Bir tarafta kadim ve yarım Anadolu, diğer tarafta yoksulluk, geçim derdi ve ülkede bitmek tükenmek bilmeyen karamsar hava... Öylesi bir zamanda yapılacak en güzel şey tabiki memleketin adeta vesikasını çekecek ölçüde anekdotlar yazmak olurdu. Burdaki en güzel hikayeleri belirli zamanlarda gerçekçi ve güçlü kalemiyle, konuşturmuş adeta. Ayrıca, Yazarın dillere pelesenk olan "başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma." dizesini, bir memleket özelinde; yıllardır süregelen sorunlar için söylediği aşikar. Anadolu, onca haksızlığa, yolsuzluğa, savaşlara, kalleşliğe, alicengiz oyunlarına dayanan; geçim derdiyle boğuşan halkın avazı olan her biri belki de bir romanın ayrı konusu olacak büyüklükte olaylar yaşanan, büyük ve kadim bir coğrafyadır. İyi ki bu coğrafyayı bizlere kalemleriyle aktaran memleketten bi'haber olmayan üstadlar var.