Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kaleminde her zaman hissettiğim o keskin gözlem gücü ve ince alay, bu kitapta da kendini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Kesik Baş, ilk bakışta gizemli ve hatta biraz ürkütücü bir olay etrafında şekilleniyor gibi görünse de, aslında derinlerde toplumsal eleştiriyle örülü bir hikâye sunuyor. Yazar, bir cinayet vakasını merkez alırken, dönemin insanlarının batıl inançlarını, korkularını ve dedikoduya ne kadar açık olduklarını oldukça ustaca yansıtıyor.
Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri, olay örgüsünün akıcılığı oldu. Sayfalar ilerledikçe merak duygusu hiç düşmüyor; “sonunda ne olacak?” hissi seni sürekli canlı tutuyor. Bunun yanında karakterler çok gerçekçi—sanki o mahallede yaşayan insanları izliyormuşsun gibi. Özellikle halkın olaylara verdiği tepkiler, yer yer insanı gülümsetirken yer yer düşündürüyor.
Dil açısından ise Hüseyin Rahmi’nin o kendine has üslubu yine sahnede: sade ama bir o kadar da ironik ve zeki. Bazen küçük bir cümleyle koca bir zihniyeti eleştirebilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı.
10 üzerinden 9 vermemin sebebi ise, bazı yerlerde olayın çözülme kısmının biraz daha derin işlenmesini istemem olabilir. Yine de bu, kitabın genel etkisini neredeyse hiç düşürmüyor.
Kısacası Kesik Baş, sadece bir “olay hikâyesi” değil; aynı zamanda insan doğasına, toplumsal yapıya ve inançlara ayna tutan güçlü bir eser. Hem düşündüren hem de sürükleyen bir okuma deneyimi arıyorsan kesinlikle çok doğru bir seçim.