İnsan Değişebilir
10/10
·1724 syf.··
2026 20. kitabı
Bu kitabı bitirdikten sonra hakkında kusur aramak ya da uzun uzun değerlendirme yapmak anlamsız geliyor. Çünkü geriye hikayeden çok hissettirdikleri kalıyor. Victor Hugo, iyiyle kötüyü siyah ve beyaz gibi ayırmıyor. İnsanların değişebileceğini, bazen tek bir iyiliğin bile bir hayatı baştan sona değiştirebileceğini gösteriyor. Jean Valjean ise okuduğum en unutulmaz karakterlerden biri oldu. Onun yaşadıkları, verdiği mücadele ve her şeye rağmen vicdanını kaybetmemesine hayran olmamak elde değil. Güçlü olmanın bazen affedebilmek ve doğru olanı seçebilmek olduğunu çok güzel gösteriyor. Ne kadar acı, yoksulluk ve haksızlık olursa olsun, insanın içinde küçücük de olsa bir iyilik kalabiliyorsa her şey değişebilir. Bence Sefiller'i bu kadar özel yapan da tam olarak bu. Bazı kitapları okursun ve biter. Sefiller ise bittikten sonra bile insanın içinde yaşamaya devam ediyor.
1000Kitap
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,5bin okunma
Puan vermedi
Soner Yalçın kimdir diye Soracak olursanız, Mesleğini ve bu meslekteki yeteneğini Belki de en iyi şekilde Kullanan bir kimsedir diyebilirim. Kitabın ilk sayfalarında ( önsöz kısmındaki ) Montaigne'ye ait söz ise Soner Bey'in artık daha gözü kara Bir kimse olmaya karar verdiğinin Benim açımdan en büyük göstergesidir. Ve yine aynı sayfada Tevrat'taki Âdem ve Havva'nın Cennetten kovuluş anlatıları üzerinden, Onlar sorumluluk almadılar Ve birbirlerini suçladılar, ( Yaratıcı'ya ithafen ) Bizler, bizi nasıl yarattıysan öyleyiz deyip Suçu Yaratıcı'ya atmak Kitabın önsözündeki mantık kurgusuna Ters düşmektedir. Şayet sizin ya da Kitabın editörlüğünü yapan beyefendi Ya da hanımefendinin gözünden Kaçmış bir şey ise bir şey diyemem. Ama bile isteye ve düşünülerek Kitabın ilk sayfalarına konulduysa Bu kitap daha ilk sayfadan Kendisiyle çelişiyor demektir.
1000Kitap
TağutSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2024395 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 08:06
Kitabı bitireli çok olmadı ama şimdiden bazı olayların detayları zihnimde silikleşmeye başladı. Buna rağmen geriye kalan duygu hâlâ capcanlı. Çünkü bu kitap bana bir hikâyeden çok bir his bıraktı. İlk bakışta bir hayvanın yolculuğunu okuyormuş gibi görünse de aslında insan olmanın ağırlığını anlatan bir roman. Bilmek, büyümek, kaybetmek, anlam aramak ve bazen dünyanın yükünü omuzlarında hissetmek üzerine uzun bir düşünce gibi. Kitap boyunca en çok etkilendiğim şeylerden biri, eksiklik duygusunun çok tanıdık bir yerden anlatılmasıydı. Kendini yeterli hissedememek, başkalarıyla kıyaslanmak, sevgiye layık olmak için bir şeyleri başarmak gerektiğini düşünmek… Bunlar yalnızca karakterlerin yaşadığı duygular değil; birçok insanın çocukluğundan taşıdığı görünmez yükler. Bu yüzden bazı sahneleri okurken bir karakteri değil, kendi geçmişimden parçaları gördüm. Bazen bir cümlede, bazen bir davranışta, bazen de bir sessizlikte. Benim Aptal Niyetlerim’i okurken aklıma sık sık şu düşünce geldi: İnsanlar farkındalığın yalnızca huzur getireceğini sanıyor. Oysa bazen farkındalık önce ağırlık getiriyor. Dünyayı, zamanı, ölümü ve kendini daha net gördükçe bazı şeyleri taşımak da zorlaşıyor. Kitap bunu çok sade ama çok etkili bir şekilde hissettiriyor. Yine de bu karanlık bir hikâye değil. Çünkü tüm sorgulamaların, kayıpların ve yalnızlıkların arasında insanı ayakta tutan bir şey de var: kurulan bağlar. Bir bilgiyi, bir hikâyeyi, bir sevgiyi başka bir canlıya aktarabilme isteği. Belki de yaşamın en anlamlı taraflarından biri bu. Benim Aptal Niyetlerim, beni ağlatan ya da sarsan kitaplardan biri olduğu için değil, kendimden bazı parçaları beklemediğim yerlerde karşıma çıkardığı için uzun süre aklımda kalacak. Bazı kitaplar karakterlerini anlatır. Bazıları ise okurunu.
Benim Aptal NiyetlerimBernardo Zannoni · Timaş Yayınları · 202591 okunma
Puan vermedi
Romanımız karanlık kentlerden birinde geçmektedir. Ali'nin babası o daha annesinin karnındayken öldürülmüştür. İki erkek kardeşi de kan davası yüzünden akrabalarınınca katletmiştir. Annesi de Ali'nin doğumundan sonra, onu korumak adına Ali'yi kız olarak yetiştirmiş, ona Aliye diyerek Oğlunu Korumaya çalışmıştır. Ancak Ali'yi zaman geçtikçe bu şekilde koruması zorlaşır ve Kan davalıları da devletle birlik yapma şartıyla serbest bırakılınca, annesi Ali'yi alıp karanlık kente Gocer. Çingenelerin suçluların fakirlerin yaşam savaşı verdiği , devletin görmediği, polisin uğramadığı, doktorların tedavi etmediği karanlık kentin karanlık sokaklarında yaşamaya başlarlar. Ali'nin annesi geneleve düşer, Ali'yi korumak adına ondan uzaklaşır, Ali genelev yakınlarında 2-3 arkadaşı ile bir çadırda yaşamaya, var olmaya çalışır. Arkadaşlarından biri olan güzel Hasan bir gün şehrin çöplüğünde ölü bulunur. Hiçbir araştırma yapmadan beraber kaldıkları için ve arkadaş oldukları için Ali'yi suçlu olarak cezaevine kapatırlar. Hasan Küçüklüğünden beri erkek özellikleri göstermeyen bu yüzden ailesi ve toplum tarafından dışlanmışbor görülmüş zulme uğramış bir çocuktur. Evlerinde güvercin yetiştirir, güvercinlerle beraber yatıp kalkar Hasan. Romanda Hasan en sevdiği güvercin olarak belirtilmiş kara güvercin, tıpkı Hasan gibi bulunduğu Kümesteki güvercinlerden farklıdır. Onları gözlemler ancak aralarına karışmaz, evin kuşudur, kümesin değil. Evcilleştirilmemiştir, kandırılmamıştır, değişmemiştir, değiştirilememiştir. anlaşılır ki Hasan, ailesi tarafından öldürülmüştür. Ali'yi serbest bırakırlar, ancak karanlık kentin sokakları yine Ali'yi saracaktır. Çalıştığı geneleve gelen bir kadın Ali'yi uyarır ve Ali çalıştığı yerde daha da zarar görmemek adına geneleve gelen bir tırcının tırına binerek
Kız AliNihat Behram · Everest Yayınları · 2011106 okunma
Kendini Aramak
Puan vermedi·148 syf.··
2026 36. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 13:01
Siddhartha, insanın gerçek benliğini dışarıdaki öğretilerde değil, kendi yaşantısında ve içsel deneyimlerinde bulabileceğini anlatır. Psikolojik açıdan roman, kimlik arayışı, bireyleşme ve benliğin olgunlaşma sürecini derinlemesine işler. Siddhartha’nın yaşadığı hayal kırıklıkları, arzular ve kayıplar, ruhsal gelişimin kaçınılmaz durakları olarak sunulur, kişi ancak acıyı da kabul ettiğinde içsel bütünlüğe yaklaşabilir. Eser, mutluluğun hazır cevaplarda değil, kendini tanıma cesaretinde ve yaşamın tüm karşıtlıklarını kabullenebilmekte saklı olduğunu düşündürür.
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
Günlüğün Şiire Dönüştüğü Nokta
8/10
·220 syf.··
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:39
Cahit Zarifoğlu’nun Yaşamak adlı eseri, günlük türüne edebi bir derinlik kazandıran, şiir, deneme, mektup, iç konuşma ve yer yer bilinç akışı tekniğini aynı metinde buluşturan özgün bir yapıttır. Bana göre yalnızca Türk edebiyatında değil, Dünya edebiyatında da benzeri az görüleceğini düşündüğüm bu eser, yalnızca bir günlük değil; bir şairin zihnine, ruhuna ve hakikat arayışına açılan kapıdır. Kitaba ilk başladığınızda yer ve tarih başlıkları sebebiyle klasik bir günlük okuyacağınızı düşünebilirsiniz. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun alışılmış anlamda bir günlük olmadığını fark edersiniz. Zarifoğlu, yaşadıklarını kronolojik bir düzen içinde aktarmaktan ziyade, hafızasının çağrışımlarını takip eder. Böylece eser, bir hayat hikâyesinden çok bir ruh haritasına dönüşür. Okur; çocukluğuna, askerlik yıllarına, İstanbul’daki edebiyat çevrelerine, Anadolu gözlemlerine, Avrupa seyahatlerine, babasıyla ilişkisine, evliliğine, çocuklarına, sanat anlayışına ve inanç dünyasına dağınık görünen fakat bilinçli bir kurgu içinde tanıklık eder. Bu parçalı yapı, metnin en belirgin özelliklerinden biridir. Zarifoğlu’nun şiirlerine aşina olanlar onun dilindeki kapalılığı, yoğunluğu ve çağrışım gücünü bilir. Aynı yaklaşım Yaşamak’ta da kendisini gösterir. Onun metinlerinde karmaşıklık bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir. Hayatı düz bir çizgi olarak değil; anılar, acılar, sevinçler, ayrılıklar ve manevî arayışların iç içe geçtiği büyük bir bütün olarak görür. Bu nedenle Yaşamak, olay örgüsüyle değil, ruhsal derinliğiyle okunması gereken bir eserdir. Bu tabii ki de zorlu okuma sürecini olumsuz yönde de etkilemektedir. Kitap boyunca anlattığı şehir yalnızca coğrafi mekânlar değildir. Her biri yazarın iç dünyasında başka bir kapıyı aralar. Bunu kitapta hissedebilirsiniz. İstanbul
Edebiyat
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma