Puan vermedi·360 syf.·
2026 175. kitabı
Bu gün Hakan Günday'dan okuduğum Az kitabından bahsetmeye çalışacağım. Çok fazla yeraltı edebiyatı okumayan biri olarak, Hakan Günday ile ilgili olumlu yorumlarla karşılaştıkça kendisiyle tanışmaya karar verdim. Bu yorumda kitabı ne kadar anlatmaya, ne kadar beğendiğimi ifade etmeye çalışsam da kurduğum cümleler yetersiz kalacaktır. Yani en baştan şunu bilin ki bu kitap benim anlattığımdan çok çok daha güzel. Çünkü spoiler vermeden, kitap da geçen olayları sizlere anlatmadan kitabın ne gibi hisler uyandırdığını ifade etmek çok zor. Okumaya başlar başlamaz 11 yaşında bir kız çocuğunun terör bölgesinde yaşamasının, eğitim görmesinin ne kadar zor olduğu üzerine kurulu bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm. Fakat olaylar öyle bir yöne doğru aktı ki yazarın kurgu beceresine, oluşturduğu olaylar zincirine hayran kaldım. Aşiretler, cemaatler, çocuk gelinler, tecavüzler, ölümler, mazoşist ilişki içerisinde olanlar derken müthiş bir kitap okuyorsunuz. Kitap iki karakter üzerine kurulu, ikisinin ismi de Derda, biri kadın biri erkek. İlk bölümde kadın olan Derda'nın hikayesini okuyorsunuz ve inanın bu bölümde her sayfada kendinizi çok rahatsız hissedecek, yutkunmakta zorlanacaksınız. 11 yaşında evlendirilen, defalarca tecavüze maruz kalan, şiddetin ve vahşetin içerisinde yaşayan Derda bize bu dünyada ne kadar kötülüğün olabileceğini gösteriyor. 2. bölümde ise açlığın, sefaletin içinde yaşayan, okuma yazma bilmeyen, mezar temizleyerek ekmek parası kazanmaya çalışan Derda'nın(erkek) hikayesini okuyoruz. Bu bölümde Derda sırf Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ını okuyabilmek için okumayı öğreniyor. Oğuz Atay'ı o kadar sahipleniyor, o kadar seviyor ki Oğuz Atay'ı zamanında anlamayan, onu insanlara tanıtmayan gazeteci ve yazarlardan intikam almaya çalışıyor. Bu bölümleri okumak bir Oğuz Atay
İnceleme
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Puan vermedi·165 syf.··
2026 45. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:32
Ali Şeriati, kitaplarının başında mutlaka “Sizi rahatsız etmeye geldim”, cümlesiyle başlar. Hakikaten de rahatsız eder haddi aşanları, dini kendi heva ve heveslerine uydurmaya çalışanları, dini çıkarları için kullananları, Aydın dediğimiz insan, akıllı, kavrayış sahibi ve düşünen insan demektir. Sınırlı ve durgun olmayan, donuk düşünmeyen, aydın ve açık düşünen, kendi zaman ve konumlarını, ülkelerinin durumunu ve toplumlarında gündeme gelen meseleleri ayırt eden, analiz edebilen, akıl yürütebilen ve başkasını anlatabilen insanlar “Aydın”dırlar. Fakat bütün bu meseleler, önünde durmasına, hayatında ve toplumunda gündeme gelmesine rağmen bunları anlamayan, hayatıyla irtibatlı olduğunu bilmeyen, kendi durumuyla sebep-sonuç ilişkisi olduğunu görmeyen, kendisiyle doğrudan alakalı olduğu halde alakalı olmadığını söyleyen kimse Aydın değildir. Kitapta bu ifadeler fazlasıyla mevcut. Bütün bunları ülkeler ve toplumlar nezdinde çok güzel bir şekilde ifadelendirmiş. Ali şeriatı insanı sömüren batıya düşmandı. Bu kitabında da bunu dile getirmekten çekinmemiş.
AydınAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 2013466 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·325 syf.··
2026 43. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:17
Bu kitap çoğu kişinin söylediği gibi sadece “IQ yükselirse ne olur?” hikâyesi değil benim için. Daniel Keyes aslında bir insanın bütün halini anlatıyor: zihnini, duygularını, geçmişini ve en çok da yalnızlığını. Charlie’yi okurken şunu çok net hissettim: aslında iki Charlie var. Biri dünyayı tam anlamayan ama bu yüzden daha az acı çeken Charlie. Diğeri ise her şeyi daha iyi anlayan ama bu yüzden daha çok yalnızlaşan Charlie. Zekâ arttıkça hayat kolaylaşmıyor, tam tersine bazı şeyler daha ağır hale geliyor. Çünkü farkındalık arttıkça insan geçmişini de daha net görmeye başlıyor. Ve Charlie’nin en büyük kırılması da burada başlıyor zaten. Benim için kitabın en önemli tarafı şuydu: Zekâ öğretebileceğimiz bir şey ama sevgi, bağ kurmak ve anlaşılmak bambaşka bir yerden geliyor. Bunlar sadece bilgiyle oluşmuyor. Deneyimle, insanla, ilişkiyle büyüyor. Charlie’nin hikâyesi bana şunu düşündürdü: Bir insanın değeri IQ’suyla ölçülmez. Hatta bazen en önemli şey zekâ değil, duygularını nasıl kurabildiğin. Algernon ise bana hep Charlie’nin geleceğini gösteren bir gölge gibi geldi. Ve hikâyenin sonunda bırakılan çiçekler de sadece bir fareye değil, aslında kaybolan bir şeye bırakılıyor gibiydi. Bu kitap benim için olaylardan çok hissiyatı kalan bir kitap oldu. Bitince aklımda cevaplardan çok sorular kaldı. Algernon'a Çiçekler
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Olay örgüsü anlamayanlar için Spoiler İçerir
10/10
·304 syf.··
2026 10. kitabı
Spoiler içerir Kitabı çoğu kişi anlamaz ya da anlamadığını da anlamaz bunun sebebi yazarın okuyucuyu dolaylı olarak manipule etmesi. 2 olay var yazar sanki 2 olay aynı zaman diliminde olmuş gibi anlatıyor. 1.Olay Nesilden nesile geçen istismar ve sadizm üzerine kurulu bir kötülük var. 1940'larda çocuk manipule edilir kötü biri olur sonra buyur sonra 3 gun boyunca bir çocuğu kaçırır istismar eder o çocukta buyur 13 yaşında kızı kaçırır 15 yıl tutsak eder istismar eder, kız kaçar ve otobanda bulunur. Bulundugunda katotonik olur. Doktoru Bayan Green. 2.Olay ilk sonrasının hemen ardında başlar 13.yasinda kaçırılan kız 15 yıl sonra bulunur bulunduğu günler de Mila kaçırılır. Gizli bir yerde hafıza ve bilinç bozucu İlaç verilerek onun sanki 13 yaşında olan kızmış gibi düşünmesi sağlanır. Mila kendine geldiğinde hafızası doğru şeyleri hatırladığında tekrar ilaç verilir Tam 1 yıl boyunca buna maruz kalır. Sonunda hafızası tekrar yerine geldiğinde tekrar ilaç verilecekken tutsakliktan kaçar. Doktoru Bay Green. Yazar iki farklı zaman diliminde olan olayları aynı zamanda yaşanmış gibi yapıyor son 30 sayfada bu anlaşılıyor. Yazarın bu tuzağını anlamanın en net yolu, biz okur olarak Gekonun Lidoyu ziyareti esnasında Mila'nın günlerdir ortada görünmediğini fark etmek. Anlamayan olursa yorum atsın tartışalım. Suflör doğrudan dahil olmuyor gibi oluyorsa biri aydınlatırsa sevinirim. Açıkçası yazarın bu davranışını sığ buldum, fakat buna cesaret etmesi, kitabın başım yılında deep webin popüler olmasını eklemesi hele korku unsurunu kilisede ki hademenin videosunu bularak vermesi şahane olmuş, tam olarak korkunç bir tasfirdi. Yazar çok güçlü ya da kitaplar bir ekip tarafından yazılıyor gibi duruyor . Ya da yazar aşırı ozguvenli. Tipik polisiyeler gibi değil bu seri, psikoloji
Labirentteki AdamDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 202539 okunma
Suflörün Taktikleri
10/10
·464 syf.··
2026 9. kitabı
Ağır spoiler Okuma İlk kitapta suflör ne yapabilir insanların içinde ki kötülüğü ortaya çıkarıp ölüm makinelerine çevirir bunu görüyoruz daha karanlık ve tempo yüksek bir eser, bu kitapta işe suflör insanları değil iyi amaçla kurulmuş bir sistemi nasıl kotucul hale getiriyor bunu görüyoruz. insanları yok edip yeni hayata başlatan bir sistemi nasıl kotucul bir hale getiriyor, bunu nasıl başarıyor görülüyor daha çok felsefi ve psikolojik bir eser. Kayıp olanlar kendi istekleri ile yeni hayata ulaşıyor suflör işe bu sistemi görüp kayıp olmayı yeni hayatı secenleri bulup ölüm makineleri haline getiriyor. Yorumlarda bazıları Gerekli kötülük ve kötülük hipotezini karıştırmış ya da kendince yorumlamış. Gerekli kötülük: iyi amaç için düşük kötülük getirmedir. Ameliyat oluruz etimiz kesilir bu kötüdür Ama hastalık yok olur bu çok iyidir. Sonuç olarak bu kötülük yapılmalı ki daha büyük iyilik elde edilmeli. İnsanları ortadan yok edip yeni bir başlangıç yapmalarını sağlayan sistem, insanlar yok oluyor yeni bir hayata fanteziye kavuşuyorlar bu onlar için iyi ama çevreleri içi kötü insanlar üzülüyor haber alamıyor. Kötülük Hipotezi: Kötülük insanın tabiatında vardır uygun ortam bulduğu her yerde ortaya çıkar. Onu ötekileştirmek kendini kandırmaktır. İnsanların ortadan kaybolduğu yeni hır başlangıç yaptığı harika sistemi Albert keşfedip kaybolanları Gerçek hayata döndürüp Cinayet makinesi haline getiriyor. Harika bir sistemi bozuyor. Aç kalırsam ölürüm, uçağım alp dağlarına düştü yiyecek yok herkes hayatta, yiyecek olarak zayıflar seçilir öldürülür. Ugun ortamda kötülük hipotezi ortaya çıkar. Normal şartlar da psikolojik rahatsızlığı olmayan birisi yamyamlık yapmaz. Kafası karışan anlamayan olursa yardımcı olabilirim.
Kötülük HipoteziDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 2021116 okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "BABAMDAN KALAN CÜSSELİ POŞETLER ODASI" //ALINTILAR #Issız bir adaya düşsem Kendimi yanıma almam Palmiye ağaçları saf güneş falanmidemi yakıyor Aramızda sekiz yüz yetmiş yedi kilometre var Şiir yılıyla ölçsem Bir dakika uzağımdasın... #Cama yansıyan buğularla kaybedeceğiz parmak izlerimizi, Boyun otopsinde bulunacak dudaklarım... #İnsan doğduğunda değil, rahme düştüğünde başlar zamana yenilmeye... #Sizin poşetlerinizi babanız aldı Benim poşetim babamdan kaldı... #Düğün salonlarında çalan son müziktim Ve boş sandalyelere oluyordu konserim... #Saçlarının kuşları var Herkes de sanıyor Sana özel esiyor rüzgar... #Kadında boy veren her erkek boğulur #Çok düğümlü bir ipim,uçurum manzaralı... # Senin sayende kalp reytingim, nabzımın tavanlarında... #Kaç tur attırdı acaba kainata gülüşün... (Şu cümlenin ağırlığını hangi sevda kaldırabilir azizim...) #Soydum yara kabuklarımı, Attım poşete Kollarım parıldıyor güneşte, Sizin rengarenk neşeleriniz vardı Ve sormadınız poşetinde ne var? Neden böyle çok yıpranmış diye... (Sonra hayatından insan çıkarınca sen suçlu oluyorsun. Hatrımı sormadan halimden anlamayan, nasıl elimdeki poşet kadar değerli olsun vesselam. ) //KİTAP HAKKINDA
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 20265 okunma