Çünkü beni anor­mal hale getiren, sevgimin insanlarınkine benzemeyen çehresidir.
Bu incelemenin her aşaması, karmaşık bir sürecin bir kısmını ortaya koymaktadır. Süreç ise çağdaş öznenin bedeniyle ilişkisinin inşa edildiği tarihsel dönüşümleri içermektedir: Enikonu tıpla iç içe geçmiş olan toplumda sağlıklıyla hasta, normal ile anormal beden arasındaki ayrımların, hayatla ölüm arasındaki ilişkinin değişmesi; geçmişten gelen baskının ve disiplinin gevşemesi, zevkin meşrulaştırılması, bir yandan da hem biyolojik hem siyasi açıdan yeni normların, yeni iktidarların ortaya çıkması; sağlığın bir hak haline gelmesi, riskler karşısında duyulan kaygılar, bireylerin refah arayışının karşısında aşırı kitlesel şiddet, mahrem hayatta tenlerin temasına karşı, kamusal alanın son haddine kadar soğuk cinsellik illüzyonlarına doymuş olması. 20. yüzyılda bedenin tarihini oluşturan çelişkiler ve zıtlıklardan bazıları bunlardır.
Giriş
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gerçekten müthiş yorularak yaşamaya ne denli alışmışım; dinlenerek, sakin yaşamak, yorulmamak sanki anormal bir durummuş gibi geliyor bana.
Sayfa 54
Azıcık anormal olmak, normal sayılmıyor muydu? Ve herkes aynı olsaydı,hayat aşırı sıkıcı olmaz mıydı?
1000Kitap
Yok yok biz birey olmayı unuttuk hatta unutturulduk. Biraz toplumdan bağımsız yaşasak hemen deli, anormal diye balyozu kafamıza yiyoruz. Toplum bizi yiyor, sindiriyor, bünyesinde eritiyor.
"Anormal" kelimesini de sevmiyorum, özellikle de bir ço­cuğa yakıştırıldığında. Peki normal ne demek? Olması gerektiği gibi, insanın olma­sı gerektiği gibi, yani ortalama. Ortalamaya dahil olanları pek sevmiyorum, ortalamanın dışında olanları, üzerinde olanları ve elbette, altında olanları tercih ediyorum, sonuçta herkes gibi değiller. "Diğerleri gibi değil" ifadesini tercih ediyorum. Çünkü diğerlerini her zaman sevmiyorum.