Beynimde bin türlü şaşılası düşünce dönüyor, dolaşıyor. Onların tümünü görüyorum. Ama yazmak için en küçük bir his ya da gelip geçici en küçük bir hayal yok; yaşamamı baştanbaşa açıklamalıyım, o da mümkün değil.
Umutları pohpohlayan bir şiir yazmak benden uzak olsundu, umutsuz bir şiir ise ancak habis ve yıkılmış bir insanın eseri olabilirdi. Benimki, umudun nerede olduğunu düşündüren bir şiir olsun isterdim.
Sözcüğün gerçek ve doğru anlamıyla dindar olabilmek için insanın sevgi yaşamını yok etmesi, bedensel ve ruhsal bir yoksulluğa gömülmesi, bedenini sürekli olarak kasılı ve gergin tutması gerektiğine inanmıyorum.