Çok güzel ve eleştirel bir kitap okudum. Okudum, bilgilendim. Kitap, iş hayatında görmezden gelinen gerçeklerle yüzleşme ve beyaz yaka dünyasının eleştirel analizi için derinlemesine bir bakış sunuyor. Beyaz yakalıların çalışma koşulları, tüketim alışkanlıkları, iş-özel hayat dengesizliği ve sistemin bireyler üzerindeki etkilerini irdeliyor. Ayrıca "birey olun ama özel mülkiyetlerinizde bireysel kalmayın, birleşin, toplumsallaşın, kitleleşin; aksi taktirde sesimizi kaybeder yavaş yavaş yok oluruz" diyen Nevzat Evrim Önal sık sık Gezi Parkı Direnişine dikkat çekerek toplumsal olaylara da değinmiş ve çok güzel eleştirilerde bulunmuştur.
Hayatın sillesini yemiş bir kadın Ülker Abla. Diri. Şimdilik.
Ülker (Abla) olarak başladığı hayata Ayşe Çetin olarak devam edecektir. Diri... Şimdilik...
Sırrı Süreyya Önder'in bir röportajında duymuştum Seray Şahiner'in adını. Anlatımı biraz Sezgin Kaymaz'ı andırıyor. Aslında ben kitaplarda ağzı bozuk dil sevmem ama hikayesini hoş anlatıyor Ülker Abla.
"Yaşamak" mı, "Var Olmak" mı üzerine... Üç kişi, üç farklı hayat, üç farklı aşk... Aşkın görünmeyen, üç farklı ruh içerisinde saklanmış hali... Aynı hikayenin üç farklı ağızdan anlatımı... Ama ayrıca iki savaş ortası, çökmekte olan kaskatı Orta Avrupa burjuvazisi, keskin sınıfsal ayrımlar, cinsiyet eşitsizliği, yalan-sadakat-hayal kırıklığı... Okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap.