Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2026 86. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 08:46
2025 Goncourt Ödülü sahibi Laurent Mauvignier ile tanışma kitabım. Ardında hiçbir açıklama bırakmadan bu dünyadan göçen bir ruhun melodramı. “Her ölüm erken ölümdür,” ü diline pelesenk etmiş, gidenin ardından bıraktığı boşluğun etrafında hatırlayışın ve unutuşun geri dönüşsüzlüğünde eprimiş ruhlar. Herkes bu dünyadan göçenin ardından onu hatırlamaya çalışıyor şimdi. Bakışını, tepkilerini, cümlelerini, hatta o an gelene dek anlamladıramadıkları sessizliğini… Bölük pörçük, ara ara, parça parça hatırlanılanlar… İnce ama seçici geçirgen bir tabaka gibi. Tolstoy’un Anna Karenina’sına selam olsun. “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.’’ Onlardan Uzakta, birbirlerinin ruhlarına dokunamayan, anla(şıla)mayan, kırık -dökük cümlelerini bile paylaşamayan bir ailenin suçluluk, yas ve geç kalınmıştık üzerine dokunaklı sesi… Her demin trajedisi… Sessizliğin gürültüsünü işitemeyen tüm kulaklara… Onlardan Uzakta
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026132 okunma
Dur! Bağımlı olan sen misin o mu?
Puan vermedi·208 syf.··
2026 5. kitabı
Hiç düşündünüz mü? Hareketlerine anlam veremediğim, aynı evde birbirimizin yabancısı olduğumuz bu çocuk benden doğma, eşimden olma olan değil mi? ​Benim evimde, benim soframda büyümedi mi? Peki neden şimdi aynı dili konuşamıyoruz? ​Bu çocuk ne oldu da ekranlara benim yüzümden daha çok bakar oldu? Halbuki doğduğunda en çok aradığı yüz bendim. Peki o beni ararken ben ne ile meşguldüm, neye bakıyordum? ​Yoksa bağımlı olan ben miyim? ​Bağımlılık nasıl başlar? Modern çağda nelere ve nasıl bağımlı hale geldik? ​Çok uç örneklerle bağımlılık bilimini ve bağımlılık kapanlarını kapsamlı bir şekilde irdelemek ve kendimize ayna tutmak için hadi sevgili ebeveynler, hadi canım yol arkadaşlarım bu kitabı da okuma listemize dahil edelim mi? ​Her ebeveynin önce kendi kişisel savaşını verip sonra da çocuğunun yolunda ışık olması dileğiyle...
1000Kitap
Dopamin ToplumuAnna Lembke · Diyojen Yayıncılık · 2025108 okunma
Reklam
10/10
·296 syf.··
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:28
Siyonizmin dünyanın başına nasıl bir bela olduğunu, gayet sade ve anlaşılır bir dille, kaynakları ile anlatan bir kitap. Kitabı okumadan önce de İkinci Dünya Savaşı ile ilgili özellikle Yahudi soykırımı hakkında verilen rakamların tam olarak gerçeği yansıtmadığını, gaz odaları ve insanların cesetlerinin yakılıp sabun yapma konusunun tartışmaya açık olduğunu biliyordum. Kitapta beni en çok şaşırtan kısım Anna Frank'ın Hatıra Defteri ile ilgili yazılanlar oldu. Kitabı okudukça neden Amerika ve Avrupa'da yasaklandığını çok daha iyi anlıyorsunuz. Tarihe ilgi duyan ve araştırma -inceleme türünde eser okumayı sevenler için tavsiye ediyorum. Yazarın diğer tüm kitaplarını da kütüphaneme katıp sabırsızlıkla okumayı bekliyorum.
İsrail Mitler ve TerörRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2019390 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:38
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf tarafından 1929’da yayımlanan feminist bir deneme kitabıdır. Kitabın temel tezi: “Bir kadının kurgu yazabilmesi için parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.” Buradaki “oda” kelimesi sadece dört duvarı olan fiziksel bir alandan ziyade ekonomik özgürlük, zihinsel bağımsızlık, toplum tarafından kabul görme ve yaratıcı alanı simgeler. Peki kadının kurgu yazabilmesi için neden bir odaya ihtiyacı vardır? Bunun cevabı aslında çok basittir: Kadının tarih boyunca eğitim ve ekonomik imkânlardan mahrum bırakılması, edebiyat dünyasındaki erkek egemen yapı, kadın yazarların görünmezliği, yaratıcılık için özgürlük ve maddi güvence gerekliliği, toplumsal cinsiyet rolleri ve daha fazlası. Woolf kitabında bunu çok güzel bir örnek ile özetler. Woolf, Shakespeare’in bir kız kardeşi olduğunu düşünür ve onun Shakespeare ile aynı yeteneğe sahip olsa bile toplum yüzünden başarılı olamayacağını anlatır. Bu örnek tarihsel eşitsizliği göstermek için kullanılır (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. basım, s. 44). Bu durum yalnızca edebiyat dünyasında değil, sanatın farklı dallarında da görülmüştür. Örneğin müzik tarihinde Maria Anna Mozart, yeteneğine rağmen kadınlara dayatılan toplumsal koşullar nedeniyle Wolfgang Amadeus Mozart’ın gölgesinde kalmıştır. Bu örnekler gösteriyor ki kadınların tarih boyunca geri planda kalmasının nedeni yetenek eksikliği değil, onlara tanınmayan imkânlardır. Virginia Woolf bu eserinde yalnızca bir gerçeği dile getirmekle kalmaz, kadınların var olabilmesi, üretebilmesi ve kendi seslerini duyurabilmesi için gerekli olan alanı da görünür kılar. Bu yönüyle Kendine Ait Bir Oda, geçmişi anlatırken bugüne de ışık tutan güçlü bir eser olmayı sürdürmektedir.
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202648,2bin okunma
Anna Karenina
9/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Anna Karenina, okuduğum en etkileyici klasiklerden biri oldu. İlk başlarda karakterlerin fazlalığı nedeniyle biraz zorlandım ancak ilerledikçe hikâyenin içine tamamen çekildim. Tolstoy, karakterlerin duygularını ve yaşadığı iç çatışmaları o kadar gerçekçi anlatıyor ki kendinizi onların yanında hissediyorsunuz. Anna’nın aşkı uğruna verdiği mücadele, toplumun baskıları ve yaşadığı yalnızlık beni derinden etkiledi. Özellikle insanların dışarıdan görünen hayatları ile iç dünyaları arasındaki farkı çok başarılı bir şekilde işlemiş. Levin karakterinin hayatı sorgulaması ve mutluluğu arayışı da romanın en sevdiğim yönlerinden biri oldu. Bu kitap bana insanların kararlarının hayatlarını nasıl değiştirebildiğini ve gerçek mutluluğun ne kadar karmaşık bir konu olduğunu düşündürdü. Her ne kadar kalın bir kitap olsa da verdiği duygu ve düşüncelerle okunmaya kesinlikle değer.
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
9/10
·192 syf.··
2026 9. kitabı
𐙚 𝕄𝔼ℝℍ𝔸𝔹𝔸 𐙚 𝙽𝙰𝚂𝙸𝙻𝚂𝙸𝙽𝙸𝚉? 𝙽𝙴𝙻𝙴𝚁 𝚈𝙰𝙿𝙸𝚈𝙾𝚁𝚂𝚄𝙽𝚄𝚉, 𝙲𝙰𝙽𝙸𝙼 𝙾𝙺𝚄𝚁 𝙰İ𝙻𝙴𝙼? Bugün size DOKUZ YAYINLARI ‘ndan çıkan canım yazarım,ablam @nazanarisoy_ 'un enfes kaleminden #mavikirpiklikadınvera kitabının yorumu ile geldim... #kitabınkonusu Nâzım Hikmet Ran, Türk edebiyatının dünya çapında tanınan, Türk şiirinin en önemli temsilcilerinden biridir. Siyasi görüşleri nedeniyle hayatının büyük bir bölümünü hapishanelerde ve sürgünde geçirmiştir. Buna rağmen edebiyatımıza unutulmaz eserler kazandırmıştır. Nâzım Hikmet'in şiirleri kadar yaşadığı aşklar da yıllar boyunca merak konusu olmuştur. ​Mavi Kirpikli Kadın: Vera da Nâzım Hikmet’in hayatının son döneminde tanıştığı Vera Tulyakova ile yaşadığı büyük aşkı anlatan biyografik bir romandır. Bir tarafta gençliğinin heyecanını taşıyan “mavi kirpikli kadın” Vera, diğer tarafta ise ömrünün son yıllarını yaşayan “mavi gözlü dev” Nâzım Hikmet... 1955 yılında Moskova’da yolları kesiştiğinde Nâzım 53, Vera ise henüz 23 yaşındadır. Vera o dönemde evli ve bir kız çocuğu (Anna) dünyaya getirmek üzeredir. Nâzım Hikmet ise o yıllarda kendisine hem doktorluk hem de yoldaşlık yapan, hayatını düzene sokan sevgilisi Galina Kolesnikova ile birlikte yaşıyordur. Nâzım, Vera'yı gördüğü andan itibaren ona hayran kalmıştır; ama Vera, aralarındaki otuz yaş farkı ve mevcut hayatları nedeniyle uzun süre mesafesini korumuştur. Nâzım ise geri adım atmayıp Vera'ya duyduğu hisleri saklayamayacak noktaya geldiğinde tüm naifliğiyle ona açılmıştır. ​Nâzım, Vera’ya duyduğu aşkla adeta yeniden doğmuştur. Sağlığı kötüye gidiyor, kalbi yorgun olmasına rağmen Vera onun gençlik aşısı olmuştur. Onun için Türk edebiyatının en güzel aşk şiirlerinden biri olan "Saman Sarısı"nı yazmıştır. Şiirde Vera'dan hep "saman sarısı saçlım, mavi kirpiklim" diye bahsetmiştir. Nâzım'ın
Mavi Kirpikli Kadın VeraNazan Arısoy · Dokuz Yayınları · 202527 okunma
Reklam
Reklam