Kendi Mükemmelinize ulaşamayacağınızı anlatan çok kısa bir biyografik öykü. Yazarın #stefanzweig en az bilinen kitaplarından. Hiç olmanında çare olmadığını, var olduğunuz müddetçe arınamayacağınızı anlatıyor. Günahsız bir ömre talip olanların ne büyük acz içinde olduğunu, toplumdan kaçarak arınmanın pekte mümkün olmadığını anlatıyor.
Kendini bulma yolculuğu için, mahkum ettiği bir suçlu ile 30 günlüğüne yer değiştirerek inzivaya çekilen Adalet Kaynağı Virata 18. Günde büyük bir gürültü ile kendini buldu. Ya buradan çıkamaz ve burada ölürsem düşüncesi hükmetti 12 gün. Acıların, inancının ve adalet felsefesinin eşlik ettiği düşünsel yolculuğu varoluşsal kaygıları ile sarsıldı. Ölüm, özgürlük, yalıtım ve anlamsızlık anksiyetesi tüm bedenini sarstı 12 gün boyunca. Ne Bin Suretli Tanrısı ne adalet duygusu ne de yanlışlıkla öldürdüğü kardeşi vardı aklında. Yaşama devam etme duygusuna esir olmuştu. #stefanzweig buna yaşama arzusunun kendini göstermesi diyor. 18 gün boyunca gürültücü bilinç üstü düşsel hali yerini bilinç dışı haline bıraktı. Varoluşsal kaygılarına teslim oldu. 30 günün sonunda bu kaygılarından kurtulur kurtulmaz 18 günlük edinimlerine sarıldı yeniden.
Hiç bir eylemin adaletli olamayacağı duygusu ile hiç bir şeye sahip olmak istemedi. Tüm isteklerinden arınmayı hatta başkalarına örnek olup onun getirebileceği sorumluluklardan bile kaçınmak istedi. Ancak irade ve arzularından arınacak kadar özgür olmanın verdiği zararı da anlayarak unutuldu Virata.
liamsisara.blogspot.com/?m=1
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
Kitabı elime aldım 50 sayfaya geldim ve hala dünya nasıl oluştu kitabını okuduğumu düşünüyordum. Jeolojik süreçler ve ilk canlıları beklerken astronomi, astrofizik, gökadalar, yıldız oluşumu, ışık ve türevleri ile karşılaştım. Çok geç aydım ve kitaba çok zor devam ettim. Ancak kitap basit ve sade bir dille evreni ve oluşumu anlatıyor. Evrende gökyüzünde hiç gözüm yok. Tamamen ilgi alanımın dışında. Bu konulara ilgi duyanlar için harika bir özet kitap. Ama benim için zor biten bir kitap oldu.
liamsisara.blogspot.com
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
George Orwell'ın en meşhur 2 kitabından. 1945 yılında yazılmış. Aslında siyasi bir yergi kitabı. 1984 ütopyasında olduğu gibi kitapta Stalin göndermeleri olduğu söyleniyor. Staline’de domuzlar üzerinden bir gönderme yapıyor. Yaklaşık 100 sayfalık bir metinde fırtınalar koparmış. Hayvan çiftliğinde insanlaştırılan pek çok karakter var. Hala kendini koruyan aramızda olan karakterler bunlar. İnsanlaştırılmış hayvanların yönettiği bir çiftliğin dönüşüm hikayesini bulacaksınız. Her şeyi insanlaştırmaya nede meraklıyız. Sadece canlıları değil cansızları da insanlaştırıyoruz. Gücün cazibesi, belki de büyüsü, yarattığı korkunun ikna ediciliği işleniyor. Uyum sağlama ve kabullenme konusunda yeteneklerimize gönderme yapıyor. Çok farklı fikirlerin de doğrulaması var. Herkesin bir şeyler bulabileceği, hak verebileceği bir kitap. Hayvanları bile değiştiren güç sarhoşluğunun insanlığı çarpmaması mümkün değil.
Temelde iki duygu ya da özelliğimiz üzerinde durulmuş. Korku ve egonun benlikteki hükmü. İkisi de gücün etrafında dans ediyor. Belki de gücün hükmünde değilsin kendi yarattığın duyguların esirisin. Kişisel deneyime ve dışsal bilgiye dayalı yarattığımız korku duygusuyla, beslediğimiz ve eğittiğimiz bilinç dışı halimiz gücün karşısında hızlıca ikna oluyor, kötülükleri görmezden geliyor. Belki de iç sesimizle kavga eden bilinçli halimiz masumdur.
Kitaplığınızda olması gereken bir kült.
liamsisara.blogspot.com
#okuduğunkitabupaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
#hayvançiftliği
#GeorgeOrwell