Ama bunlar çok tatlılarrr
"Saat kaçta işten çıkıyorsun?" "Gece yarısı." "Seni işten alıp yurda bırakmamda bir sakınca var mı? Yalna başına otobüsle dönecek olman açıkçası beni biraz korkutuyor." "Yurda dönmeyeceğim, emniyete gideceğim. Murat Komiser'e her ne kadar diklensem de bu sahiden önemli bir mesele ve derdi neyse öğrenmem gerek." "O halde seni emniyete götürürüm, sonra da yurda. Bugün bir işim yok, sana şoförlük yapabilirim.” "Tamam," diyerek gülümsedim. "Bana bu gece şoförlük yap ama daha fazla yağmur dansı yapma, tamam mı?" Gülerken kafasını arkaya doğru attı. Güneş batmak üzereydi ve neon tabelalar parlamaya başlamıştı. Ve Poyraz Viran'ın içten gülümserkenki bu duruşu şehirde gördüğüm en güzel manzaraydı. "Bir dahaki sefere birlikte yapalım." Uzanıp yanağıma bir öpücük bıraktığında kaşlarım havaya kalktı. Ellerini cebine yerleştirerek kaldırımdan indi ve araba geçmeyen yolda geri geri karşı yola yürürken, "Sana yağmur dansı yapmak çok yakışacak," dedi. "Bence sana daha çok yakışıyordur!" diye bağırdığımda karşı yola, telefon kulübesinin hemen yanına geçmişti. Ellerini iki yana açarak kendi etrafında bir tur döndü. "Göreceğiz!"
Sayfa 108 - Poyraz & Ekin·Kitabı okuyor
Kitabın en gerçekçi bölümü olabilir
En kötü anılarımın bunlar olduğunu zannedebilirsiniz. Ama yanılırsınız. Hayır, en kötü anılarım çocukluk günlerimden kalanlardı. Bindiğim araba ağır ağır ve sarsılarak ilerlerken babamın dizginleri gevşekçe tutması. Omzumu kavrayan kuvvetli eli. Sahnedeyken bedenimi nasıl mağrur, üzgün ya da utangaç gösterebileceğimi ögretmesi. Lavta tellerine basan parmaklarımı kendi parmakları yardımıyla düzeltmesi. Annemin saçlarımı okşaması. Bana sarılan kollar. Başımı boynundaki o kıvrıma kusursuzca yaslamam. Geceleri kamp ateşinin yanında kucağına oturup kendimi miskin, mutlu ve güvende hissetmem. En kötü anılar bunlardı. Kıymetli ve mükemmel. Ağız dolusu cam kırığı kadar keskin.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Reklam
Başka insanların düşüncelerini biz miras yoluyla alırız. Tekerlek de miras kalmıştır bize. Onu alır, araba yaparız. Derken araba değişir, otomobil olur. Otomobil de uçak olur. Ancak bu sürecin tamamında, bizim diğerlerinden aldığımız tek şey, onların düşüncelerinin ortaya çıkardığı son üründür. Eylem gücü, bu son ürünü alıp malzeme olarak kullanan, oradan bir sonraki adımı ortaya çıkaran yaratıcı güçtür. Bu yaratıcı güç ne verilebilir ne de alınabilir. Paylaşılamaz ve ödünç verilemez. Bir tek kişiye, bir bireye aittir. Yaratılan şey, yaratanın mülküdür. İnsanlar birbirlerinden öğrenirler ama öğrenmenin tümü aslında yalnızca malzeme değiş tokuşudur. Hiç kimse bir başkasına düşünme kapasitesini veremez. Oysa o kapasite, bizim sağ kalmak için tek gücümüzdür.
Sayfa 968 - Pegasus Yayınları 1.baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Mustafa Kemal'den corinne'e ilk mektup..
21 kasım 1913, Sofya Sevgili Corinne, Çarşamba akşamı İstanbul'dan, kollarında geçirdiğim günün tatlı anısıyla İstanbul'dan ayrıldım. Beni senden uzaklaştıran tren zannettiğim gibi 16.30'da değil, 15.20'de hareket etti. Trenin kalkış saatini soran bütün arkadaşlarım da benim gibi yanıldılar. Hareket saatinde yanımda kimse yoktu, kimseyi göremeden ve hiçbir arkadaşıma veda edemeden ayrıldım. Yol arkadaşım, Almancadan başka bir dil bilmeyen bir Alman'dı. Sizinle yaptığımız çalışmalara güvenerek bu beyle bir diyaloğa girme cesaretini gösterdim. Bir taraftan lisanımın zayıflığı, diğer taraftan senden ayrılmakla duyduğum hüzün, konuşmayı devam ettirmeme mâni oldu. İstasyondan aldığım gazeteleri okur gibi yaparak birlikte geçirdiğimiz güzel anları rüya gibi yaşadım; parkta yaptığımız gezintiyi, Sceting Palace'taki buluşmalarımıza, Edith'in korkularını, kısaca yalnız sizi düşünđüm. Ruhumda sırf size ait güzel hatıralar var. Akşamın yedisi olmuş, restoranın garsonu beni yemeğe çağırdı. Saat 10'da yatağıma yatmıştım bile. Uyumak için değil, Alman yol arkadaşımdan kurtulmak ve rahat rahat seni düşünmek için. Sınırı ne zaman geçtiğimizi bilmiyorum, çünkü ortalık henüz zifiri karanlıktı. Tren öğleden sonra saat 2'de Sofya'ya vardı, bir araba tutarak elçiliğe gittim. Şu anda Hotel Bulgarie'deyim, fakat bu otelden memnun değilim, yarın değiştirmeyi düşünüyorum. Bana göre mobilyalı bir ev bulmak çok zor, bulana kadar otelde kalmaya mecburum. Elçilikte bir büro düzenledim. Orada misafir kabul edebileceğim. Nazik mektubunuzu, yazdığım bu satırların sonuna gelirken aldım. Cevdet Bey
Sayfa 36·Kitabı okudu
Neden yoksullar? Çünkü ruhi bunalımdalar! Neden donarak ölüyorlar? Ruhi bunalımda oldukları için! Neden evlerinden kaçıp, iki köy uzaklaşmadan fahişelik yapmaya başlıyorlar? Ruhi bunalım! Neden zorla evlendiriliyorlar? Neden on dört çocukları var? Neden Kaleşnikof üçüncü kolları haline gelmiş? Neden, geçen baharda belediye binasının önüne kurulan platforma çıkarılan on üç yaşındaki kızlar açık arttırmayla satılmış? Neden bu kadar yalancılar, ikiyüzlü ve açlar? Neden bu kadar teröristler? Neden peygamber soyundan olduğunu iddia eden her insana inanıp, yolda görünce paltosunun karlı eteğine yüzlerini sürüyorlar? Neden Fransa’ya iltica etmek için sahte yakalama emri çıkarttırma umuduyla bölük komutanına araba anahtarları getiriyorlar? Neden mahrumiyet onları terbiye etmektense, terbiyesizleştiriyor? Neden hayat muhasebeleri daima açık veriyor? Neden taksit taksit ölüyorlar? Geçen yıl ayakları eksilmişti, bu yıl bacakları, neden?
Sayfa 130·Kitabı okuyor
Alıntı
Kimi insan araba kullanırken yayaları ezeceği paniğine kapılabilir. Böyle bir durumda düşmanca eğilimler insanın kendi içinde ve dışa yöneltilmiş olarak yaşanır. Bazen ise kedi ya da köpek gibi belirli bir hayvanla karşılaşmak yoğun bir paniğin yaşanmasına neden olabilir. Burada düşmanca eğilimler insanın dışında ve kendine yönelik olarak yön değiştirmişlerdir. Kimi insan ise paniği kendi dışında ve başkalarına yönelik olarak yaşayabilir ve hiçbir neden yokken yakınlarından birinin öleceği korkusuna kapılabilir. Bu, insanın özellikle o yakınına karşı düşmanca duygular taşıdığı anlamına gelmez.Daha çok, suçluluk duygularıyla ilişkilidir ve bağımlı olduğu bu kişinin sevgi ve desteğinden yoksun bırakılarak cezalandırılma korkularını içerir.
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Psikoloji
Reklam
Reklam