Peki, çalışma hayatımız çok mu rahat? Hasta yakınından dayak yiyen ve kendini savununca hakkında soruşturma açılan acil servis doktoru olmak kolay mı? Ya "en şerefli meslek" diye kutsanan öğretmenliğin diplomasını alıp yıllarca atanamamak? Bir çağrı merkezi işçisinin, her gün yüzünü görmediği yüzlerce insanın azarına maruz kalması, işten atılma korkusuyla tek kelime yanıt verememesi ve sonra iş çıkışı sevdikleriyle konuşacak, sosyalleşecek mecali kalmaması güzel bir duygu mudur? Kol gücüyle çalışmak kuşkusuz çok yorucu da, gecenin üçünde "sistem çöktü, akıllı telefonundan bir bakıver" diye uykudan uyandırılan, ertesi gün de tam saatinde mesaiye başlaması beklenen bilgisayar mühendisi daha mı az yoruluyor?
Özetle, kaybetmekte olduğumuz aklımızdan başka neyimiz var elimizde?