b nisan

b nisan
@apriloid
16 Le succés n’etait pas son but; son but etait la foi. -Romain Rolland
11. Sınıf
İstanbul
25 Mart
9 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı

b nisan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.·
2024 5. kitabı
Oscar Wilde
8.2/10 · 99bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Göz bebeklerinin kontrolsüz hareketlerini hissedebiliyordu. Onları örttü. Zihninden birkaç dakikalık izin istedi. Fiziksel duyuları ancak bu “izin” dakikalarında etkinleşirdi. Başının ağrıdığının o ana farkında değildi mesela. Düşüncelerin, fikirlerin, isteklerin ard arda birer vagon gibi dizildiğini hayal ederdi. Zihninin kıvrımlarını oluşturan raylar üzerinde ok hızında ilerleyen uçsuz bucaksız bir tren… Bu öyle bir trendi ki hangi vagonların varlığını sürdürdüğünü her an bilmek imkansızdı. Bazen bir vagon yok olur bazen yepyeni devasa bir tanesi eklenirdi ama bunun farkına belki bir salise belki aylar sonra varılırdı. Öyle bir trendi, öyle hızlıydı ki kendi zihni içerisinde olmasına rağmen her şeyle etkileşimi, özellikle büyük bir efor sarf etmediği sürece, akar suya elini daldırdığında tek bir damla suyla etkileşimi kadar hızlı ve belirsizdi. İzin de aslında bir an için trenden atlamaktı. Bazen sakince herhangi bir istasyona geçmek de olabilirdi tabii ama çoğunlukla atlamak kadar kontrol dışı, tehlikeli, yorucu olurdu. Yalnızca birkaç dakika, trenin hızından kurtulur, karanlığın çayırlarında, bazen de müziğin rüzgarının içinde oturur ve o koca demir yığınının raylarda süzülüşünü izlerdi. Bir süre sonraysa farkına varmadan kendini tekrar vagondan vagona sıçrarken bulurdu. Zaman durdurulmuş gibi hareketsiz geçen birkaç dakika sonunda derin bir nefesle birlikte perdelerini çekti. Kaçmaya çalıştığı, göz ardı etmek için kendini oyalayıp durduğu “olay” sağ olsun dinlenememişti. Gözü seğirdi. Camdan dışarı, büyük şehrin ışıklarıyla olan savaşta şehit düşmüş yıldızlara ve yaralanmış, kanayan bulutlara baktı. İsteksizce eline defterini aldı. Komodinin üzerindeki kalemine uzandı. Mürekkebe bulanmış küçük metal top, kuru ve ince selüloz hamuruna kavuşmak üzereyken efendisi
yeni başlayan hafif yağmur suyun tüylerini diken diken ediyordu.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Demek ki insanlar birbirlerine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor.
Sayfa 120·Kitabı okudu
“Bekle! Hayır!” Aniden köklenen fren, lastiklerin çığlıkları ve sonrasında hükümdarlığı saniyeler süren mutlak sessizlik… O şömine ateşini izlemek, annesini kızdırdığında can dostunu sonuna kadar savunmak, üniversiteye başladığında yeni evine onu da almak… Ağlamak, gülmek, sadece bakışmak… Güvenmek… demek ki anıların “film şeridi gibi” gözünün önünden geçmesi yalnızca insanın kendi ölümünde yaşanmıyordu. Karanlıktan farın önüne atladığı kısa süre içerisinde belli olan ve saniyeler içinde yere yığılan silüetten ses çıkmadıkça onun da boğazından tek bir inilti, tek bir nefes geçemiyordu. Boşanan yaşlarıyla bulanmış görüşünün bile farkına varamayacak bir boşluktaydı. Dizlerinin üstüne yığıldı. Çarpma sesi duyulalı birkaç saniye olmuştu yalnızca. Birkaç saniye olmuştu evet, evren için. Onun içinse 13 yıl geçmişti. Zaman algısı evreninki ile eşleştiğinde nefes aldı. Gözünün önündeki çimlerden başını kaldırdı. Arabanın içinde yanan ışıklar tatlı uykusundan yeni uyanmış şoförü aydınlattı. Kulakları çınlatan sesizliği kontrolsüz derin nefesler deliyordu. Sonrasında çimenleri ezen ayak sesleri de onlara karıştı. Dizleri tekrar yer ile buluştuğunda ilkinden daha fazla acı veren asfalt zemin üzerindelerdi. Hali hazırda kızıllıklarla ıslanmış olan kürk, gözyaşlarıyla yeniden ıslanıyordu. Dostunu göremiyordu, gözyaşlarını silmeyi akıl etti. Arabanın tekrardan ışıklanan farlarında, kırmızı lekeli altın bukleler seçiliyordu. Yutkundu. Gözlerini birkaç kez açıp kapattı. Uykulu bir adam, nihayet arabadan inip yanına çöktüğünde onun yüzüne bakamıyordu. Hiç olmadığı kadar öfkeliydi. Ne var ki hüznü ve burukluğu öfkesini bastırıyordu. Bir şeyler söylemek için ağzını açtı ama konuşma çabası sonuç vermedi. Elinin tersiyle gözlerini tekrar kuruladığında bir şey fark etti. Zaten koşturmakta