Geceye....
Hayat, önümüze serilen upuzun bir yoldan ziyade, o yolda yürürken yanımıza neyi aldığımız ve karşılaştığımız manzaralara hangi pencereden baktığımızla ilgilidir. ​Gerçek huzur, dışarıdaki dünyanın kusursuz olmasında değil, bizim o dünyayı anlamlandırma biçimimizde saklıdır. Tıpkı dalgalı bir denizde gemiyi yürütenin rüzgar değil, yelkenlerin açısı olması gibi; bizi büyüten de başımıza gelenler değil, onlara verdiğimiz tepkilerdir. ​Unutmayın: Hayat bir varış noktası değil, her anı kendi rengiyle yaşanması gereken bir yolculuktur. Zihninizdeki pencereleri her zaman umuda, keşfetmeye ve yenilenmeye açık tutun. By Hakan
Duygu ve Düşünce
O gece sabah olursa bundan sonra her şey olur dedim. O gece sabah oldu ben bir daha eskisi gibi olamadım.
1000Kitap
Reklam
"Hayatın en güzel anı; her şeyden vazgeçtiğinde ,seni hayata bağlayan birinin olduğunu düşündüğün andır." BALZAC
'İNCİ' Bana bunu yapma demiştim...
66. BÖLÜM ✨️Serkan✨️ Sert ellerimin arasında tuttuğum yüzü, dünyanın en nadide ipeğinden bile daha yumuşaktı. Teninin sıcaklığı avuçlarımdan kalbime sızarken, o yeşil gözler... Parmaklarındaki pırlanta tektaş gibi ışıldayan o yeşil derinliklerde, daha önce görmediğim bir şeffaflık vardı. Orada sadece sevgi yoktu; sarsılmaz bir sadakat ve ruhunu önüme seren bir aşk vardı. Artık her zamanki dik duruşu, güçlü görünme çabası yoktu. Geçmişin o ağır kamburu, geleceğin belirsiz korkuları ve ruhunun en ince kırılganlıklarıyla duruyordu karşımda. Gizlemeden, saklamadan en mahrem yaralarını bile iyileştirmem için tüm çıplaklığıyla önüme sermişti. İleriye götürmemi istemiyordu, ona yardım etmeliydim ve kendimi dizginlemeliydim, ona karşı duyduğum bu tutku, onu sarıp sarmalama hissi ve her bir zerresini hissetme arzusuyla yansam da İnci'yi anlayabiliyordum, zorlamadan, korkutmadan sabırla ilerlemeliydim. Ben böyle yaptıkça o zaten bir adım daha atıyordu bana, bu ilişkiyi bir adım daha öteye taşımama izin veriyordu bana... "Dışarıya bakmak ister misin?" diye fısıldadım. Sesim, içimde kükreyen arzuyla çatallanmış, nefesim kesilmişti. Beni öpmenin etkisiyle yanakları al al olmuş, göğsü hızla inip kalkmaya başlamıştı. Teklifimle birlikte, yeşil deryada bir anlık korku kıvılcımı çaktı. "Güven bana," dedim sesimi en kadife tonuna bürüyerek. "Gördüğün manzara, içindeki tüm korkuları dağıtacak." Başını hafifçe salladı, bakışlarını gözlerime mühürledi ve büyülü cümleyi kurdu: "Güveniyorum sana." Bu iki kelime, kulaklarımda "seni seviyorum" dan çok daha görkemli bir melodi gibi yankılandı. Çünkü İnci için sevmek bir ihtimal, ama güvenmek bir mucizeydi. Geçmişin gölgesinde sevmiş ama hiç güvenememişti; ne kendine ne de karşısındakine. Şimdiyse güveniyordu bana ve
1000Kitap
'İNCİ' Bana bir ilki daha yaşattın...
65. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Zaman, en sevdiğimiz şarkının nakaratı gibi hızla akıp gitmişti. İki gün, sanki parmaklarımın arasından süzülen su misali geçti; hem çok hızlı hem de ruhumu dinlendiren bir neşeyle... Eğer önümde bu kaçınılmaz Almanya seyahati olmasaydı, Aslı’nın benim evden işe gitmesi için şartları zorlar, Zeynep teyzeyi biraz daha kalmaya ikna kabiliyetimle razı ederdim. Ama kaderin rotası çoktan çizilmişti. Veda vaktine yaklaşırken sohbetin de muhabbetin de tabiri caizse dibine vurduk. Kapanış perdesi ise, Serkan’ın ailesinin ne zaman "hayırlı bir iş" için kapımızı çalacağı meselesiyle açıldı. Zeynep teyze, şefkatli sesiyle son noktayı koydu: "İyi, güzel... Evlenme teklifi etti ama öyle isteme olmadan, nişan takılmadan olmaz bu işler İnci kızım." Mahcubiyetle karışık bir savunma refleksiyle, "Tabii ki teyzeciğim," dedim. "Ama çok yoğun. Bir müsait olsun, illaki olacak. Ben şimdi durduk yere 'ne zaman beni istemeye geleceksiniz' diyemem ki... evde kalmışım gibi!" Aslı, fırsatı kaçırır mı? Hemen atıldı söze: "Ayol turşunu kurmamıza az kalmış, sen hâlâ naz yapıyorsun! İnci Hanım, lütfen biraz hızlanın ama rica edeceğim beni de geçmeyin!" Gülüşmeler, şakalar geride kalırken kalbimde bambaşka bir gürültü kopmaya başladı. Heyecanlıydım, hem de nasıl... Ama bu heyecanın arkasına sinsice gizlenmiş devasa stres kütlesi vardı. Bu yaşıma kadar uçağa hiç binmemiştim. Şehirler arası yollarda ya otobüsün cam kenarında hayallere dalmış ya da arkadaşlarımla direksiyon sallayarak yolun tozunu yutmuştum. Zaten seyahatim bir elin beş parmağını geçmezdi. Şimdi ise demir yığınının içine girme fikri göğsümün tam üzerine ağırlık gibi çökmüştü. Kapalı alan korkusu mu demeliydim buna, yoksa istediğim an "İnecek var!" diyememenin getirdiği
1000Kitap
Kalbimin sessiz duası 74..
Allah’ım… Bugün sana kırılmış bir kalbin içinden sesleniyorum. Öyle büyük olaylarla değil belki ama yavaş yavaş yorulmuş, sessiz sessiz eksilmiş bir kalbin içinden… Çünkü insanı bazen tek bir acı değil, uzun süre güçlü kalmaya çalışmak tüketiyormuş. Herkese “iyiyim” derken kendi içinde çöküyormuş insan. Ve en kötüsü de; bunu kimsenin fark etmemesiymiş. Ben çok yoruldum Rabbim… Hep toparlayan taraf olmaktan yoruldum. Kimse üzülmesin diye kendi içime susmaktan yoruldum. İnsanların değişmesini izlemekten yoruldum. Birine alışıp sonra yabancı gibi kalmaktan yoruldum. Ve en çok da… İçimdeki o tarifsiz boşluğu kimseye anlatamamaktan yoruldum. Allah’ım… Bazı insanlar vardır; gider ama yokluğu uzun süre kalır insanın içinde. Bazı cümleler vardır; yıllar geçse de unutulmaz. Bazı hisler vardır; insanı gece olunca sessizce yakar. İşte ben bugün, içimde biriken bütün o yarım kalmış hislerle geldim Sana. Çünkü biliyorum… Ben herkese anlatamasam da, Sen içimde neyin eksik olduğunu biliyorsun. Rabbim… Bazen kendimi hayata geç kalmış gibi hissediyorum. İnsanlar bir yerlere ait olmuş, bir şeyleri başarmış, kalplerini dinlendirecek limanlar bulmuş gibi… Ben ise hâlâ içimdeki dağınıklığı toplamaya çalışıyormuşum gibi hissediyorum.
Duygular
Reklam
Reklam