Puan vermedi
Momo, Eski bir fahişenin oğludur. Annesi ve babası onu yıllar önce başka fahişelerin de çocuklarına bakmak için bir nevi çocuk evi işleten Madam Rosa ya vermişlerdir. Romanımız esasen bu Momo nun büyüme ve Madam Rosa nın yaşlanma süreçlerine paralel olarak 2 karakter üzerinden ilerliyor ve belirli bir konusu yok. Göçmen olarak, annelerinin mesleklerine gösterilen dışlanma olarak , köken olarak , din olarak sadece maddi değil birçok manevi duygudan yoksun olarak büyümeye çalışan çocukların hayatlarına sokuyor bizi yazar. Özellikle Momo, diğer arkadaşlarından farklıdır, fazla hassas fazla duyarlıdır. Algıları o kadar açıktır ki romanın uzun bir kısmında Momo nun 10 yaşında olduğu bilgisi verilmesine rağmen buna okur olarak inanması zor geliyor. Bu anlamda tam bir yeraltı edebiyatı. yeraltı edebiyatından beklediğimiz, yeraltı edebiyatın bize verdiği o karamsar, o rahatsız edici hayat bu kez on yaşında bir çocuğun cümleleriyle bizi aktarılıyor. Aslında çok sert detaylara tanık Olmamıza rağmen, Momo'nun cümleleri bizim adeta içimize işliyor. Momo'nun içinde o kadar çok sevgi o kadar çok duygu var ki, onu yere aktarmak için kimseyi bulamıyor, ve sokaktan bir köpek Buluyor ve tüm ilgisine tüm sevgisini bu köpeğe gösterebiliyor ancak. Sevgisi o kadar dahicidir ki köpeğine daha iyi bakacak birine bulduğu zaman, hiç tereddüt etmeden köpeğine ona verir, verir diyorum çünkü köpeği alan kişinin verdiği parayı çöpe atacaktır Momo. fahişelik, ve fahişe kavramı, Roman içinde kendilerini kıçlarıyla savunan insanlar olarak tanımlıyor, daha doğrusu bu Momo'nun tanımı. Hatta fahişeleri En iyi anneler olarak görür, çünkü çalışma aralarında, kısıtlı zamanlarda sadece çocuklarını ilgi gösterip ve vakit geçirmeye çalışırlar. Zor bir hayattan kendine Şemsiyeden arkadaş yaparak, hayalinde
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 20095,8bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 56. kitabı
Selam Size, @fatmaerdek'in kaleme aldığı ve Ephesus Yayınları tarafından yayımlanan #KaraKışBeyazDüş kitabıyla geldim. Fatma Erdek demek; kadınların görünmeyen yaralarına dokunmak, yarım kalan sevdalara, susturulmuş ya da baskılanmış hayatlara ayna tutmak demek. Hayat mücadelesinde dimdik ayakta kalmaya çalışan kadınları anlatmak demek. Zeynep de o kadınlardan biri... Bu hikâyede geçmiş ve günümüz iç içe ilerliyor. Zeynep'in hikâyesi daha anne karnındayken eksik kalıyor. Babasının şehit düşmesi, annesinin yıllarca "dul kadın" sözlerinin gölgesinde yaşaması ve birçok şeyden mahrum kalması demek. Zeynep'in etrafı onu seven insanlarla çevrili olsa da baba sevgisini hiç tatmamış, boynu hep bükük kalmıştır. Bir gün Selim Bey'in arabası evlerinin önüne geldiğinde hayatlarının artık eskisi gibi olmayacağını hisseder. Belki gerçek babası değildir ama eksik kalan yanlarının tamamlanacağını düşünür. Yıllar içinde gerçeklerin hiç de öyle olmadığını acı bir şekilde öğrenecektir. Annesi artık daha bakımlı, gözlerinin içi gülen bir kadındır. Ancak Selim'in bürokratik geçmişi, her şeyi kontrol altında tutma isteği ve çevresindeki güçlü insanlar, Zeynep'in hayatını derinden etkiler. Selim'in sert mizacı ve hükmetme arzusu okurken beni çileden çıkardığı gibi sizi de sinirlendirebilir. Yıllar geçtikçe Selim'in tavırlarının değişmesi ve annesinin geri dönüşü olmayan bir hastalığa yakalanması Zeynep'in elini kolunu bağlar. Kendi sınırlarını çizmeye çalışsa da Selim'in takıntılı ve saplantılı yapısı buna izin vermez. Yaşadığı kötü bir olayın ardından Zeynep, çok sevdiği hasta annesinden uzak kalacağını bilmesine rağmen hâkimlik sınavlarına girer ve Erzurum'un Narman ilçesine hâkim olarak atanır. Narman'ın küçük ve sert bir yer olması, insanlarına da yansımıştır. Kendini kabul ettirmesi
2026 Okuma Raporları
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026383 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·264 syf.··
2026 10. kitabı
Emine Şenlikoğlu "nu Şule Yüksel Şenler akabinde okumak istedim Roman tam anlamıyla klasik bir hidayet öyküsü ve filmine kıyasla çok daha iyi Ancak yazarın bazı görüşlerini çok kısıtlayıcı bulduğumu da belirtmem gerekiyor Örneğin kadınların çalışmalarının hoş görülmemesi ve öykü içinde hep kınanır bir tarzda verilmesi... Veya Rabia 'nın işe gidip gelirken otobüse binmesinin de hoş görülmemesi ve sanki hafif bir davranışmış gibi gösterilmesi gibi... İslam'da çalışan kadın örneği olarak belkide en mühim ve çarpıcı örnek Hz Hatice değil mi oysa ki ? Peygamber Efendimiz Onun ticaret yapmasına karışmış ya da itiraz etmiş midir ? Aksine birlikte çalışmamışlar mıdır? Bir kadının arabası yoksa günümüzde otobüse binmekten başka yolu var mıdır? Evden mi çıkmamalıdır yoksa her yere yaya mı gitmelidir ki bu günümüz koşullarında mümkün değil Hayat özellikle günümüz dünyasının şartlarında hiç kolay değil Kadın için de erkek için de... Çalışmak artık gereklilik Haa İslamî kurallara özen gösterilmeli elbette o ayrı... Bir de romanda Rabia karakterinin annesi ölüyor babası hapse giriyor Kız tek başına kalıyor daha 17 yaşında Böyle bir kızın çalışmaktan başka nasıl bir yolu olabilir ki... Romanda bu anlayışı doğrusu anlamakta anlamlandırmakta zorlandım Rabianın çalıştığı için günaha girdiğini otobüse bindiği için günaha girdiğini düşünemedim Düşünemem de... Çevrem bile bazı konularda bazen katı bulabiliyorlarken , ben bu mevzuuda bu noktadayım Üzgünüm...
Bize Nasıl KıydınızEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20124,517 okunma
8/10
·80 syf.··
2026 53. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 08:04
keşke hepimizin annesi bu dönüşümü er ya da geç yaşayabilse. çok hoşuma gitti aslında tüm annelerin okumasını isterdim. çoğu yeri de postitledim gene, hepimizin ailemizle yaşarken gördüğü olaylar çok dürüst bir şekilde yazıldığı için ister istemez empati duygusunu sonuna kadar yaşıyoruz bu kitapta. benim kitaba dair en sevdiğim noktalardan birisi annelerimizin çocukları olarak ister istemez bizim de onların esiri olduğu bu hayatın bir sebebi olmamızın dürüstlüğü oldu.
Alıntı
Bir Kadının Kavgaları ve DönüşümleriÉdouard Louis · Can Yayınları · 20242,893 okunma
9/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 07:59
"İnsan ailesini seçemez ama hikayesini anlatmayı seçebilir.” Norveç’te büyük ses getiren ve çok satan “Miras” romanında baba tarafından cinsel tacize uğrayan, kitabın ana karakteri Berglot’un yaşadığı travma üzerinden bir aile portresinin arka planı tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriliyor. Dört kardeş, iki kulübe ve bir sır. Babaları daha hayattayken kardeşler arasında başlayan bir miras meselesi nedeniyle ikiye bölünmüş bir aile ve babanın ölüm haberi ile başlayan bir hikaye. Her ne kadar roman bir miras meselesi gibi başlasa da okudukça anlıyoruz ki anne ve babası ile görüşmeyen, kardeşleriyle de arasında mesafeli bir ilişkisi olan Bergljot’un çocukluğundan gelen travmanın, saramadığı yarasının hikayesidir Miras. Bergljot’a kalan tek miras yıllardır çektiği acı ve ne yazık ki kimseye duyuramadığı sesi… Berglot, ailesi tarafından varlığıyla yok sayılan biri. Çocukları ve torunları olan elli yaşındaki Berglot, küçük yaşlarda ensest suçla hayatı karartılan bir kadın. Yedi yaşına kadar bu duruma maruz kalmış, ve yaşadığı bu durumu o zamanlar kimseyle paylaşmıyor, annesi hariç. İlk defa otuzlu yaşlarında bu yaşadığı travmayı ailesiyle paylaşıyor ama ona inanan, yanında duran kimse olmuyor. Bu itiraf ve haykırış sonucunda tabii ki hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Ailesinden kopuyor ve onlarla zorunlu olmadıkça kendi isteğiyle herhangi bir iletişime geçmiyor.  Roman boyunca karakterin çocukluğunda çakılı kalmasına şahit oluyoruz. Anne'ye o kadar kızdım ki anlatamam nasıl yok saymış, nasıl bununla yaşamış benim aklım almıyor Muhteşem bir okuma oldu, gönülden tavsiyemdir... 
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
Puan vermedi·
MUHTEŞEMMMMM 1860 larda insanlık tarihi için çok önemli olan köleliğin kalkmasına vesile olan Kuzey güney Savaşı’nı kaybeden taraf güneylerin ağzından aktardığı için çok beğendim Hem tarih hem aşk detaylı bir gözlemle anlatılmış muhteşem bir hikaye . **************** KUZEY GÜNEY SAVAŞI Amerika’daki Kuzey-Güney Savaşı (Amerikan İç Savaşı) aslında tek bir ülkenin kendi içinde yaptığı çok büyük bir savaştı. Kim kimle savaştı? * Kuzey (Union / Birlik) → ABD yönetimini korumak isteyen eyaletlerdi. → Bunlara Yankiler denirdi. → Sanayi, ticaret ve fabrikalar daha güçlüydü. → Başkan Abraham Lincoln Kuzey tarafının lideriydi. * Güney (Confederacy / Konfederasyon) → Ayrılıp kendi devletlerini kurmak isteyen güney eyaletleriydi. → Tarım, özellikle pamuk üretimi çok önemliydi. → Büyük çiftlikler (plantasyonlar) vardı. → Ekonominin temelinde köle emeği bulunuyordu. Savaşın ana nedeni neydi? En büyük mesele kölelikti. Güney eyaletleri siyah insanların köle olarak çalıştırılmasını sürdürmek istiyordu. Kuzey’de ise köleliğe karşı çıkanların sayısı artıyordu (tek sebep sadece bu değildi; eyalet hakları, ekonomi ve siyasi güç kavgası da vardı). Zencilerin (Afrikalı Amerikalıların) durumu nasıldı? Savaş öncesinde:
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20223,135 okunma