di’li gecmis zamanda bircok resim
hep gülümsüyorsun
aklının ortasında mavi bi yıldız varmıs gibi
ve o yıldız karanlık bir subat aksamında
durmadan soluyormus gibi
**
artık butun uzgun oluslarımın adı
anne
Çünkü anne, kız çocuğunun gelecekteki kendini, kız çocuğuysa annenin kaybettiği benliğini gördüğü bir aynadır - annem, beni, ne kaybettiğini bilmek istemediği için mi görmüyor acaba? 
O dün fotoğrafları, senin yalnızlığını yüzüne vuruyor mesela. O mükemmel kahvaltı sofrası, senin hızlıca geçiştirdiğini Simit çayı aşağılıyor. Sonra başkasının tatili senin evden çıkmamanı yargılatıyor, dostluk pozları senin yalnız kahveni acılaştırıyor. Ya da başkasının anneliği sana kendini yetişemeyen anne gibi hissettiriyor. Onun mükemmel okul etkinliğinde çocuğu için sütler yaparken paylaştığı fotoğraf, senin çocuğun ayırmadığın zamanı hatırlatıyor. Başkasının gittiği ama senin gidemediğine o sana kendini başarısız zannettiriyor.
Bu anlamsız panik içini daha fazla kaydırmaya başlıyorsun ve her kaydırma daha fazla”Niye benim hayatım böyle değil “sorusu içinde büyümeye başlıyor. Yanlış sorular sorup doğru cevaplar ararken de kendini kaybolmuş hissediyorsun işte.
Zamanla kendi haddimizi beğenmez oluyoruz. Başkalarının Photoshop’lu, gerçek dünyasından kendimize bakıp kendi gerçekliğimizi filtrelerliyoruz. Ya sonra? Filtreli hayatımız bizi tatmin etmeyince daha iyisini aramak adına daha çok tüketiyoruz. Korkunç bir döngü bu.”
Ey kutlu anne günaydın
Ey doğan çocuk günaydın
Kabaran deniz
Günaydın
Koşan muştu kölesi günaydın
Günaydın bütün insanlar
Günaydın yeryüzünün yüz akı müslümanlar
Günaydın
Kur’an Cebrail
Günaydın
Sûr İsrafil
Günaydın başbuğlar
Fatih Suresi’nin
Gerçekleştirimi ordular