İşte, şimdi bir gizemin içindesiniz. Geçmişiniz adeta rüzgârla el ele geri çekilirken, geleceğiniz yeni bir mevsim gibi dörtnala yaklaşırken, tek gerçek an şu andır. Sadece şu an varolabilirsiniz ve sadece şu an bilinç bir fark yaratabilir.
Bireysel ruhumuzun çağrısını fark etme süreci dünyaya sunabileceğimiz en büyük armağandır. Ruhumuzdan esirgediğimiz her şey er ya da geç dış dünyamızda bize kendini dayatacaktır.
Popüler kültürün tüm kandırmacalarına rağmen, yaşamın amacı mutluluk değil anlamdır. Acı çekmekten kaçınmaya çalışarak mutluluk arayanlar, hayatın gitgide daha da yüzeysel hale geldiğini göreceklerdir. Daha önce gördüğümüz gibi, her bataklıkta karşımıza bir görev çıkar ve bu görev yerine getirildiğinde hayat eksilmez, aksine genişler. Elbette hayat çözülmesi gereken bir sorun değildir.
Bizim görevimiz, yok olma tehdidine rağmen hayatımızı tam olarak yaşamaktır. Filozof Thomas Hobbes'un bir zamanlar dediği gibi, madem hayat kötü, acımasız ve kısa, en azından onu tam yaşa!