Eski ruhbilimciler, insandaki dış duyulardan başka, beş de iç duyu kabul ederlerdi. Bunlar bellek (hafıza), sezgi (vahime), imgelem (muhayyile), anımsama (müzekkire) ve düşünme (müfekkire) idi. Bu beş duyu, bir ortak duyuda (hiss-i müşterek) birleşirdi.
"Yavaşlık ile hatırlama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır," Kundera bununla ilgili bir örnek verir. Adamın biri sokakta yürüyor, unuttuğu bir şeyi hatırlamaya çalışıyordur. Bir an gelir, kendiliğinden temposunu düşürür. Başka bir adam da az önce yaşadığı utanç verici deneyimi unutmaya çalışırken farkında olmadan bir anda hızlanır, sanki az önce yaşadığı şeyden kaçmak istiyordur.."Yavaşlığın derecesi hatırlamanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır."
Belki de uydurduğumu ya da kurguladığımı sandığım öykülerin birçoğu gerçekte yaşayıp da unutmuş olduğum şeyler. Ya da tam tersi... Belki de her şey büyük bir anımsama ânından başka bir şey değil. Bunu kim bilebilir ki?
Sayfa 28 - Can Yayınları, Haziran 2014 Basım·Kitabı okuyor
Arabayı ne zaman hızlı kullansam her şey birbirinin aynısı gibi görünüyor, mesela tünellerden geçerken ya da otobanda hızla ilerlerken böyle oluyor. Gideceğim yere vardığımdaysa sanki hiçbir şey yaşamamış gibi hissediyorum. Hafıza zaman ve mekân farkındalığına bağlıdır. Oysa hızlı hareket eden bir aracın içinde zaman ve mekân algım köreliyor; yüksek hız hafızama zarar veriyor.
ruh hâlinizin ve çevrenizi hatırlayışınızın olayları nasıl yorumlayacağınızın duygusal tonunu, hatta olayların nasıl meydana geldiğiyle ilgili inançlarınızı etkileyebileceğinin farkında olmayabilirsiniz. Ama bu anıyı tekrar 'kaydettiğinizde' ve depoya geri koyduğunuzda, bunu farkında olmadan değiştiriyor olabilirsiniz.
Bir deneyimle ilgili anınızı anlattığınızda, bir arkadaştan, akrabadan veya bir terapistten duyacağınız yorum o 'dosyayı bir daha ortaya çıkardığınızda nasıl ve ne hatırladığınızı etkileyebilir.