Fyodor Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanında hafızalara kazınan, insanı iliklerine kadar sarsan o muazzam sahne şöyle canlanır. Açıklamayı oku; Sefalet, aileyi dipsiz bir karanlığa gömmüştür. Sarhoş bir baba, veremden ciğerleri sökülen bir üvey anne ve açlıktan ağlaşan küçük kardeşler... Ailesini bu cehennemden çekip çıkarmak, bir lokma ekmek bulabilmek için Sonya, ruhunu lime lime eden, onu derin bir suçluluk ve tiksinti girdabına sürükleyen o yola sapmıştır: Fahişeliğe. Kendini feda etmiştir ama içindeki o saf, temiz inanç sönmemiştir. Raskolnikov, Sonya’nın o döküntü odasına gider. Onunla konuşur, ruhundaki o devasa yırtığı, o kor gibi yakan acıyı dinler. Ardından doğrulur, Sonya'nın gözyaşlarıyla sırılsıklam olmuş yüzüne bakar ve ansızın, sarsıcı bir hareketle genç kızın önünde diz çöküp ayaklarını öper. Sonya dehşet içinde, yüzü solmuş ve kalbi korkuyla sarsılmış bir halde geri çekilir: "Ne yapıyorsun? Benim gibi bir günahkârın önünde mi diz çöküyorsun?!" Raskolnikov, başını kaldırır ve insanlık tarihinin en ağır, en asil cevabını verir: "Ben senin önünde diz çökmüyorum Sonya; ben, tüm insanlığın çektiği o muazzam acının önünde diz çöküyorum."
Edebiyat
Türk çobanı ve anadolu İnsan, başkalarından önce kendi eksik ve  kusurlarını görürse, nefsinin kibir ve gurura kapılarak bencilleşmesine engel olur. İmam Gazali İç Anadolunun uçsuz bucaksız bozkırları bize tarihi ve kültürüde birlikte anlatır o uçsuz bucaksız bozkırlarda insanın attığı her adım mutlaka kendisini geliştirip nefsinin gurur ve kibirden kurtuluşu içindir Peygamberimiz SAV elbette her nebi ve peygamber mutlaka çobanlık yapmıştır hakkı verilerek her iş bir ibadettir o Nebi peygamberlerin yaptığı çobanlıkta onları Allah Tealaya yaklaştırmış bencillikten korumuştur nefislerini arındırmıştır çobanlık anadolunun uçsuz bucaksız bozkırlarında en çok yapılan meslektir faruk nafiz çamlıbel tarafından adlarına türkü bile yazılmıştır çoban çeşmesi diye o uçsuz bucaksız bozkırlarda hangi çoban amcamızı ziyaret ederseniz edin mutlaka sizi dev çoban köpekleri karşılar bu çoban köpeklerinin bir türüde sürüler sağa sola savrulurken o yavru kuzuları anne koyunları koruyan emanete sahiplik eden nefsini bencillikten arındırıp gerekirse bir kurt ile kapışarak canını feda eden şehitlik mertebesine erişen kangal köpeklerimizdir evet anadolu coğrafyası insana kusurlarını gösterir bencillikten arındırır kim kusurlarını bırakıp nefsini terkederse onu baş tacı eder Türk çobanlarından öğrenilecek nede çok hissemiz var düşünen ibret alır sürüsünü korur kuzularını terketmez
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bazı cümlelerin altını dolduramıyorum. Mesela;yas, herkesin içinde başka bir isimle yaşar. Kiminin aklına bir anne gelir. Kiminin bir baba. Kiminin yarım kalmış bir aşk. Kiminin artık arayamadığı bir dost... Aynı cümleyi okuruz ama hepimiz başka birini özleriz. Belki de bu yüzden yas üzerine söylenen hiçbir söz tam değildir. Çünkü her kayıp biraz kendine özgüdür. Her özlem başka bir hikayenin içinden geçer…
Duygu ve Düşünce
“Bazılarına göre yaş farkı büyük evlilikler daha çok yürüyormuş gibi görünebiliyor. Ama gerçekten öyle mi? Bunun birkaç sebebi olabilir: 1-Bazıları boşanmak istese bile boşanamıyor. 2-Bazıları ayrılmayı düşünüyor ama sonra vazgeçiyor; manipülasyona uğrayabiliyor veya cesaret edemeyebiliyor. 3-Bazıları, partnerinin kendinden büyük olmasını olgunluk olarak algılayıp farkında olmadan bir baba/anne figürü eksikliğini kapatmaya çalışabiliyor. Bu kişiler bazen ilişkilerine eleştiri getirenleri “çocuk” olmakla suçlayabiliyor. 4-Maddi güvence de bir etken olabiliyor. 5-Bazıları kendi yaş grubunda bulamadığı ilgiyi daha büyük bir partnerde bulduğunu düşünebiliyor. 6-Bazıları büyük yaştakini otomatik olarak daha olgun sanıyor ve yaş farkının sorunları çözeceğini düşünüyor. Oysa benzer yaş grubunda sağlıklı bir ilişki kurmak da mümkündür. 7-Bazıları büyük yaştaki kişileri daha çekici, karizmatik veya güven verici bulabiliyor; kendi yaş grubunu ise çocukça görebiliyor. 8-Bazı ilişkilerde şiddet, tehdit veya baskı nedeniyle kişi ayrılamıyor olabilir. 9-Bazıları uyum sağlama adına sürekli fedakârlık yapıp kendi yaşını ve kendi dönemini yaşayamıyor olabilir. 10-Çevresinde bu tarz ilişkiler yaygınsa, bunu normal bir ilişki modeli olarak görebilir.
1000Kitap
"Ben sevince annem gibi rengarenk reçeller dizerdim kalbimin raflarına, bilmezdim ki annemin yaşantısındaki renkliliğin yalnızca raflarda dizili kavanozların içinde olduğunu."
Alıntı
Merhaba anne ben oğlun Cahit, Bana her gece *"üstünü açma üşütürsün"* demiştin. Keşke bir gece de *"kalbini açma üzülürsün"* deseydin.. Cahit Zarifoğlu