Merhaba kuşlarım
Küfür, argo, gereksiz tüm kelimelerin kullanımı arttı. Mecburen okuyup devam ettiğim bir seri. Beni şaşırtacak hiçbir şey olmadı. Kitabın yarısından fazlasını sanki Afrika belgeseli izler gibi okudum. Sürekli bir çiftleşme halindeler. Aman eli eline değmesin hemen ıslanıyor ablamız. Abimizi saymıyorum zaten, nefes alsa duvara yaslayası geliyor. Bu ne biçim özel tim komutanı anlamadım. Emre daha iradeli.
Bide Melih'e sürekli Çakma Piç demesi artık sıktı. Lakap tak ama içinden bari Melih de bı zahmet.
Kesinlikle tavsiye değildir, aldığım için okuyorum.
Keşke paramı daha mantıklı bir yere harcasaydım. Yoldan geçen rastgele bir dilenciye versem daha az üzülürdüm.
Okuyacaklara keyifli okumalar.
Sağlıcakla kalın...
Gökçen Koçan ☆#onsrakâm
2024~44.kitap syf 526
{☆ Ben gökte hapsolmuştum ; o,yerle göğü bir edip bana yuva oldu.....☆{
Merhaba, bugün bende yeri çok ayrı olan sevgili @gkcnnder dan #onsraserisi 3.kitabı #onsrakâm paylaşımı ile geldim.
Okuyanlar biliyor, (henüz okumamış olan varsa mutlaka okuyun !!) özellikle askeri kurgu sevenler 2.kitap #onsrahûn bizim yüreğimizi delip geçmişti hâlâ gözlerim doluyor ::(( Zaten Julide ve Melih in geçmişi içimizi fazlasıyla burkarken birde Alp Aslan'ı buna eklemiş yaşananlar ile öyle bir son okumuştuk ki....
Açıkçası o son ile Alp Aslan a çok fazla kızmış olabilirim...::)) gelin görün canım yazarım Kâm ile öyle bir yerden başlamış ki gelde kız hadi hâlâ Alp Aslan 'a ....♡
Bir de ona ağladım, ama Alp Aslan ın bakışı ile okuyunca pek çok şeyde yerine oturdu
Gelelim o ayrılış nereden toparlanır?, nasıl düzelir ? kısmına , elbette Melih yine klasını konuşturdu. Jülide ruhen ve bedenen nasıl yıkılmış ve yorgunsa Alp Aslan ın da aynı acıyı yaşadığını bilen Melih kendi tabiriyle Jülide ye Alp Aslan ı harcatmadı. İyi ki Melih diyorum ♡♡ ,o kısım en çok güldüğüm yerdi diyebilirim. Şu bir gerçek ki kendini kimsesiz hissederek büyüyen Jülide nin aslında kandan olmasada candan bir ailesi varmış. Kemal baba varken biyolojik babasını konuşmak dahi istemiyorum. O nasıl sahiplenmektir evladı, hatta evlatları....(açmıyorum spoi olmasın) Kız istemesi, düğünü, hele hele Uzdu ekibinin gelmesi Jülide için belkide annesini yıllar sonra tekrar hissetmekti...Ben yine bolca duygulandım,annesinin ve İrem in kabir ziyareti beni bitirdi ::((( ama tekrar yollarını çizmek için huzura erdirilmesi gereken konular vardı...
Yaşamı tekrar ve beraberce kucaklamak onların kaderinde vardı ve istikamet yeni yuva Mardin oldu , annesine yuva olan yer mekanları
İkinci kitaptan sonra direk beklemeden üçüncü kitaba başlamıştım. Öyle bir noktada kalmıştık ki beklemeden okudum. Üçüncü kitabı çok sevdim öyle çok olay yoktu onlarla birlikte bir nefes alabildik ama çok da uzun sürmedi. Tam üçüncü kitaptı yani dördüncü kitabı bekliyorum bakalım kıyamet alameti öncesini yaşamayız umarım.
Jülide, Alp Aslan’ı arkasında bırakarak gitmişti. Gitmişti ama Alp Aslan bir güzel kendisini sorguladı, uzun zaman sonra babası İle bir sohbet gerçekleştirdi. Düştü Jülide’nin peşine gitti İstanbul’a onu almadan dönmeyecekti ama Jülide’nin Fransa biletlerini görünce kendisinde bir eyvallahı olmadı. Onu havaalanına götürmek için gittiğindeyse Jülide gidemeyeceğini anlayınca bir kez daha tuttu sevdiği adamın elini öyle güzel anlar ve günler geçirdiler ki. Alp Aslan Kemal beyin teklifini reddederek bir kez daha doğru karar verdiğini anladı. Jülide’nin babası İle karşılaştıklarında ise ölü bir kimliğe sahip olduğunu öğrendi Alp Aslan’nın bunu bildiğini de. Alp Aslan her şeyi kitabına uygun yapacağım diyerek düğün telaşına kapıldı. Ay bu sahneler çok güzeldi. Jülide, Nazmiye hanımın inadını kırdı öyle güzel konuştu ki canım Jülide Sonun da her şey tatlıya bağlandı ay inanmazsınız belki ama düğün sorunsuz oldu yazar bize kıyamadı sanırım hep atakta bekledim ama bir şey olmadı. Düğün ile birlikte Urfa serüvenide son buldu Yerköy’e doğru yola çıktılar. Onlar için yeni bir macera başlıyordu bu sefer aile olarak el ele yapacaklardı her şeyi. Köydeki evlerine çeki düzen verdikten sonra Alp Aslan’ın asker olduğunu köyde kimseye söylemediler o göreve giderken Jülide de Fransa’ya Panele gitti arkasından Alp Aslan’ın gelmesiyle keyfide yerine geldi. Bir sabah öğrendiği güzel haber ile içi içine sığmazken Alexey ile karşılaşması sevincini yarım bıraktı. Alexey’in
Jülide ve Alp Aslan’ın yaşadıkları acı o kadar büyüktü ki hiçbir yere sığamıyorlardı. Birbirlerine daha çok kenetlenmeleri gerekirken ayrılığı seçmişlerdi. Melih, kardeşliğini yapmış ve bu iki aşığı bir şekilde yeniden bir araya getirmeyi başarmıştı. Alp Aslan, Jülide’yi temelli kaybetmeyi göze alamadı. Zaten hem aşık hem de yaralı olan Jülide de onsuz bir hayatı artık istemiyordu. Tekrar birlikte olmaya başlayan çiftimiz için her şey yeniden başlamıştı.
Alp Aslan, sevdiği kadını usulüne uygun bir şekilde yuvasının kadını yapmak için kolları sıvadı. Önce isteme sonra kına derken birlikteliklerini rüya gibi bir düğünle taçlandırmış ve artık aile olmuşlardı.
Yeni bir hayat onları bekliyordu. Jülide’nin yeni görev yeri olan köyde yuvalarını kurmuşlardı. Birlikte kurdukları gelecek için hayalleri o kadar güzeldi ki, ancak kötü insanlar bu hayallere de taş atmaktan geri durmadılar.
Bolca kahkaha attığımız bu kitapta elbette yine gözyaşı da döküyoruz. Jülide’nin ve Alp Aslan’ın sınavı asla bitmiyordu. Jülide’nin babası geçmişten geri geliyor ve tüm şartları da beraberinde zorluyordu. Kitapta gün yüzüne çıkmamış gerçekler, yüzleşmeler bir bir ortaya çıkıyor. Alp Aslan’ın annesinden bahsetmek dahi istemiyorum çünkü mutlu anlarda bile insanın tüm sinir sistemini zıplatıyor o kadın. Kitabı bitirdiğim anda kalbim bu iki karakterle doluydu ve serinin devamına hemen başladım. Aşkın, fedakarlığın ve mücadelenin iç içe geçtiği bu seri askeri kurgu sevenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir hikaye.
Size Onsra serisinin devam kitabı olan Kâm ile geldim
İkinci kitabı okuyanlar bilir ki Jülide sonda öyle bir şey yapmıştı ki hepimizin ağzı açık kalmıştı. Ben dahil bence çoğumuz Alp Aslan’a ciddi anlamda kızdık. Ön yargılı davranmışım arkadaşlar. Üçüncü kitabın belli bir kısmına kadar Jülide beni deli etti. Yaşadıkları asla kolay değil. Özellikle ikinci kitapta yaşanan olaylardan sonra ona hak elbette ki verdim. Haklıydı da bir yere kadar ama sadece kendisi acı çekiyormuş gibi davranana kadar. Alp Aslan dan okuduğumuz kısımlardan sonra anlıyor insan yanıldığını. Haklı demiyorum ama anlıyorum.
Neyse ki Hevybanü’nün bencilliği çok uzun sürmedi. Sonunda Alp Aslan’ın da acı çektiğini anladı, gerçek anlamda. Kitap boyunca onların şapşal aşklarını okumak çok mutlu etti. İkisi de birbirinden deli ve çılgın. Melih karakteri seri boyunca en çok sevdiğim karakter oldu diyebilirim. Kısacası çakma piç gönlümü fethetti arkadaşlar. Onların Jülide ile olan geçmişleri zaten yaralayıcı… Jülide’nin geçmişi, babası acı verici. Bir de üzerine Alp Aslan’ın geçmişi ve babasıyla yüzleşmesi girince kötü oldum.
Babası bana göre Jülideye babasından daha çok babalık yapmıştır. Bazı kısımlarda kafam karıştı ama. Mesela; Jülide, annesi ve babası… Bir insan cidden bu kadar kötü olabilir mi?
Yeni bir düşman, ya da geçmişten gelen bir düşman daha eklendi aramıza. Kitapta beni en yaralayan Alp Aslan’ın çektiği vicdan azabı oldu. Kimse kaldıramaz böyle bir şeyi bence.
Daha fazla spoiler vermek istemiyorum size. Verdiğimi de düşünmüyorum ama olsun. Sevgili yazarım kaossuz olmaz diyerek üçüncü kitabı da fena bitirmiş. O son için sevgilerle…
#k:438524g Gökçen Koçan
Alp Aslan ; Ölü biri ne kadar canlı dönebilirse o kadar geriye dönmüştü..Ama geleceğin de bebeğini kaybetmiş anne, karısı kurtarmış bir baba ve arkasında bıraktığı Arjin vardı..
Yardım ile dağdan çıktıktan sonra döndüklerin de hayatları artık eskisi gibi olamayacağı biliyordu..
Jülide ; Alp Aslan ‘ın onu bırakıp düşmanlarının peşine düşmesiyle yaşadığı yeri terkedip bir zamanlar annesinin evi olan İstanbulda ki yalısına dönmüş ve ilaçlarla ayakta durmaya başlamıştı..
Melihin verdiği görevle Alp Aslan ile karşılaşmış zaman hislerinden hiçbir etki yapmamıştı..
Onu ne kadar severse sevsin önlerin deki savaş belliydi düşmanları vardı ve onlar bir bebek kaybetmişti..
Babası Zeki tekrar hayatlarına dahil olmuş Jülide’den çok önemli bir istekte bulunmuştu..
Bazı merhametlerin karşılığını da alırken,
hayat onlara bir sürpriz daha yapmış köy evin de doktorluğuna geri dönmüş ve artık soyadı değişmişti..
Alp Aslan ve Jülide’nin aile sınavları..
Arkadaşlık ilişkileri..
Yaşadıkları koşullar..
Asker ve Doktor olmak bazı şehirler de çokta iyi karşılanmaması sonucu artık çok daha büyük meseleleri vardı.. Taşlanan ev ve içindeki kadın için Alp Aslan o köyü yakardı..
Arjin ‘e ne oldu?
Melih’in aşk hayatın da neler olacak?
Bunlar benim en merak ettiklerimden sadece bazıları.. Bu kitabı okurken de çok ağladığımı söylemeden geçemeyeceğim ben 3. Kitap gelsin derken ağlamak istiyorum dememiştim yazarım… 4. Kitap ne zaman gelir ve ben ağlarmıyım?
Merhaba! Size yeni bir inceleme ile geldim.
Bu kitap, Onsra, Onsra 2 - Hun kitaplarının devamıdır. Asker temalı bir gençlik serisi.
İlk 2 kitabın bol duygusal, üzüntü temalı olmasına karşılık bu kitapta, Alp Aslan ve Jülide'yi daha ön planda görüp, bol aşklarını ve mutluluklarını görüyoruz. Ve bence yaşanan onca üzüntüden sonra hak ediyorlardı. Ama bence Melih'i de daha çok görmeliydik, bu kitapta Melih arka planda kalmış.
Kitabın sonunu bence akılda deli sorularla baş başa bırakarak bitirdi ve ben o yüzden 4. kitabı fazlasıyla merak ediyorum.
Keyifli okumalar!
“Alp Aslan’ın halatını, bir tek Jülide’nin neşteri keser.”
“Ben dönene kadar beni özle!”
“Vazifemiz.”
Selam yıldızlarım! Bugün aşk serim Onsra’nın 3. Kitabı “Kâm” ile geldim. Neredeyse bir sene olmuş 2. Kitabı okuyalı ve nasıl özlemişim onları anlatamam! Hele o dengesizlikleriyle bir ilerleyen aşkları
Kitabın başları biraz karışıktı. Sahne geçişleri o kadar aniydi ki bir an kimden okuduğumu şaşırdım. Bu da beni biraz yordu açıkçası. Fakat ikinci bölümün yarısından sonra kitap feci aktı. Jülide’ye elbette kızıyorum bunca zaman geçmesine neden olduğu ve kendisiyle beraber Alp Aslan’ı da kırdığı için. Yine de bu, ona hak vermediğim anlamına gelmiyor. Birçok yönden bakınca travmalarının nedenlerinin haklılık dolu olduğunu anlayabiliyorsunuz. Keza bu Alp Aslan için de geçerli. Onun, orada yaşadıklarının üzerine böyle bir durumun olması çok kötü bir durum aslında. Kimse kendi elleriyle, kendi isminin olduğu bir mezara bunu yapmaz. Yaptığı şey bana ağır geliyor ve her defasında okudukça içimi sıkıyorlar gibi hissediyorum. Jülide’yle böyle olacakları elbette belliydi fakat onca sözün de denmesi gerekiyordu bence. İnsan iç dökmeden rahata eremiyor. Onların da bu konuda birbirlerine taş fırlatmaları gerekiyordu. Bu biraz daha kaya oldu ama ikisi de bundan anlıyor, ne yapalım… Alp Aslan’ın cümlenin bitmesini bekleyemeyen bur sabırsız olduğunu hepimiz biliyoruz ama o sahnede bekleseydi ne olurdu demeden de edemiyorum. Olay bir anda çok büyüdü ve Jülide’ye hak vermeden edemedim. Ama bir yandan da Alp Aslan’a da hak veriyorum. Konunun girişini Jülide düzgün yapmazsa o da cümleyi bekleyemez normal olarak. Yine de birbirlerine olan bağlılıkları daha yoğun olması çok işime geldi diyebilirim. Tam o anda görev gelmesi de bunu etkilemiş olabilir gibi geliyor. Uzak kalmak onlara iyi mi
Herkese Merhaba…
Bu gün sizlere Onsra Kâm kitabı ile geldim. Serinin iki kitabında da hem kaleme hem de kurguya hayran kalmıştım. Bu kitapta beklentimin fazlasıyla üstüne çıktı. Askeri kurgu kitapları zaten çok seviyorum ama bu kitabın gerçekleri böylesine yansıtması ayrı özel kılıyor. Baş karakterler kadar yan karakterlerin de hepsinin hikayesine şahit olmak beni çok mutlu ediyor. Şimdi dördüncü kitabı nasıl bekleyeceğimi düşünüyorum. Askeri kurguları seven herkese şiddetle tavsiyemdir.
!!!! Serinin diğer kitaplarını okumayanlar için spoiler içerir.!!!!
Gelelim Konusuna;
Serinin ikinci kitabının sonunda Alparslan görevden döndüğünde Jülide Melih’i de yanına alarak Urfa’yı terk etmişti. İstanbul’a gittiğinde ise tek planı bir kaç gün içerisinde yurt dışına çıkmakken Alparslan’ın soluğu olduğu şehirde almasıyla bütün planları alt üst olur. İlk başta ne kadar gitmeye kararlı olsa da yine sevdasına yenik düşer. Alparslan’la tekrar Urfa’ya dönmek için ise tek şartı bir daha hiç ayrılmamalarıdır. Urfa’ya gitmeden önce biraz tatil yapıp kafalarını dağıtmaya karar verdiklerinde ise ilk yapmaları gereken şey Jülide’nin acılarını unutmak için Diaomorfin isimli ilaca yaptığı bağımlılığı yenmeye çalışmak sonrasında ise evlenmek için hazırlıklara başlamaktır. Urfa’ya döndüklerin de ise hem hazırlıklar hem de zorluklar yeniden başlar. Neler olacak? Jülide ve Alparslan evlenebilecek mi? Bu süreçte neler yaşayacaklar? Peki ya geçmişin düşmanları? Öğrenmek isteyenlere keyifli okumalar dilerim.”