Edwin, geceyi bir örtü olarak değil, kendisini boğmak üzere bekleyen eller olarak hisseden kaybolan gezginin korku ve kendine acıma duygusunu hissetti.
Sayfa 133 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okuyor
İnsan dediğin bir kez ölür. Aptalof doğmadan ölmüş zaten.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Hayatım, bilinçdışının kendini gerçekleştirmesinin bir hikâyesidir." *C. G. Jung
Sayfa 216·Kitabı okuyor
Schopenhauer, insanların eylemlerinin sanıldığından çok daha az önceden tasarlama ve kasıtlı planlamayla yönlendirildiğini düşünüyordu. Çoğu zaman insanlar, bu çabaların ne olduğunun farkına varmadan, kendi içsel çabalarına göre hareket eder, daha sonra bunları meşrulaştırmaya çalışırlar. Schopenhauer Freud'u öngörerek çoğu zaman gerçek güdülerimizin farkında olmadığımızı ve ancak eyleme geçtikten ve eylemlerimizin sonuçlarını kaydettikten sonra neyi hedeflediğimizin (veya İradenin neyi amaçladığının) bilincine varabildiğimizi belirtti.
Sayfa 216·Kitabı okuyor
Alıntı
Patrick Gardiner, Schopenhauer'ın doktrinini açıklarken şöyle yazar: Öz-bilinçte farkında olduğum şeyin, bedenime baktığımda ve onun hareketlerini gözlemlediğimde farkında olduğum şeyden ayrı bir şey olmadığı doğrudur; yani bununla iki farklı varlıkla veya iki farklı olay kümesiyle ilgili olduğum ima ediliyorsa. Ancak mesele şu ki, irade olarak kendimin bilincinde olduğumda, bir nesne olarak kendimin bilincinde olmuyorum; kendimi aynı zamanda bir beden olarak algıladığımda ancak bu ikinci yön altında kendimin bilincine varıyorum, çünkü bedenim irademin "nesnelleşmesi"dir." Mesela ben görürüm ama aynaya bakmadığım sürece gözüm kendini göremez. Bu İradenin iş başındaki halidir. Schopenhauer şunu belirtir: "Bedenin eylemi, nesneleştirilmiş irade eyleminden başka bir şey değildir... İradenin her gerçek, sahici, dolaysız eylemi aynı zamanda bedenin aynı anda ve doğrudan açık bir eylemidir..."
Sayfa 214·Kitabı okuyor
Alıntı
"Schopenhauer'ın sisteminin temelinde spekülatif metafizikteki bir tez vardır: Olgusal dünyanın ardındaki gerçekliğin doğasını ayırt etmemizi sağlayan bir kaynağımız var; kendi failliğimizin deneyimine sahibiz. Schopenhauer'a göre, eylemde bulunduğumuzda, kendi failliğimize ilişkin bilgimiz ne bilimseldir ne de aklın başka herhangi bir söylemsel işleminin sonucudur. Bu, kendi çabalarımızın doğrudan, sezgisel, içsel bilgisidir ve o, bunun bize hakikatin gerçek doğasına dair tek bakış açımızı sağladığına inanıyordu." *David Pears
Sayfa 212·Kitabı okuyor
Alıntı