Gerek yazar hakkındaki yazılarda gerekse kitaba yapılmış olan yorum ve incelemelerde şu dikkatimi çekti.. İslami yönü kuvvetli olmasına rağmen bunu yazılarında okuyucuya dayatmamış üslubunu korumuş vs.. Evet kabul, kalemini, takındığı tek çizgideki tavrını duruşunu ben de çok sevdim.. Fakat olması gereken de zaten bu değil mi?.. Sağın solu kötülemesi solun sağı rencide etmesi doğru mu… İnanmak ya da saygı duymak istemeyen insana ne kadar okutursanız okutun, anlatırsanız anlatın o yine almak istediğini alıp onu benimseyecek… Neredeyse tüm eserlerini kitaplığımda tuttuğum bikaç yazar var John Steinbeck, A. Ali Ural vb gibi.. Artık Rasim Özdenören’de onların yanında yerini aldı
Satırların altını sıkça çizdiğim nadir kitaplardan biri oldu Gül Yetiştiren Adam…
Geçmişini anlamlı bir şekilde geçirmiş biri artık kendini eve kapatmıştır, tam elli yıl boyunca dışarıya adımını atmadan gül yetiştiriyor, ki adamın karısının öyle güzel bir ismi var ki; Salha(Yıllar, seneler) Tek gün olsun dışarı adım atmadığı zamanlar şehir, insanlar, çevre her şey tümüyle başkalaşım geçiriyor.. Geçtiği ışıklı mağazanın vitrinini görünce torununa diyor ki, insanlar artık mallarını ortaya mı koyuyor…
Ve geçmişte değil de günümüz modern çağında yaşayan bir grup kesim… Aldatan, mutsuz, ne sevdiğini biliyor ne de sevildiğinden emin… Boşlukta akıntıya kapılıp giden zamanlar, emekler…
İçsel durumlarımda zayıflık hissettiğim, nerden nasıl bir destek alabilirsem toparlayabilirim dediğim iç yaralarıma, özüme merhem gibi geldi bu roman… Biliyoruz eskiler daha güzeldi, daha yalın daha samimi... Kötülükler çirkinlikler hep vardı ama bu kadar ayyuka çıkmamıştı. Ne zaman ne vakit hangi durumda nerede okurum bilmiyorum ama yine aynı heyecan ve özveriyle tekrar okuyacağıma eminim… Kitapla kalın.
Alıntı: