Ölüme böylesine yabancılaşan, hayata da yabancılaşır. Ölüme kayıtsızlık, ölmek kadar öldürmeyi de kolaylaştırır. Gözünü kırpmadan öz oğlunu kesmeye kalkan İbrahim'i örnek alan, tohumuna para saymadığı kafirin tekini çok daha kolay keser. Akan, akıtılmaması durumunda ibadet yerine getirilmemiş sayılan, avuçlanıp alna sürülen kan, bu nedenle kasaplıktan fazlasıdır, cinayet provasıdır. İlla insan katili olmayı gerektirmez, ama ideolojik açıdan o yönde atılmış bir adımdır, hazırlıktır. Bu yüzden, insan eyleminin (yani hayatın) içerdiği tarihsellik potansiyelinin biraz olsun farkındaki herkes, ailevi ya da geleneksel nedenlerle parçası olsa dahi, kurban ritüelinde dibi görünme yen bir karanlık kuyuya bakarmışçasına bulantı hisseder. Bu insanı hiçleştiren ölümseverliğin yarattığı bulantıdır.