Çünkü beden alanına giren bir yabancı antijeni bir kez işleme aldı mı, bir daha asla unutmaz, hayat boyu bu bilgiyi saklı tutar. Eğer aşı ile amaçladığınız antijenlere karşı kalıcı bir bağışıklık oluşturamamışsanız zaten aşının içeriği hatalıdır.
Bedenimiz, virüs istediği kadar mutasyon geçirsin muhakkak onu mevcut, değişmemiş antijenlerinden biri üzerinden hâlâ tanıyabilir ve ona göre immün yanıt oluşturur. Hatta molekül tanıma sistemi yeterince iyi tesis edilmiş ise mutasyona uğramış antijenler üzerinden de kısa sürede immün yanıt oluşturur.
Bağışıklık sistemi, özünde vücudu yabancı istilacılara karşı koruyan çok önemli bir sistemdir ve yabancı istilacılara karşı vücudu korumak onun en önemli görevidir. Yabancı istilacılar, antijen
Dedemin evini yıktılar. Kendisi öleli uzun zaman oldu ama o ev bana dedem hep oradaymış hissi veriyordu. Geçen sürede evin de yavaş yavaş ölümünü izledim. Perdeler öldü, sonra çerçeveler, peşi sıra duvarlar… Şiddetli bir yağış sonrası çatıda ölünce evi yıkıp cenazesini kaldırmaya karar vermişler. Ama ardında tek bir taş bile bırakmadan… Sanki o ev orada hiç olmamış, içinde hiç kimse yaşamamış gibi dümdüz etmişler. Görünce içimde bir şeyler sarsıldı. Hiç olmazsa bir parçası, küçük de olsa bir parçası bırakılamaz mıydı? Boşluk bazen çok kırıcı olabiliyor Osman. Unutmak da tuhaf mesele. Hayatta kalabilmek için bir çok şeyi unutmak zorundayız. Geçtiğimiz kış, çok korkunç diş ağrısı çektim mesela. Şimdi düşününce nasıl şiddetli ağrıdığını hatırlıyorum ama o ağrının nasıl bir şey olduğunu hatırlayamıyorum. Örneği fiziksel bir agridan versem de söylemeye çalıştığım şeyi anladığını tahmin ediyorum. Herhangi bir konuda, her hatırlamada aynı ağrıları çekiyor olsak yaşamak dayanılmaz olurdu. Düzenimizin bizi koruyan ve kollayan bu şefkatli numarasına bayılıyorum. Yalnız ben bu unutma işinde biraz fazla ileriye gitmişim, beynimi unutmak için o kadar acımasızca eğitmişim ki, artık lazım gelen şeyleri de hatırlayamıyorum. Geçmiş bulanık bir nehir gibi içimden akıp gitmiş… Altında kaldığım taşların ağırlığını biliyorum da mevzu tam olarak neydi bir türlü çıkaramıyorum Osman.