O devirde Atmeydanı, İstanbul’un şehir içi mesirelerindendi. Bir tarafta Sultan I. Ahmet’in altı minareli muazzam ve muhteşem cami, caminin karşısında büyük bir miri saray, Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri makbul İbrahim Paşa’nın Sarayı, meydanın divanyolu köşesinde Firuzağa Camii, saray ile Firuza Camii’nin arasında yan yana iki mükellef kahvehane…
Süleymaniye Külliyesi’nin bir parçası olan Sultansüleyman Hamamı, halk ağzındaki adıyla Dökmeciler Hamamı, Türk yapı sanatının şaheserlerinden biri, 17. asrın ilk yarısında İstanbul’da büyük bir batakhane kurmuş bir çetenin eline geçmiş, içinde, melanet yolunda mühim kararların alındığı bir meşveret yeri olmuştu.
Yazar iyi bir insan da olsa, gerçekten zekice bir kitap yazmış da olsa, nihayetinde tüm kitaplar statü göstergesi olarak pazarlanıyordu ve yazarların tamamı da belli bir ölçüde bu pazarlamanın parçasıydılar.