Daş yuxular
Puan vermedi·161 syf.··
2025 14. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 19:37
"İndiyə qədər oxuduğum kitablar arasında mənə Əkrəmin bu yazısı qədər pis təsir edən, mənfi emosiyalar yaradan bir yazı olmamışdı və mən olduqca təəssüf etdim ki, Əkrəm Əylisli belə bir yazı yazıb..." — Azərbaycan Respublikası Baş nazirinin müavini Elçin Əfəndiyev. "Kimsə deyir ki, Əkrəm müəllim Azərbaycanı aşağılayır. Əksinə, o, Azərbaycanı daha da ucaldır."— Qarabağ münaqişəsi başlayandan sonra Azərbaycanı tərk etmək məcburiyyətində qalmış erməni jurnalist Aleksey Manvelyan. "Daş yuxular" rekviyem romanını oxuyarkən başda bəzi bəyənmədiyim, səhv gördüyüm hissələri seçib qeyd ettim. Ancaq oxumağa davam edəndə gördüm ki deyəsən bütün kitabı qeyd etməli olacam. Əkrəm Əylislinin qələmindən oxuduğum ilk əsər olduğu üçün onun üslubuna hakim deyildim. Bu əsərdə işlədilən üslubü və hadisə aparıcıllığını çox bəyəndim. Əsər də elə buna görə yaxşı başlayır (kitabın mövzusundan qeyri olaraq). Hadisələr insanı özünə çəkir oxuduqca oxumaq istəyirsən. Hətta ilk 40-45 səhifədəki mövzuda belə böyük problemlər gözümə çarpmadı. Di gəl ki kitabın ardı elə deyilmiş. "Әylisin ermәni әhalisinin nәinki gözlәmәdiyi, ümumiyyәtlә ağıllarına belә gәlmәdiyi halda, Әdif bәy başda olmaqla 30-40 türk atlısı bütün evlәrin qapısını döyür, ermәniyә dә, müsәlmana da bildirir ki, bәs, barışıq olacaq, bu sәbәbdәn hamı yığışsın filan ermәninin hәyәtinә. Camaat deyilәn yerә yığışır, türk әsgәrlәri müsәlman vә ermәnilәri ayırıb hәr topanı hәyәtin ayrı tәrәfindә sıraya düzür. Qәfil hardansa әmr eşidilir: “Atəş”. Dörd bir tәrәfdәn hәyәtә cuman türk әsgәrlәri ermәnilәri güllәboran elәyirlәr. Çoxu yerindәcә qәtlә yetirilir, yaralananların, nәfәsi üstündә olanların başını ya xәncәrlә üzürlәr, ya da birәbir süngüdәn keçirirlәr. Qırdıqların elә hәyәtdә, bağçada xәndәk qazıb üstünü torpaqlayırlar. Tövlәdә, evdә
Daş YuxularƏkrəm Əylisli · Aegitas · 202322 okunma
"Üzülme anne, ben varım, ben oğlun..."
10/10
·442 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2025 12:06
Ah ben üzülmeye nereden başlasam? Kitabın bittiğine mi bitmesiyle birlikte serinin sonlanmasına mı yoksa öyle hüzünlü bir sonla bitmesine mi? Neyse her güzel bir şeyin sonu olduğu gibi bu güzide serinin de sonuna geldik. Canım Con o adımı atıp hiç başlamasaydı bu güzellikten mahrum kalacaktık. İyi ki de kalemini konuşturmuş. Bu cümleleri daha çok son bölümlerin ve son sözün etkisiyle yazacağım sanırım. Ayrıca son eser olduğu için mi yoksa gerçekten ilk kitaptan beri daha da güzelleştirerek buralara geldiğinden mi bilmiyorum ama bu kitabın hissiyatı ve yeri çok başka. Yazarımızın bu olmuş ama neden ve nasıl olmuş sorularını kendisine sormakla kalmayıp düstur edinip bir eser kaleme alarak bizleri de aydınlatmasına minnettarız. Her detayıyla ilmek ilmek işlenmiş nadir rastlanan olayları satırların arasına iliştirerek bizi özel hissettirmiştir. Kitabın içeriğine gelecek olursak genel olarak Sakarya Savaşı'nı, Büyük Taarruz'u ve Lozan Anl. ele almış gibi görünse de serinin en hacimli eseridir. Diğer eserlerinde de olduğu gibi oldubittiye getirilmeden olaylar ve durumlar her açıdan ele alınmıştır. Meclis tartışmaları, muhalifler, yandaşlar, dış devletlerle ilişkiler, basına yansıyan haberler, kahraman askerlerimiz ve vatandaşlarımız, Yunan zulmü, halkın mücadeleye olan yaklaşımı, M. Kemal ve anıları, özellikle flashbacklerin satır aralarında sırıtmadan yoğrulması, yol arkadaşları ile aralarındaki sohbetler, ailesi ve daha niceleri.... En etkileyici ve duygu yüklü kısmı ise Zübeyde Hanım ile olan ilişkisi. Sarışın Bozkurt'umuzun kapanmaz yarasını yazarımız öyle bir ele almış ki okurken sayfaların gözyaşlarım ile ıslanmasına engel olamadım. Bu kumarı kim kazandı kim kaybetti bilmiyorum ama umarım gittikleri yerde mutlulardır. Çokça teşekkürler Con Sinov Yarının Adamı 5 - Halaskâr Gazi
1000Kitap
Yarının Adamı 5 - Halaskâr GaziCon Sinov · Masa Kitap · 0220 okunma
Reklam
Düşüş | Albert Camus
Puan vermedi·104 syf.··
2024 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2024 00:00
02/12: – "Toplum onun tabiatına özgü içten yalınlığı bir ölçüde bozdu" (* Egoist istenç ve toplum ahlakının çatışması) •] Toplumu monoton yaşantı üzerine örgütlenmiş olarak ele alıyor Camus. Temiz (* Toplumun normlarına göre) yaşam: İş, Aile, Örgütlenmiş boş zaman – "Her şeyde aşağı yukarıyızdır." (* Her ilişkide, sosyal olsun iş hayatında olsun, izafi bir hiyerarşi mevcut) –* "Hitlerci kardeşlerimiz" tabirini kullanması, mutlak suçluluğu doğru bulmamasından kaynaklı olabilir •] Bir yandan sisteme çarklık görevlerini yerine getirirken bir yandan da bunlara anlam yüklemeye çalışıyordu insanlar. (Bkz. Varoluşçuluk) –* Köprüden uzak duruyordu Clamance. Çünkü köprü, seçim gerektiriyordu: Ya adamın arkasından atlayacaktın (* Diğerkamlık) ya da yadsıyacaktın (* Egoizm, Bireycilik). Absürdizm'in Don Quixote ve La Palisse'e karşı tutumu buydu işte. 03/12: –* Yargıçları çekirgelere benzetmesi ve bunlarla istilalarına rağmen diyaloğa geçen kişiler olması, zira güçlüler ve onlara yaranmak onların geçimini sağlıyor, sistemi ayakta tutan ana unsur gibiydi. Clamance da burada Camus'nün istediği bir konumdaydı: Avukat. – "Zevkleri bazen bencillik adı altında, kendimizi yatıştırmak için mahkum edermiş gibi yapsak da mutluluğun burada yattığını biliriz." (* İnsanın reddedilemez bencil doğası) •] Camus'nün vurgulamak istediğine paralel olarak kitaplarında ana karakterler hep anlayışlıdır. * "Erdemin artık yalnızca kendisiyle beslendiği en yüce nokta" dediği de bu olsa gerek – "Sabırsızlık (* İlgi eksikliği, az zamanda olabildiğince çok haz elde etme ve marjinallik istenci) insanı nahoş aşırılıklara götürebiliyordu." – "İnsan böyledir... Kendini sevmeden başkasını sevemez" (* Dostluk, yakınlık; çıkar ilişkisinden öte geçmez) –* Camus'nün tabiriyle "Aperatif"ler, bana öyle
Felsefe-Düşünce
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma
10/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2023 54. kitabı
Herkese merhaba Bu akşam sizlere muhteşem bir gizem, gerilim,polisiye kitabının yorumu ile geldim. İzmir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Sanat Tarihi bölümünde okuyan Batuhan, Emre, Suna ve Berrin "Asr-ı Muhteşem" olan projenin sahibi Ali Oktay'ın özel daveti üzerine İstanbul'a gelirler. Emre ve üç arkadaşı o akşam ilk katıldıkları sergi açılışında böylesi ne mükemmel bir organizasyonla ağırlamaktan büyük bir heyecan içindedirler. Güzel bir gece geçiren bu dört genç biran önce bu gecenin bitmesini ve İzmir'e dönmeyi istiyorlardır. Ama bilmedikleri bir gerçek vardır. Ali Oktay bey kaldığı otel odasında öldürülmüş olduğunun haberini alırlar. Gecenin sonuna doğru bu haberi alan gençler için artık İzmir'e dönmek hayal olacaktır. Ve işlenen tek cinayette Ali Oktay'ın cinayeti olmayacaktır. Okuduğum bu kitap tek kelime ile muhteşemdi.Olayların döngüsü harika ötesiydi. Çözemediğim siyah kedinin gizemiydi. Devam kitabının olması ve katilin kim olduğunu bilmiyorum ve onuda 2.kitap ta öğreneceğiz inşallah. Üstelik kitabın sonunda Emre'nin yaşadığı olay çok çok üzüldüm. İlk kitabın sonu gerçekten beklenmedik ve etkileyiciydi. Hiç beklemediğiniz olaylarla karşılaşacaksınız. @anl.srmsk kitaba bayıldım. Okumak isteyen, merak eden herkese kesinlikle tavsiyedir #denizvekitapkurdu Alıntı . . ...Renkler. Saysanız belki yirmi yahut otuz tanesinin adını biliyorsunuz, bir milyon farklı renk tonundan. Ancak içlerinden sadece biri benim için bir daha çok şey ifade ediyor: Kırmızı.Hun kırmızısı.. Haya ve yalnış arasında ince bir çizgi vardı. Hata doğrudan sapar,yalnış ise doğruya yaklaşmazdı bile. Lav ateşi erişemez.
Kırmızıyı AramakAnıl Sarmaşık · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık(KDY) · 202016 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2023 69. kitabı
Kafka, Roth, Musil, Zweig, Schnitzler’den derlenen beş öykü. Adı üzerinde: Ana tema “Ölüm.” . Adalet çarkının dişlilerinde “Adil olun!” nidaları, hayatın anlaşıl(a)madan ya da anl(a)madan tüketilmesi; fedakarlık, bencillik, korku ve ikiyüzlülük, bu kitaptan çıkardığım sonuçlar. Yani #okuyun
Avusturya'dan Ölüm BeşlemesiArthur Schnitzler · Ayrıntı Yayınları · 201958 okunma
Stewan zveig
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 00:00
GECE yarısı New York'tan kalkıp Buenos Aires'e gidecek olan büyük, buharlı yolcu vapurunda, hareketten önceki son saatin olağan mesguliyeti ve hareketliliği hüküm sürüyordu. Limanda bulunan misafirler, arkadaslarıı yolcu etmek için itisip kakısyor, sapkaları başlarından kaymıș telgrafçı çocuklar, yolcuların bulunduğu salona doğru birtakım adları bağırarak kosuşturuyordu. Valizler ve çiçekler sürükleniyor, orkestra ara vermeden güverte gösterisine devam edip müzik çalarken çocuklar da meraklı bir sekilde merdivenlerden bir asağı bir yukarı kosusturup duruyorlardı. Yan basımızda iki ya da üç kez keskin bir flas patladığı esnada -ki görünüșe göre tam kalkıstan önce bir ünlünün röportajı yapılacak ve fotoğrafarı çekilecekti- ben de bu gürültü patrtının biraz ötesinde üst güvertede bir tanıdıkla sohbet ediyordum. Arkadasım o yöne doğru bakıp gülümsedi. "Gemide ellerine nadir bulunan bir kus, Czentovic düşmüs." Bu açıklama üizerine, hiçbir sey anlamamış bir yüz ifadesi takındığımda arkadasım açıklama yaparak konuyu bağladı. "Mirko Czentovic, dünya satranç $ampiyonu... Bütün Amerika boyunca, doğudan batıya koşuşturarak turnuvalara katıldı ve simdi de zafer elde etmek için Arjantin'e gidiyor.' ○ esnada bu genç dünya sampiyonuyla ve hatta roket gibi yükselen kariyeriyle ilgili bazı ayrıntları hatırlasam da benden daha dikkatli ve ilgili bpir gazete okuyucusu olan arkadasım tüm bu ayrıntıları bir seri hâlindeki anekdotlarla tamamlayabilecek kapasitedeydi. Czentovic, bir yal kadar önce beklenmedik bir çlkışla Aljechin, Capablanca, Tartakower, Lasker, Bogoljubow gibi kendini kanıtlamıs ustaların yanında yer almisti. 1922'de New York'taki satranc turnuvasında ortaya çakan yedi yasındaki mucize çocuk Rzecewski'den bu yana tanınmamıș birinin anlı anl satrang loncasına bu ani giriși,
1000k
SatrançStefan Zweig · Koral Yayınları · 2016279,4bin okunma
Reklam