Anıl Arda

Anıl Arda
@anilarda
bir an var
Heyecanlı bir insanı pasif direniş kadar çileden çıkaran bir şey yoktur.
Reklam
Verdiğin sonsuza dek senindir, Sakladığın ise ebediyete gitmiştir
“Belki de bulunca anlayacağım onu aradığımı”
Belki bir gün aynaya bakacak ve bize geri bakan orta karar, dik duran kuyruksuz maymundan hoşnut kalacak, derin bir soluk alıp düşüneceğiz: Tamam, yalnızız,öyle olsun. O gün belki de çok yakın. Belki de varlıkların doğasının tamamı, güvenilmez bir belirsizlikten, varoluşun topluiğne başında sağa sola sallanmaktan, kendimizi gıdım gıdım düzeltmeye, iyileştirmeye çalışmaktan ibarettir; tıpkı yaşamda, kendi boyutsuzluğumuzun sarsıcı, afallatıcı boyutunun çalkantılı ve dalgaların fırlattığı bir barış sunusu olduğunu anlamaya başladıkça yaptığımız gibi. O zamana kadar, terk edildiğimiz bu yalnızlıkta kendimize dikkatle bakmaktan başka ne yapabiliriz? Dikkat dağıtan, sonu gelmez büyüyen nöbetleri ile kendimizi incelemekten, kendimize aşık olmaktan ve kendimizden nefret etmekten, kendimizden bir tiyatro, bir efsane ve kült yaratmaktan başka? Yapılacak başka ne var ki? Teknolojide, bilim ve anlayışta kusursuzlaşmak, bir türlü söndürmediğimiz bir başarma, tatmin olma arzusu tutuşmak, (hala karşılık vermeyen) boşluğa bakmak ve yine de uzay gemileri inşa etmek, yalnız, kimsesiz gezegenimizin çevresinde sayısız tur atmak, yalnız, kimsesiz Ay’ımıza küçük keşif gezileri yapmak, ağırlıksız bir kafa karışıklığıyla ve mutat bir huşuyla bu tür düşüncelere dalmak. Zifiri karanlık bir odada ışıldak vurdugu bir ayna gibi parıldayan Dünya’ya dönmek ve buralardaki tek yaşam belirtisi olan telsizlerimizin cızırtısına seslenmek. Alo? Konnichiwa, ciao, zdraste, bonjour; beni duyuyor musunuz, alo?
Sayfa 39·Kitabı okudu
Reklam