Anıl C. Duran

Anıl C. Duran
@anilcanduran
Öğrenci
Üniversite
Ankara
9 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Zeberced Üzerine
10/10
·128 syf.··
2021 7. kitabı
YUSUF ATILGAN’IN ANAYURT OTELİ ADLI ROMANIN BAŞKARAKTERİ OLAN ZEBERCET’İN PSİKOLOJİK SORUNUN TEMEL SEBEBİNİN ALTINDA KİMLER VE NELER YATMAKTADIR ? Yusuf Atılgan, Türk Edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Pek fazla eser eser bırakmamış olmasına rağmen bize bıraktığı eserler onun sıradan bir yazar olmadığının en büyük kanıtı olarak görülmektedir. Bu yazıda bahsedeceğim” Zebercet” adlı karakter Yusuf Atılgan’ın “ Anayurt Oteli “ romanın başkarakteridir. Psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını işleyen roman kapalı ve biraz da karamsardır. Yusuf Atılgan, Aylak Adam adlı romanında olduğu gibi bu romanında da tekdüze yaşamı, iletişimsizliği, kopuk ve yozlaşmış toplumu ele alır. Zebercet karakteri yaşamın tükettiği insan tipi olarak bizlere yansıtılmaktadır. Zebercet, bu yaşam ve karamsarlık içinde tükenen bir birey olarak karşımıza çıkmaktadır. İşlettiği Otel ile bir bütün olmuş ve onunla aynı yazgıyı paylaşmıştır. Bu yazımda bunun neden, nasıl ve kimin yüzünden oluştuğundan bahsedeceğim. Zebercet ’in yaşadığı bunalımları ve bu bunalım sonrası değişimini ve değişimi sonrasındaki yaşadıklarını kitaptan örnekler vererek açıklamak için çaba sarf edeceğim. Zebercet, Anayurt Oteli’nin katibi ve işletmecisidir. Kendi halinde olan ve kimseye bir zararı olmayan biri olarak yansıtılır romanda. Askerden döndükten sonra tamamen Otelle ilgilenen biridir. Tek sıkıntısı çalınan havlular iken birden bire hayatına giren ve aşık olduğu “ gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın “ tüm dünyasını değiştirir. Kadına aşık olması, ona bağlanması ve sonunda çekip gitmesi ile karşılıksız bir aşkın esiri olması sonucunda belki de değişmek istemiştir. Bunu böyle kabul edebiliriz belki ama bu değişme isteğinin tek sebebinin bu olduğunu kabul etmemiz biraz
Edebiyat
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Reklam
YAKUP KADRİ´NİN TARİKAT ELEŞTİRİSİ : NUR BABA
Puan vermedi
YAKUP KADRİ´NİN TARİKAT ELEŞTİRİSİ : NUR BABA “Eti, kanı, asabı, bütün maddiyetiyle gören yalnız ruha ve dimağa değil musiki ve resim gibi insanın havasını istila eden bir eser” - HALİDE EDİP ADIVAR Edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu Türk romancılığına kazandırmış olduğu romanlara baktığımız zaman eleştirisel yaklaşımını fark etmekteyiz. Romanlarında işlemiş olduğu eleştirisel konular biz okuyuculara açıkça yansıtılmaktadır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu´nun yine romanlarına baktığımızda sağlam bir gözlemcilik detayı bizleri karşılar. Bu gözlemciliğin en büyük sebebi sanatçının Realizm akımından etkilenmesidir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, güçlü bir tekniğe sahiptir ve karakterlerini okurlarına çok iyi aktarmaktadır. Karakterlerini toplumsal koşullara ve tarihsel süreçlere bağlar. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, fikir yönüyle yüklü eserler vermektedir ve toplumun daha geniş çaplı sorunları ile ilgilenmektedir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu topluma bir eleştiri ışığı altında fikirler yüklemektedir. Nur Baba romanında da bu özellikleri görmekteyiz. Nur Baba romanında tekkelerin toplumda neden olduğu bozuklukları anlatmaktadır. Romanında tarikatlardaki bozulmadan bahseden Yakup Kadri Karaosmanoğlu aslında sadece Bektaşi tarikatına değil bozulmuş tarikatlara ve tekkelere eleştiri yapmaktadır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanın merkezine romanın da adı olan Nur Baba karakterini değil de Nigar karakterini koymaktadır. Nigâr, zengin ve soylu bir Osmanlı ailesinin genç ve güzel bir kadındır. Nigâr karakteri romanda iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Buna iki farklı yaşam şekli de
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,436 okunma
Ömer Seyfettin’in Nev-Yunanîlik Yorumu: Boykotaj Düşmanı
8/10
·884 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Nev-Yunanilik, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Yahya Kemal Beyatlı´nın 1912 yılında Batılı bir edebiyat grubu oluşturmaları sonucunda ortaya çıkan bir faaliyettir. Yahya Kemal Beyatlı, Türkiye´ye döndükten sonra öz şiire ulaşmak için Batılı edebiyatçılardan öğrendiği bir anlayışı şiirimize kazandırmak istemektedir. Bu yeni şiir için Eski Yunan medeniyetini klasik temellerden biri olarak esas almaktadır. Bu temelin seçilmesinde Anadolu´da yaşayan Türklerin Akdeniz Havzası medeniyetinden olduklarını ispat etme düşüncesi de vardır. Yahya Kemal Beyatlı ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu, benimsemiş oldukları bu eğilime Eski Akdeniz uygarlığıyla ilgili olduğu için Nev-Yunanilik ismini layık görmüşlerdir. Bu eğilimin ilk örnekleri ise Yahya Kemal Beyatlı´nın “ Sicilya Kızları” ve “ Biblos Kadınları” adlı şiirleri, Yakup Kadri Karaosmanoğlu´nun “ Siyah Saçlı Yabancı ve Berrak Gözlü Genç Kızın Sözleri” başlıklı yazısı olarak bilinmektedir. Bakıldığı zaman bu akım çok bir gelişme gösterememiş ve pek benimsenmemiştir. Ömer Seyfettin ise bu akıma olan karşı görüşünü belirtmek amacıyla ilk olarak dergisinde “ Yeni Lisan: Vatan Çocuklarına “ adlı yazısında Türkçülüğün en büyük savunmalarından birini yapmaktadır. Ömer Seyfettin bunun ile sınırlı kalmamış ve Yahya Kemal Beyatlı ile Yakup Kadri Karaosmanoğlu´nu resmen Yunan koruyucuları olarak kabul etmektedir. Ömer Seyfettin, yapmış olduğu bu eleştirilerle sınırlı kalmamış ve daha önemli ve daha büyük eleştirileri bulunmaktadır. Ömer Seyfettin bu konuda en büyük eleştirisini ise “ Boykotaj Düşmanı “ adlı hikayesini yapmıştır. Ömer Seyfettin`in Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile özdeştirdiği Mahmud Yusri adlı karakterin kendisini Türkçe konuşan bir Rum olarak görmesi ve hem çalışmalarını hem de yaşayış tarzını buna göre
Edebiyat
Ömer Seyfettin - Hikâyeler 1Ömer Seyfettin · Dergah Yayınları · 2020208 okunma
9/10
·208 syf.··
2021 2. kitabı
“Memlekette Tanzimat’la başlayan züppe ve köksüz insanla, memleket şartlarının yetiştirdiği hakiki münevver arasındaki farkı göstermek isteyen bir roman.” - AHMET HAMDİ TANPINAR Tanzimat döneminde Osmanlı toplumunda oluşan modernleşme çabası önemli boyutlara ulaşmıştır. Osmanlı Devleti bir takım yanlış politikalar ile batılılaşma adı altında yapmış olduğu yenilikler sonucu Osmanlı toplumunda alafrangalaşma hareketi başlamış ve Tanzimat Edebiyatı sanatçılarımızın eserlerinde “ Yanlış Batılılaşma “ konusunun işlenmesine sebep olmuştur. Aslında batılılaşma fikri Tanzimat sanatçıları için mantıklı bir hareketti. Batılı tarzda ürünler olan Roman, Tiyatro, Hikâye gibi türlerde birçok eserler verilmeye başlanmış ve edebiyatımız için yeni ve batılı adımlar atılmış. Ancak bunun yanında da batının “yanlış” yönlerinin alınmaması için büyük uğraşlar verilmiş ve bu doğrultuda edebiyat tarihimizin en önemli eserlerini halka sunulmuştur. Batı özentiliğini gerçekçi bir biçimde bizlere sunmayı hedefleyen Ahmet Mithat Efendi, Felatun Bey´i okuyucularına gösterir. Şahsı tanıtmak için bizlere aile yapısından bahsetmektedir. Felatun Bey´in nasıl bir kişiliğe büründüğünü babasının ona davranışlarından anlamaktayız. Ahmet Mithat Efendi romanın bu kısımlarında bize ailenin birey üstünde oluşturduğu etkiyi gözler önüne sermektedir. Felatun Bey´e karşı Rakım Efendi´yi örnek karakter olarak karşımıza çıkarmıştır. Rakım Efendi, ülkü değer ve çok çalışkan bir Osmanlı kişisi olarak yansıtılmaktadır. Çok masum biri olarak gösterip onu el üstünde tutma amacında değildir. Felatun Bey´in hayatının tam tersi bir hayat yaşayan Rakım Efendi, yanlış batılılaşmaya karşı önemli bir örnek olarak edebiyatımızda yer almaktadır. Bireyin davranışının aileden geldiği görüşüne dönecek olursak
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Kızıl Panda Yayıncılık · 202128,2bin okunma
KEMAL TAHİR´DEN İLK GERÇEK ANADOLU ROMANI “SAĞIRDERE”
8/10
·311 syf.··
2021 3. kitabı
1920´li yıllardan başlayıp Cumhuriyet Dönemini de kapsayan “Toplumcu Gerçekçi” yazarlar eserlerinde yabancılıktan kurtulmuş ve tamamen Anadolu´ya yönelmiştir. Anadolu insanının gerçeğini, toplumsal değişim ile yaşadıkları acıları bu romanlarda işlenmiştir. Bu tür eserlerde ideoloji ön plandadır. Sanatçılar özellikle Marksist düşünceleri benimsemişler ve eserlerini bu konu doğrultusunda işlemişlerdir. Marksist eleştiride bulunan sanatçılarımız, sanatsal eleştirilerini toplumun ekonomik yapısına değinerek vurgulamaktadır. 1950´li yıllarda Köy Enstitüsünden yetişen yazarlarımızın çabası ile köy olgusu daha da gerçekçi ve doğal bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Özü yansıtmak isteyen sanatçılar yabancılıktan bu şekilde uzaklaşmış ve kendilerini tamamen Anadolu´ya yönelmişlerdir. Yönelişin en önemli simalarından biri ise Kemal Tahir´dir. Kemal Tahir, Türk toplumunun temel özelliklerini ve gerçeklerini eserlerinde yorumlayıp işlemektedir. Tüm gerçekçiliği ile sorunları işlemeyi kendisine prensip edinmiştir. Kemal Tahir´in Marksist ideoloji ile tanışması ise Çankırı Cezaevinde samimi olduğu Nazım Hikmet sayesinde olmuştur. Kemal Tahir, bu tanışma sonrası Türk Toplumunu tarihini ve değerlerini ele alarak sanatını Marksist görüş çerçevesinde işlemiştir. Özellikle köy ile kentin arasındaki farklıkları ve bozuk toplum düzenini işleyen en önemli sanatçılarımızdan biri olmayı başarmıştır. “ Sağırdere” romanının, “ İlk gerçek Anadolu romanı” olarak görülmesinin en büyük sebebi bu özelliklere sahip olmasıdır. Kemal Tahir, romanın ana karakteri olan Kulaksızın Mustafa karakterini Marksist bakış açısı ile bizlere sunmaktadır. Aşırıya kaçmayarak tüm gerçekliği ve doğallığı ile konuyu ele almaya çalışması bu romanın İlk gerçek Anadolu romanı olarak nitelendirilmesine
SağırdereKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20061,019 okunma
Reklam