kadının ölümüne yas tutmayacağını, bir tiyatro sanatçısına yaraşır şekilde, aşkı için can vererek öldüğünü söyleyebiliyordu. Cemiyette varolmayı sürdürmeye çabalarken, gecenin karanlığında kendisini fahişelere, alkole ve uyuşturucuya teslim ediyordu. İşlediği her günah artık bayat, henüz işlemedikleriyse delirtircesine ilgi çekici geliyordu ona.
İşte güzelliği karşılığında ruhunu şeytana satan nur yüzlü Dorian Gray, buna dönüştü. Peki suçlu kimdi? Birçoğumuz her şeyin sorumlusu olarak fikir babası Lord Henry’i görürüz. Evet, Henry’nin öğütleri olayların şekillenmesinde bir faktördür ama acaba en etkilisi midir? Lord Henry Wotton, ahlak ve inanç üzerine felsefe yapan, Antik Yunan hedonizmini idealize eden ve etrafa insanları bazen güldüren bazen dehşete düşüren aforizmalar saçan; sıradan, evli, düşündüklerinin binde birini uygulayacak cesareti olmayan ama gerçek hayatta uygulayacak birisini arayan, adeta deneysel bir tutumla deneğin hayatının nasıl şekilleneceğini gözlemlemek isteyen bir adamdır. Henry’nin
Ceza çekmenin insanı arındırıp temizleyen bir yanı vardır. İnsanın hakkaniyetli bir Tanrı’ya ettiği dua “Günahlarımızı bağışla,” değil de, “Yaptığımız kötülükler için bizi cezalandır,” olmalıydı.