Anıl Stark

Ey Fin Gençleri, sizin vazifeniz Fin milletinin haysiyetini, şerefini yükseltmektir. Sevgili vatanımızı her alanda ileri taşımaya, her alanda refahını artırmaya gayret etmektir.
Reklam
Ama Brissenden her zaman bir muammaydı. Bir dervişin yüzüne sahip olsa da tüm benliğiyle bir şehvet düşkünü olduğunu saklamıyordu. Ölmekten korkmuyor, hayatla ilgili her şeye buruk, alaycı bir gözle bakıyordu; bununla birlikte ölüme yaklaşırken hayatın her zerresini seviyordu. Çılgınca bir turkuyla, yaşamak, heyecan duymak, bir keresinde söylediği üzere, “geldiği kozmik toz içinde habire kıvranıp durmak” istiyordu. Uyuşturucularla haşır neşir olmuş, yeni heyecanlar, yeni hisler peşinde koşarken birçok tuhaf şey yapmıştı.
…ormanda düşüne düşüne yürümenin, sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu, iyileştirmenin öldürmekten, sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu ve alçakgönüllülüğün yurtsever ya da yurt düşmanı naralardan daha iyi olduğunu anlamaya başlayacaksın.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Seni pek umursadığım yok, küçük adam. Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde, hepsini kendi imgendeki “normal” insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince; bu cinayeti işlemeni önlemek için seni ele almaya sana yaklaşmaya kalkıyorum.
Amaç, ona varmak için yürüdüğün yoldur.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Reklam