İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
"Belki de ara sıra biraz rahatlamalıdır. Çok tatlı bir çocuğu var ve gülümsediğinde kendisi de tatlı oluyor." Corona'sını bana doğru kaldırdı, kalanını bir dikişte içip asansörden çıktı. “Beni bıraktığın için teşekkürler, Babacık. Bu çok... ilginçti."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Büyük İskender, Yunanistan'ı birleştirdikten sonra bilinen dünyanın çoğunu fethederek günümüz Hindistan'ına kadar ulaştı. Ölümü üzerine, büyük imparatorluğu dört general arasında bölündü ve bunlardan biri olan Batlamyus, zengin Mısır'ı payına aldı. İskender hayatı boyunca "iskenderiye" adlı bir düzineden fazla şehir kurmuştu. Ancak Mısır' daki şehir açık ara en önemlisiydi. Akdeniz' de, Nil deltasının bir tarafında yer alan bu bölge, önemli bir eğitim ve ticaret merkezi haline geldi.
Sarah dizlerini büküp kollarını bacaklarına doladı, sonra da çenesini dizlerine dayadı. Sandığım kadar güzel değildi. Çok sert yüzü güneşten kurumuşa benziyordu. Elmacıkkemikleri taş parçaları gibi çıkıktı. Oysa bakışları, tüyleriyle kalbinizin derinliklerini okşayan bir kuşa benziyordu.
(Sandığımdan daha fazla ara verdim. Kitabı bir gündür okumayı erteliyordum. Büyük yanlış yapmışım…)
Lenin’in devriminin Rusya’nın ruhu için verilen bir savaş olduğunu söylerdi hep. İyiyle kötü arasında,Tanrı’yla İblis arasında bir savaş olduğunu ve bir ara iblisin kazandığını.
Herkesin sadece yemek yemek ve para kazanmakla, eğlenmek ve emir vermekle ilgilendiği bir dünyada ara sıra birisinin çıkıp şeylerin görünümünü tazelemesi, olağan şeylerin olağanüstülüğünü, banallikteki gizemi, çöpteki güzelliği hissettirmesi gerekir...