Filim tavsiyeleri
anon (2018) anonim - andrew niccol’ün (gattaca, truman show) elinden çıkma cyberpunk distopya. clive owen bıkkın dedektif rolünde, film boyunca “ulan black mirror’da da vardı bunun aynısı” dedirtiyor. - herkesin gözüne “eye” implant takıldığı, her anın kaydedildiği, silinemediği bir dünya. suç neredeyse yok olmuş, ta ki birisi bu kayıtları hackleyip silmeye başlayana kadar. anonim kalmak en büyük suç haline geliyor. mahremiyet diye bir şey kalmamış resmen. - black mirror manyakları burayı bayılarak izler. özellikle “the entire history of you” bölümüyle birebir aynı damarda: her şey kaydediliyor, silinmiyor, sorgulanıyor. izlerken “biz de oraya gidiyoruz” tedirginliği tavan yapıyor. - görseller çok başarılı; o mavi holographic arayüzler, chief coroner sahneleri, augmented reality katmanları insanın gözünü alıyor. araba kovalamacaları ve silahlı sahneler de cabası. - amanda seyfried “the girl” olarak soğuk ve gizemli duruyor, clive owen’la kimyaları idare eder. ama sonlara doğru tempo biraz düşüyor, her şeyi sıkıştırmaya çalışmış hissi veriyor. - tema olarak çok güçlü: gözetim toplumu, veri gizliliği, mahremiyetin ölümü. günümüz telefonları + sosyal medya + ai ile birleşince film 2018’de çekilmiş gibi değil, 2026’da çekilmiş gibi duruyor. - clive owen sevenler kesinlikle izlesin. bilim kurgu-gerilim sevenlere 1.5 saatte keyifli bir seyir. bence 6.5/10, konsepti sağlam ama black mirror kadar vurucu değil. - netflix’te denk gelirseniz kaçırmayın. “her şey kaydediliyor” teması sevenler bayılır.
Arabanın motoruna kedi, yavrusunu bırakıp gitmiş :( cami avlusuna çocuğunu bırakır gibi araba motoruna koyup gitmis fjfjd bulamadık anneyi. biz şimdi bu 1 haftalık yavruya nasıl bakcaz inşallah ölmez. Araştırdım ama detaylı bilen varsa yazsin.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bazı Acılar Gürültüsüz Gelir..
Gece yarısını geçmişti. Şehrin bütün ışıkları yanıyordu ama insan bazen ışığın en bol olduğu yerde bile karanlık hissedebiliyordu kendini. Odasının tavanına uzun uzun bakıyordu. Sanki tavandaki çatlak biraz daha büyüse içindeki her şey dökülüp ortaya çıkacaktı. Telefonu yüzüstü duruyordu yatağın kenarında. Bildirim gelmiyordu. Ama yine de eli birkaç dakikada bir gidip ekranı çeviriyordu. İnsan en çok da olmayacağını bildiği şeyleri beklerken tükeniyordu çünkü. Pencere hafif aralıktı. Dışarıdan rüzgârla beraber uzak araba sesleri giriyordu içeri. Bir de sokak lambasının altında birbirine bağıran iki insanın sesi… Sonra sessizlik. Sonra tekrar rüzgâr. Yorganı biraz daha üzerine çekti ama üşümesi havadan değildi. Bazı geceler insanın içi soğurdu. Ve ne yaparsa yapsın ısınamazdı. Başını yana çevirdiğinde çalışma masasının üzerinde yarım bırakılmış bir defter gördü. Sayfanın ortasında sadece tek bir cümle vardı: “İnsan en çok, kimseye anlatamadığı şeylerden yoruluyor.” Uzun süre baktı o cümleye. Sonra gözlerini kapattı. Çünkü insan bazen kendi kurduğu cümlelere bile dayanamayabiliyordu. Son zamanlarda içinde garip bir ağırlık vardı. Böyle göğsünün tam ortasına oturmuş görünmez bir taş gibi… Nefes alıyordu ama sanki ciğerlerine hava değil de yorgunluk doluyordu. Sabahları uyanıyor, insanlarla konuşuyor, gülüyor, cevap veriyor, hayatına normalmiş gibi devam ediyordu ama içinin bir yeri çok uzun zamandır sessizce çöküyordu.
Duygular
İstanbul çok değişik bir memleket. Akşam nöbete geliyorum. Metrobüsün oradan sokağa yayan gireceğim baktım dönemeçten dönen bir adama başka birisi bağırıp sövüyor, yoluma devam ettim baktım belki yirmili yaşlarda üniversite çağında genç bir kız neşeli neşeli telefonda biriyle konuşuyor o sırada da yoldan bir araba geçiyor ve arabadaki adam yanındaki artık sevgilisi mi karısı mı bilmem arabayı sürerken kıza sinirli sinirli bakıyor, neyse sonra aradan döneceğim yolun kenarına arabalar yanaşmış diye hâliyle yol daralmış. Gidiş yönünde arabalar bir hışımla geliyor gidiş yönünde arabalar bir hışımla gidiyor sonra trafik tıkandı. Biri çıkacak mı diye bakarken arkadan da bir servis aracı dayandı. Sonra ne oldu bilmiyorum. Durduk yere milletten dayak yemediğim için Allah'a hamd ve senalar olsun 😀
Yan masada bi amca dert yanıyor. Evlilik şu kadar sene bi daire bi araba verdim. Sonrasında bi ilişki ona da bi şehirde ev. ( Elinizdekinin kıymetini bilin gençler siz süresiz nafakaya aldırmayın :)
Duygu ve Düşünce
Biz herşey için çaba ile bir yerlere gelmiş kişileriz. Öyle gökten birşey yağmadı bize ama yağan bir şey oldu hamd olsun. Ne biliyor musunuz? Allahın rahmeti... Zaten o olmazsa kim ne yapabilirdi şu hayatta? Bizler, dik yokuşlar yürüdük, dağları Tırmandık. Dizlerimiz kanaya kanaya hayallere hep yol aldık. Kimi yolu rahatça bir araba ile giderken belki de biz tozun toprağın içinde fırtınalardan geçerek gittik. Yağmur bize engel değildi aksine yağmuru sevdik. Denizin hırçın dalgaları korkutmadı, Onları da aşıp yüzmeyi öğrendik. Cesaret korkusuz olmak değildi! Aksine korkmak hemde çok korkmaktı. Zaten asıl korkanlar Cesaretlidir. Çünkü korkmuyorum diyen ego tatmini yapıyordur. Bizler korksak dahi en büyük güvenceye sığındık, Rabbimize ... Çok şükür ki Rabbimiz bizimleyken herşey hallolur . Tüm bu yollardan geçtin sende biliyorum ve kendinle gurur duy! Kimsenin söylemesine ihtiyacın yok ama bazen duymak iyi geliyor ya? İşte, tanımam belki ama gurur duyuyorum! Herşeye rağmen savaşan herkes için. Ama önce kendine söyle lütfen !
1000Kitap