10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Kitabın ismindende anlaşılacağı üzere Allah ile hüsnüzan bağımız ne durumda gerçekten Allah'a mı bağlıyız yoksa çöldeki serap misali sebepler aleminde yüzüyor ve o gercek sandiklarımıza mı bel bağlayıp kendimizi harap ediyoruz yalın ve samimi (yazarımız hayatından çokça anektot paylaşıyor) bir üslup ile yazılmış. İmtihanlar karşısında Allah ile bağımıza çok fazla dikkat çekmiş ve sabrederken Allah'ın kalbimize hoşnutluk vereceğine inanırsak Allah Teâlâ da bizim zannımız üzere olacaktır. Benim en çok dikkatimi ceken kısım Allah'ı nasıl sevecegimizi anlattığı bölümdü. Kitap bölüm bölüm Allah'ın isim ve sıfatlarını tefekkür etmeye, Allah'ın bizlere geçmiş ve şuanda verdiği nimetleri düşünmeye ve son olarakta kalbin ahirete bağlanması konularını işliyor. Okuyun okutturun. Vesselam
Din
Allah'a Hüsnüzan Beslemekİyad Kunaybi · İslambol Yayınları · 2025624 okunma
6/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:39
Fransız şair, matematikçi, dil teorisyeni, yazar #RaymondQueneau ‘dan #ZorluBirKış kitabı gerçekten zorlu bir okuma süreci yaşattı bana. Birkaç gördüğüm inceleme de aynı fikirde olduğundan gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki çeviri çok zorlayıcıydı. Roman bizi Birinci Dünya Savaşı’nın ortasına, 1916-1917 yılının o meşum kışına, Le Havre liman kentine götürüyor. Queneau burada savaşı cephedeki kurşunlarla değil, cephe arkasındaki insanların ruhlarındaki o boğucu bekleyişle anlatıyor. Kitabı okurken o liman kentinin rutubetini, soğuğunu ve her an bir şey olacakmış gibi hissettiren ama aslında hiçbir şeyin değişmediği o monotonluğu iliklerinizde hissediyorsunuz. Demokratik, mason ve Yahudileşmiş bir Fransa var. Lehameau’ya göre Fransa’yı çürümüşlükten ve düzensizlikten kurtarmak için gereken bir Alman Himayesi. Bernard Lehameau, başkahramanımız, 33 yaşında, yaralı bir asker, ayağı kırıldığı için aksamaya başlamış ve yürümek için bastona ihtiyaç duyuyor, bu süreçte çevirmenlik yapıyor. Saygıdeğer bir insan, sivil yaşamda oldukça yükselmiş bir memur, askerlikteyse savaş yaralısı ve belki de kahraman. Ama oldukça kötümser ve yabani. Annesi, ilk yengesi (abisi daha sonra tekrar evleniyor) ve karısı bir yangında hayatlarını kaybediyor. 13 yıl boyunca dul kaldığı süreçte eline kadın eli değmiyor. Bir gün tramvayda iki çocuğa rastlıyor Annette 14 kardeşi Polo ise 6-7 yaşlarında, bir başlarına okula gidip geliyorlar. Bu çocuklar ile bir bağ kuruyor Lehameau ve ablaları ile Madeleine (hafifmeşref bir kadın profili var) ile de tanışıyor. Onları sinemaya götürüyor birlikte vakit geçiriyor. Bir de ordudan sarışın ingiliz Helena var. Ona aşık oluyor, birkaç kez buluşuyorlar ama kadın bakire, bu devirde onunla evlenmeyi göze alamıyor ve zaten kadının tayini çıkıyor. Birkaç ay
Zorlu Bir KışRaymond Queneau · Sel Yayıncılık · 200325 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·192 syf.··
2026 161. kitabı
Gümüş Öpücük #okudumbitti Bende beklediğimden çok daha derin bir yerden yakaladı. Vampirli bir hikâye okuyacağımı sanıyordum; meğer kitabın asıl kalbi yas, yalnızlık ve “hayat normal akarken senin dünyan neden duruyor?” hissiymiş. Zoe’nin annesinin hastalığıyla baş etmeye çalışması, bir yandan babasının içine kapanıp evin içini sessiz bir boşluğa çevirmesi… Okurken sık sık “tam da böyle olur” dedim. Çünkü bu kitap duyguyu dramatize etmiyor; aksine o gündelik ağırlığı, insanın boğazına oturan o suskunluğu çok gerçek bir yerden anlatıyor. Simon’un hikâyeye girişi ise tam anlamıyla “kapının çalınması” gibi: hem merak uyandırıyor hem de içeri girince her şeyin tonu değişiyor. Simon, Zoe’ye parlak bir kurtarıcı rolüyle gelmiyor. İkisi de zaten kırık yerlerinden tanışıyorlar. Zoe yaşamın sıcak tarafını temsil ederken Simon’un içinde uzun yılların karanlığı var. Aralarındaki çekim romantik bir “büyük aşk” gösterisinden çok, kısa bir anlığına bile olsa anlaşıldığını hissetmenin verdiği o sarsıcı yakınlık gibi. Ve evet… “gümüş öpücük” sahneleri hem şiirsel hem de ürpertici; tam olması gerektiği gibi. Kitabın atmosferi ayrıca çok etkileyiciydi: sokaklar, gece hissi, tehdit duygusu… Şehirde dolaşan katil meselesi hikâyeyi diri tutuyor ve “sadece duygusal bir okuma” olmaktan çıkarıp gerilim damarını da besliyor. Üstelik vampir mitini yumuşatmadan anlatması hoşuma gitti; burada vampirlik süslü bir aksesuar değil, karakterin iç çatışmasının gerçek bir parçası. Simon’un “iyi” tarafını sevmek isterken, doğasının gölgesi hep orada duruyor. Bu ikilik kitabı daha unutulmaz yapıyor. Annette Curtis Klause’un kalemini çok sevdim. Dili akıcı ama aceleci değil; duyguyu bir cümleyle yakalayıp büyütmeyi biliyor. Sayfalar ilerledikçe hem kalbim sıkıştı hem de tuhaf bir şekilde sakinleştim;
Gümüş ÖpücükAnnette Curtis Klause · Karakedi · 20104 okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:03
Çok şükür ki sonunda kitabı bitirdim! Öncelikle 280 sayfalık bu kitabı bitirdiğim için kendimi tebrik ediyorum. Çünkü demagoji ile dolu bu kitabı okumak eziyet gibiydi. Şu ana kadar hiçbir kitap hakkında bu kadar sert bir yorum yapmamıştım ama bu çalışma bir istisna olacak gibi görünüyor. Çünkü birisinin görüşlerine katılmamak, onları eleştirmek ayrı bir şey iftiraya varacak çarpıtmalarla demagoji yapmak ayrı bir şey. Söz konusu eser bir de doktora tezi olduğu için bu durumdan daha da rahatsız oldum. Çünkü akademi dediğiniz yer kendi tezinizi akademik bir şekilde savunduğunuz veya eleştireceğiniz bir konuyu, kişiyi vb. delilleri ile beraber hakkaniyetli bir şekilde akademik olarak eleştirdiğiniz bir yerdir. Yazar ise 'bağlamcılar' diye isimlendirdiği bir grubu eleştirirken birçok kişiyi ve fikirlerini aynı kefeye koyup görüşlerine objektif ve geniş bir yer vermeden kendi ön kabulleri ile okuyucuya sunup sonra da acımasızca eleştiriyor. Kitapta bu duruma çok fazla rastlasak da en fazla dikkatimi çeken bir örnek üzerinden anlatmak istiyorum. 67. sayfada yazar diyor ki: ''Nitekim bunun sonucu olarak Cabiri Kur'an'ın sarih beyanlarına rağmen kimi çelişkili rivayetlerden yola çıkarak elimizdeki mushafta bazı ayet ve surelerin bulunmadığını iddia etmekte, hatta Hz. Osman dönemi Kur'an tedvini sırasında bazı yanlışların yapılmış olabileceğini söylemektedir.'' Öncelikle şunu söyleyelim ki söz konusu pasajda Cabiri'den hiçbir alıntı yapmadan kullandığı kaynakların çelişkili olduğunu söylemek akademik bir yaklaşım değildir. Kendi fikrini doğrudan okuyucuya genel geçer bir olgu gibi sunuyor. Bu zaten kitap boyunca çok gördüğümüz bir şey. İkinci olarak bu cümlenin dipnotunda belirtilen kaynak bende var ve daha önce okudum. Merak edip söz konusu sayfayı açıp baktım ve kesinlikle
Kuran Yorumunda Bağlamın SınırlayıcılığıMehmet Bağçivan · Diyanet İşleri Başkanlığı · 20221 okunma
Puan vermedi·187 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:57
Şimdi benim yapabileceğim,sinirimi bozan 3 büyük ciddi eleştiri var. Fuzuli hoca şüphesiz Türkolojiye çok büyük katkı sağlayan, önemli araştırmaları olan bir hocamız. Lakin 1.Kitabın özellikle sonuç kısmında feminist araştırmacıların yanlı olduğu ve gender meselesine yanlı yaklaştığı ama erkek araştırmacıların da konuyu araştırmalarıyla daha sosyolojik çıkarımlarda bulunulduğu iddiası var. Bu ilk olarak akademik anlamda korkunç bir önyargının, genellemenin ve mansplaningin bir örneği. Elbette sadece gender değil herhangi bir konuya yanlı yaklaşan ve bunu bir ideolojinin çatısı altında yaptığını iddia eden bir sürü kişi var ama sapla samanı ayırt etmek bu kadar zor olmasa gerek. Öyle içselleştirilmiş bir kadın düşmanlığı ve erkek kutsiyeti var ki, feminist araştırmaları sosyolojik saymayıp ancak erkekler araştırınca sosyokültürel çıkarımlarda bulunabildiğine işaret etmiş hoca. İnanılmaz rahatsız edici bir bakış açısı, asıl YANLI olanın bu bakış açısı olduğunu söylemekte fayda var. 2.Kadın şamanlarının güçlü olması ya da ilk şamanın kadın olabilmesi ihtimalinin kuvvetinin yanında, bunun sebebini kadının "kadın" olmasına bağlamış hoca. Bu şamanların toplum içinde saygın ve yetkin görülmelerinin sebebinin doğurganlık olduğunu işaret etmiş ama bu kadın şamanların bilgi ve yetilerinin bu saygının sebebi olabileceği konusu oldukça üstünkörü geçilmiş. Kaldı ki hem niçin ilk şamanın kadın olabileceği sorusu doğurganlıkla ilişkilendirilmiş hem de kadın şamanların doğum yaptığında güçlerinin azaldığına dair inanıştan da söz edilmiş. Bu durumda ikinci anektot ilk analizle çeliştiği için tekrar gözden geçirilmesi yerinde olurdu. 3.Kadın şamanların azalması ve erkek şamanların yoğunlaşmasında ataerkilliğin etkisine değinilmiş fakat bununla ilgili esaslı bir sosyolojik inceleme
Türk Kültüründe Kadın ŞamanFuzuli Bayat · Ötüken Neşriyat · 2015369 okunma
Khaled Hosseeini - Ve Dağlar Yankılandı
Puan vermedi·410 syf.··
2026 5. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci eseridir, ilki Uçurtma Avcısı'ydı ve kurgusal anlamda kendine daha çabuk bağlayan bir eserdi. Bunda geri dönüşlerle esere bir aura yerleştirmeye çalışmış ancak bu geri dönüşler savruk ve naçizane amatörce yapılmış diyebilirim. Ayrıca birden fazla hikayeyi birbiriyle ilgili noktalardan birbirine bağlaması kendi adıma diğer esere göre okuma keyfini bir tık azaltmıştır. Yazarın eserlerinde dikkatimi çeken şeylerden biri Afganların Mevlana sevgisidir. Eserde Ankara'dan ve Kuğulu Parktan da bahsedilir. Benim için vasatın bir tık üstünde bir eserdi. Özellikle doktor Marcos, Timur ve İdris'le ilgili kısımların esere neden eklendiğini anlamadım hatta olay örgüsündeki birçok karakter ve olay esere adeta hacim olsun diye eklenmiş gibiydi ancak tabi ki bunu eski romanlardaki gibi amatör bir tarzda yapmaz, kendini bir şekilde okutur. Eser babaları Sabır'ın, Peri ve Abdullah isimli çocuklara bir hikaye anlatmasıyla başlar. Çocukların annesi Peri'yi doğururken vefat etmiştir ve üvey anneleri vardır. Babaları yoksul bir gündelikçidir. Üvey anneleri çok ilgili olmadığı için Periyi neredeyse Abdullah büyütmüştür ve ona çok düşkündür. Dayıları Nebi çocukları ve babasını çalıştığı Vahdati ailesinin yanına getirir. Abdullah burada olacakları anlar ve ağlar, periyi evlatlık vereceklerdir. Bu Abdullah'ı çok sarsar. Buradan çocukların babası Sabır ve üvey anneleri (aynı zamanda teyzeleri) Pervane'nin çocukluklarına inilir. Pervanenin Masume adında bir ikizi vardır, Pervane oldukça çirkinken Masume bir o kadar güzeldir ve Sabır da dahil herkesin ilgisi onun üzerindedir. Ancak Pervane'nin gözü de daima Sabır'dadır. Masume Sabır'la evlenir ve Peri'yi doğururken ölünce kardeşi Pervane Sabır'ın karısı olur ama bu kısımlar savruk dediğim geri dönüşlerle oluşturulmuştur.
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma