Angara, böyük şehir adamım, yaşamak için yürek ister, birileri hiç yoktan biter yerden, birileri güme gider. Düşen kalkan, kalkamayan... Arayan bulan, bulamayan, şimdi var iken yok olan... Oyyy... Dayan yüreğim dayan...
Demek ki Anadolu buydu. Anadolu gerçeğinin artık karşısında ve içinde bulunuyorduk. Fakat ne var ki, gördüğüm Anadolu, benim mektepte öğrendiğim, yahut şiirlerde okuduğum, mektep şarkılarından haykırdığımız Anadolu’ya hiç benzemiyordu.
Türk-Altay Kuram'ı, birbiriyle bağlantılı üç temel ayak üzerinde yükseltildi:
1- Altaylardaki Klasik Türk Dönemini temsil eden Orhun Yazıtları diye bildiğimiz Klasik Türk Döneminin 'tarihi metinleri', Kuram'ın ilk ayağını oluşturan temel olgudur. Onlar, geniş Avrasya coğrafyasının hemen her tarafına yayılmış muazzam bir arkeolojik kültürel birikimini nitelerler. Klasik Türk Döneminin tarihi metinleri, sadece runik yazı üzerinden bile kültürü MÖ 5. yüzyılların Issık kurganı buluntularına, neredeyse bin yıl öncesine bağlıyor. Issık kurganında gün yüzüne aralanan savaşcı prense ait gümüş bir tas ya da kepçe üzerindeki runik yazılar, hem bu yazı biçiminin kullanıldığı erken tarihler için, hem de Türk-Altaylı yerli halkların arkeolojik mevcudiyeti ve zenginliği için MÖ 5. yüzyıla bir terminus ante quem (kronolojik üst sınır) koyar.
Bu da Issık tasının MÖ 5. yüzyıldan daha erken dönemlerin tanığı olabileceğini düşünmemizi gerektirir.
2- Türk-Altay Kuramı'nı taşıyan ikinci temel ayak Klasik Türk Dönemi tarihi metinlerinin nitelediği arkeolojik belgeler topluluğudur. Bunlar, başta Sayan-Altay ve Moğolistan topraklarının bütününe, Avrasya'nın en Batısından en Doğusuna kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Örneğin Klasik Türk Dönemi ölü gömme adetleri içindeki at gömmesi geleneği ufkumuzu MÖ 1. binin ilk yarısına doğru aydınlatacaktır. Binyılın ortaları ve ikinci yarısındaki Pazırık kültürünün ölü gömme geleneklerinde, kurganların Doğu kenarından Güneşin doğduğu yöne doğru sıralanıp giden balballar dizisi uygulaması, ölülerin yönlendirmeleri, ölü hediyelerinin nitelikleri, antropolojik veriler Pazırık kültürünü Klasik Türk Dönemi kültürüne belli yönleriyle bağlar.
3- Türk-Altay Kuramı'nın ağırlığını taşıyan temel ayaklardan üçüncüsü, arkeolojik belgelerin bizi götürdüğü en
E. Pulleyblank Han hanedanı kaynaklarında Türkçe konuşan halkların üç grup atasının Gegunlar/Jiankunlar, Ding-lingler ve Sirler olarak belirlendiğini, Ding-ling/Kao-che soyundan gelenlerin Tiele kabileler birliğini kurduklarını ve ilk kez 630'da dokuz soyun belirtildiğini ifade etmiştir. Bu boylar Xin Tangshu'dan öğrenildiğine göre 1) Uygurlar 2) Sirler 3) Tuobalar 4) Kurıkanlar 5) Telengütler 6) Bukular 7) Bayırkular 8) Tongralar 9) Hunlar idiler. Bu durumda Kurıkanların Türkçe konuşan Türk boyları arasında zikredildiği açıklığa kavuşmuştur. Bununla birlikte uzun yıllar Baykal havalisinde meskûn olan Kurıkanlar Moğol boy-larının akınları sonucunda bugünkü Yakutların olduğu sahaya doğru çekil-mişlerdir65 ve bugünkü Yakutların ortaya çıkışında temel rol oynamışlardır. Kozmin, Yakutların ortaya çıkışı ve oluşumu konusunda Türk olduğunu vurguladığı Kurıkanların rol oynadığını belirtmektedir. Ksenefontov Yakutların oluşumunu üç ana döneme ayırmaktadır. Buna göre ilk sırada İskitler yer alırken, Moğol İstilasından önce ilk evrede Hunlar, ikinci evrede ise VII-VIII. Yy'da Angara'dan Baykal çevresine göçen Vilyuy Yakutlarının ataları olan Kurıkanlar bulunmuşlardır
Müftü, Börekçizâde Rıfat Efendi dedi ki 'Hak yolunda cihat budur. İslâm toprağını müdafaa için dövüşen, Allah yolunda dövüşmektedir. Geri durmak caiz değidir.'
Biz onun ilmine, irfanına güveniriz. Düzdük Seğmen Alayımızı, Paşa'nın gelmesini, 'gelin benimle' demesini bekleriz.