"Olağanüstü kayıplar yaşayanların acıya dayanabileceğinin kanıtı annem. Aisha'nın bu gece gördüğü,televizyonun önünde kıpırtısız oturan kadın değil genellikle. Ama öyle anlarım da oluyor"
Benim annem hayal etmeye bile yeltenmediği yeni bir hayat için vaktin geçtiğine,gençliğinin geçtiğine,ömrünün geçtiğine birdenbire inanan;
oysa hala genç olan;
hala aşk yaşayabilecek olan;
hala aşk yaşamaya hakkı olan ama sahip olduğu hakkı kabul edemeyen,başka türlü bir kadındı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bilemezlerdi benim geleceğimi. Onlar bir çocuk istediler ama ben geldim! Dünyaya en az değeri veren insan. Onlar normal bir çocuk istediler, eğitim görüp, meslek sahibi olacak, gururlanacakları. Ama ben geldim. Bilemezlerdi bir canavarı büyüttüklerini. Onların suçu değil. Ve benim onlara acı çektirmem vicdanen yasal değil. İşte bu yüzden sadece onları düşündüm. Başka kimseyi değil. Ölmelerini arzuladım. Benim dönüştüğüm adamı görüp üzülmemeleri için. Ailemin evindeki yatak uyuyabildiğim nadir yerlerden biriydi. Ama ben kan kustum oraya. Bilemezlerdi...
Annem bilemezdi dünyanın sonunu doğurduğunu...
"Açıkçası çok heyecan vericiydi, efendim," diye cevapladım ama hızlıca ekledim: "Fakat en çok annem için endişelendim. Onu kurtarırken ki hızınız - birinin bu kadar hızlı hareket ettiğini hiç görmedim."
Kahkaha attı. "Aşk bir erkeğe bunu yapar. Bunu bir gün kendin de öğreneceksin."
"Bu onu güldürcek, zaten hasta biri için de gülmek kadar iyi bişi yoktur. Annem her sabah yarım saatçik bile ossun gönlünce gülmenin tifüslü birini bile iyileştirceğini söylüyo."
Anlayacağınız ben şanslı olanlardandım, bana iyi geceler öpücüğü veren annem ve de bir babam vardı; ikisi de bana düşkündü. Ayrıca bana zenginliği ve fakirliği anlatan, iyi kaderi aşılayan ve hep diğer insanları düşünmem için yalvaran; büyüyüp iyi değerlere sahip bir insan, dünyaya faydalı bir birey olayım diye benimle ilgilenmeleri, beni eğitmeleri için özel öğretmenler ve bakıcılar kiralayan üvey bir kız kardeşim, Jenny de vardı. Şanslılardandım. Tarlalarda, fabrikalarda ve bacalarda çalışmak zorunda olan çocuklar gibi değildim.
Yalnız, bazen şu diğer çocukların arkadaşları var mı acaba diye merak ederdim. Eğer varsa, o zaman, benim hayatım çok daha rahatken tabii ki haddimi bilip onlarınkini kıskanmasam bile onlara ait bir şeye göz koyardım: arkadaşlarına.