Benim de sözlerimle seni kırdığım çok oldu, ama sonrasında bunu daima anlardım, canım acırdı, ancak kendime hâkim olamaz, sözcüklerin ağzımdan çıkmasını engelleyemezdim, onları daha söylerken pişman olurdum. Ama sen sözcüklerle kolayca hücuma geçerdin, ne söylerken ne de sonrasında birilerine acırdın, insan senin karşında tümüyle savunmasız kalırdı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabı bitirdikten sonra cidden yere bakıp sorguladım bir süre kendi yaşantımı. Orwell öyle bir anlatmış ki okurken o yoksulluk içindeki yorgunluğu, o sefilliği iliklerime kadar hissettim. Bazen keşke kitaba girip de karakterlere yemek verebilsem diye düşündüm.. Yoksulluğun aslında sistemli bir adaletsiz olduğu, zenginlerin hiçbir zaman yoksulların bir tık da olsa üst kademeye geçmesini istemediği çünkü geçerse önemini yitireceğini bildiği ve Orwell’ın bunu bu kadar içine çekecek kadar güzel yazması beni bu kitaba hayran bıraktı. Yazar diğer popüler kitaplarının yanı sıra bu kitap ile de anılmayı fazlası ile hak ediyor.
Bir daha asla bütün berduşların ayyaş pislikler olduklarını düşünmeyeceğim, bir peni verdim diye hiçbir dilenciden minnet beklemeyeceğim, işsiz insanların yorgun olmasına şaşırmayacağım, Kurtuluş Ordusu’na yardım etmeyeceğim, giysilerimi rehin vermeyecegim ve sokakta dağıtılan bir el ilanını reddetmeyeceğim, şık bir lokantada keyifle yemek yemeyeceğim. Bu bir başlangıç.
Yoksulluğun hoş bir şey olmadığını biliyoruz; aslında bize dokunmayacak kadar uzakta olduğu için ne kadar berbat bir şey olduğunu düşünerek kendimizi üzmekten zevk alıyoruz.