Puan vermedi·152 syf.·
2026 5. kitabı
Çok beğenerek okuduğum bir öykü kitabı oldu Annem, Kovboylar ve Sarhoş Atlar. Öykülerin hepsi çok güzeldi, o yüzden favorim yok. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Dağılıp giden aileler hakkında bu kitap. Her öyküde ailenin başka üyesi oluyorsunuz, baba, kız, oğlan, anne. Bazen babaya, bazen anneye sitem ediyorsunuz. İlk birkaç öyküden sonra biraz ara verdim kitaba çünkü okuduklarım ağır geldi, canımı acıttı. Çok iyi yazılmış, akıcı, hiçbir yeri fazla olmayan öyküler bunlar. Ne betimlemeler fazla, ne de virgüllerle arka arkaya gelen cümleler. Her şey kararında ama iyi anlamda.
1000Kitap
Annem, Kovboylar ve Sarhoş AtlarPolat Özlüoğlu · İthaki Yayınları · 2022404 okunma
8/10
·110 syf.··
2026 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 00:00
"Bugün annem öldü ya da dün bilmiyorum." Şu şekilde başlayan bir kitaptan ne beklersiniz. Yani çok hoştu kitabı okurken ana karakterimizin düşüncelerini gerçekten hissedip anladım. Eksik bir şey yok ama her zaman daha iyisi olur o yüzden 10 vermiyorum.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma
Reklam
Spoiler! Raskol'un iç dünyasına baktım, buyurmaz mısın?
10/10
·849 syf.·
2026 88. kitabı
Kitabı okumadım... Petersburg şehrinde gezinen bendim. Kutu gibi odada kaldım; kapıyı açmak için yatağımdan kalkmama gerek kalmayacak kadar küçük bir odada... Üniversite öğrencisiydim. Kendi dünyamda, hiç kimseyi almadan yaşadım; yaşamak denirse... Parasızdım fakat bunu dert etmiyordum. Çünkü elimdeki son kuruşları dahi yardıma muhtaç insanlara veriyordum. Bu onları sevdiğim için değil, o an onu yapmak istediğim içindi. Aileme karşı sürekli bir borç altında kalıp minnet duyguları beslemek yoruyordu. Bir şeyler yapmalıydım ama bunu üstümdeki pejmürde elbiselerle yapmak ağırıma gidiyordu. Dilenebilirdim, evet, evet dilenmek... Ama kibrim buna müsaade etmiyordu. Kimseden karşılıksız bir şey almaya alışkın değildim. Bu, onların alanıma girmesini kolaylaştırdığı için buna müsaade edemezdim. Çünkü ben özel bir ruhtum... Belki de ruhum, Napolyon'un evrimleşmiş hâliydi. O benim durumumda olsa acımadan kılıcını savurur, öldürür ama sorgulanmazdı. Çünkü o bir kahramandı. Neden ben de kendi zihnimin imparatoru olmayayım ki? Zihnim, para kazanmaya çalışmadığı kadar kusursuz bir cinayet planı yaptı(!). Evet, çünkü o iğrenç bir kadındı. Ölmeyi hak ediyordu! Boşuna oksijen masrafı! Yeryüzünden bir pisliğin gitmesine neden olmak! Ahh, harika... Bunu ancak benim gibi yüce düşünceler sahibi biri yapabilirdi... Yaptım da... Ama hayır, hayır! Duraklamam pişmanlık gibi görünmesin. Pişman değilim. Yine olsa yine o baltayı alabilirim... Ama bu hezeyanlar da neyin nesi?.. Ahh, bu halüsinasyonlar! Nefret ediyorum. Herkesten nefret! Yaşadığım gerçekler hiç de hayalimdeki gibi tatminkâr değil... Neden beni suçlu görüyorsunuz? Bir adamı öldürmek madem suç, peki içkiye sarılıp da ailesini yok eden zihniyet? Bu da bir cinayet değil mi? Svidrigaylov gibi arzularının peşinde
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Tepsideki Melek / Esra Kahya
10/10
·215 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:33
​Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; bizi kendi çocukluğumuzun tozlu odalarına, o odalardaki nesnelerin gizli diline götürür. Esra Kahya’nın Tepsideki Melek romanı, tam da böyle bir yüzleşme ve hatırlama metni. Yazar, bizi melekli tepsilerin, Süreyya siluetli çay tabaklarının, marley döşemelerin ve içlerinde adeta sır gibi saklanan porselen süslerin olduğu o koca vitrinlerin dönemine, yani kolektif hafızamızın tam kalbine yolculuğa çıkarıyor. ​O dönemlerde çocuk olan hangimiz eşyalarla konuşmadı, hangimiz kapı çizgilerindeki budaklardan canavarlar türetmedi ki? İşte bu yüzden, romandaki Güliş yabancı bir karakter değil; hepimizin çocukluğunun birer parçası. Güliş biziz. Kimimizde vitrini canavar gören o hayalperest çocuk, kimimizde babasını kaybettiği için acısını helvaları balkondan dökerek sessizce haykıran o sızı, bir diğerimizde ise merdivenden komşu terliklerini fırlatan o hırçın ama aslında sadece "görülmek" isteyen ruh... Esra Kahya, hepimizin içindeki o yaralı çocuğu Güliş’in şahsında ete kemiğe büründürüyor. ​ ​Güliş: Romanın sadece başkahramanı değil; adeta çocukluk yaralarımızın kolektif bir simgesi. Esra Kahya, Güliş figürü üzerinden okura şu evrensel gerçeği fısıldıyor: Kırılmış bir çocukluk, yetişkinliğin en ağır yüküdür. "Annem bazı zamanlar çok güzel severdi.Ona sarıldığım an,ait olduğum yeri bilirdim.Ona sarıldığım an,annemin tenini hissettiği an durulur,dinilerdi.Böyle zamanlarda sarılmak sonsuz olsun isterdim."Oysa Güliş annesine nasıl da aç ,onun sevgisine nasıl da muhtaç. ​Aydın: Bir adamın, bir kadını ve hayatı nasıl naif, nasıl "güzel" sevebileceğinin ete kemiğe bürünmüş hali olarak çıkıyor karşımıza. Sevginin gürültülü değil, şifalı ve onarıcı bir eylem olduğunu Güliş’e ve okura gösteriyor. ​Nevra: Nazenin bir çiçekken hayatın
Alıntı
Tepsideki MelekEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2025199 okunma
Rüyasında Beni Arıyormuş
4/10
Bu kitabın bu kadar sevilmiş olması, kitabın sonundan daha büyük bi ters köşe bence. Kitap sırf entirika dolu olsun “Ayy şu sır ne acaba?” diyelim diye milyon tane laf kalabalığı ile dolu, sıkıyor. Ayrıca kurgusu çıkmaz sokak. Bu manasız rüya zımbırtılarının ana olay örgüsünü bu kadar etkilemesini istememiştim ama oldu. Sonunu da okurken bir noktadan sonra gayet tahmin etti, bayık bayık bakarak dedim ki şimdi kesin bu buna öteki de şuna geçmiştir (Sihirli Annem izledim, basit bu numaralar). Sevimli hayalet Casper’ı veya dediğim gibi Sihirli annemi izleyebilirsiniz bu kitabı okumak yerine.Hem nostaljik falan yani. Cümlelerimi bu kitaba bir şarkı atfederek sonlandırmak isterim: Rüyasında beni arıyormuş Güçlüyüz ve bunu biliyorsun Sen vazgeçtin bizden Tek sen kaybettin cidden (to Louise,Adele)
Gözlerinin ArdındaSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 20181,346 okunma
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:50
Ahhh Vidar! Göz yaşlarımı tutamadım sonunda sana nasıl üzüldüm anlatamam. Benim de 3.5 yaşında bir kızım var şimdi onu daha da sarıp sarmayalacağım ona daha özenli davranacağım. Annelik kendinden önce bebeğini düşünmekti ve gerçekten bazı insanlar anne olmamalı. Herkese ayrı sinirlendim babana, annene, ablana. Kelimeler düğüm düğüm… Birisi kardeşlerime kızdığında karşında panter kesilirdim o yüzden Tora’ya da ayrı sinirliyim annem bile olsa benim kardeşime kimse öyle davranamaz. Toraa ne seni ne de anneni affedebilirim
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026988 okunma
Reklam
Reklam