Miray Boztemir

Miray Boztemir
@aprilrain
English Teacher
Çanakkale 18 Mart Uni. English Language and Literature & Anadolu Uni. International Relations
Adana
Adana, 6 Nisan
849 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Her yeni rezillikte sanki şaşılacak bir şey varmış gibi "bu da oldu" diye twit atıyoruz. Hissettiğimiz tiksinti yanlış değil, eksik. Sefaletin karşısında doğru his kesinlikle merhamet değildir. Merhamet hem gösteri­len kişiyi daha da aşağılar, hem de sefil cahiller güruhunun bu­günkü özgüveni karşısında bize zarar verir. Lenin'in dediği gibi, öyle günlerden geçiyoruz ki insanların başını okşamaya gelmez, elimizi ısırırlar. Dolayısıyla hissiyatımızda bir yanlış yok: Sefalet­ten de, sefaleti sürdürülebilir kılmak için körüklenen cehalet ve ilkellikten de tiksinmeliyiz, ama asıl öfke ve nefretimizi bu sefa­leti yaratanlara yöneltmeliyiz.
Sayfa 187
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Peki, o zaman tecavüzcülere idam istemekte ne sakınca var? Çünkü uygarlık ilkellikle savunulmaz. Linç ilkelliğin daniskası­dır ve idam linçin kurumsallaşmış halidir. Canımıza kast edenler bizi öldürerek bitiremez ama kendilerine benzettikleri anda kaza­nırlar. Biz bu ülkenin cellatları değil, doktorları olmalıyız ve bunu yapmak için idam denen ilkelliğe ihtiyacımız yok. Uygarlığın kendisini insanlıktan nasibini almamayı tercih etmiş vahşilerden korumak ve arındır­mak için çok daha insani yöntemleri var. Ölmeyi hak etmedikleri için değil, biz öldürmenin ağırlığını ta­şımayı hak etmediğimiz için.
Sayfa 185
Müslüman olmak bu ül­kede bir tercih değildir, ama kendi annenin diz kapağından tahrik olmak tercihtir; sapığın teki olmayı tercih etmektir. Suça ortaklık bu tercih yapıldığı anda başlar, çünkü mini eteğin tecavüze dave­tiye olduğu düşüncesi bu tercihle birlikte gelir.
Sayfa 184
Lütufkar bir nezaket dilen­meyip hakkı olan saygıyı göstermesini emreden; bedenini bilinçli eyleminin aracı, estetiğini ise sosyal bir sermaye değil kişiliğinin dokunulmaz bir parçası olarak gören; kıymetli olmak için kim­senin anası, bacısı, karısı olmaya ihtiyaç duymayan bir kadın bu. Bizim kadınımız; Haziran'ın, geleceğin kadını. Bu kadın karşısın­da, Bukowski'nin 15 santimlik adamı kadar çaresiz, ne yapacağı­nı bilemiyor. Dolayısıyla korkuyor. Kelimelerle kavga edecek kadar...
Sayfa 182
Bizimkiler ölçüyü kaçırdı biraz, adam haklı korkmakta. O gön­lünce kahkaha atan kadına tahammül edemezken onlar mesai bi­timinde topukluyu ofisteki çekmeceye koyup, ayaklarına sporu ibaşlarına bareti çekip direnişe koştular. Korkmasın da ne yapsın? Vücudunun bir parçasın­dan ibaret değil bedeni ve aklıyla tam bir insan olan, böyle anıl­mak zorunda olan kadını havsalası almıyor. Mücadele ederken nesneleşerek değil özneleşerek güzelleşen kadın kafasındaki ka­tegorilere sığmıyor, dolayısıyla anlayamıyor. Anlamadığı şeyden korkuyor.
Sayfa 181