"İnsan bazen güzel şeylerin gelmesini beklemek yerine ona gitmelidir. Oturduğumuz yerden bir şeyleri istemek ve buna ragmen dönüt olmuyor diye isyan etmek pek akıl kârı değil."
“O,bütün mantıkların dışında,tarifi imkânsız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey.Sevmek ve hoşlanmak başka,istemek,bütün ruhuyla,bütün vücuduyla,her şeyiyle istemek başka...Aşk bence bu istemektir.Mukavemet edilmez bir istemek!”
"Bir kitap bizi alıp diğer kitapların üzerine çıkarmıyorsa o kitabın neresi iyidir."
Irvin D. Yalom
"Ne de olsa ben geleceklerin önleyicisiyim, öngörücüsü değilim."
Ray Bradbury
Önceleri bilim kurgu eserlerin kitap ya da film, dizi fark etmeksizin geleceği öngördüğü ve gerçekleşmeden sunduğunu düşünürdüm. Şu anda da bu düşüncem çok değişmedi ancak genişledi. Artık bilim kurgu eserlerin geleceği öngörmekle kalmayıp geleceği değiştirebilmek için uyarı niteliğinde eserler olduğunu anladım. Tam da Yazarımızın dediği gibi "öngörü değil önleyici..."
Fahrenheit 451 kitabının isminin tam olarak nasıl oluştuğuna değineyim ilkin, Son Yaya kitabını yazdıktan sonra fahrenheit 451 'de bu yürüyen bireyi Clarisse olarak çıkarır karşımıza, kitap şekillendikçe "itfaiyeci" olarak devam eder hatta son minvalde "Gece Yarısından Çok Sonra" olarak isim vermiş. Ama içine sinmediği (iyi ki) için bir gün İtfaiye Teşkilatının şefini arayarak "kitap kağıdının kaç derecede tutuşup yandığını" sorar. "451 fahrenheit" cevabını alır ve kendisi bunu " Fahrenheit 451 " olarak tersine çevirip kitabın ismine karar verir.
Kitabın henüz girişindeyken bizi yangın alevleri sarmalıyor, kitaplar yakılıyor. Bu sahne gözümüze korkunç ya da abes gelebilir ancak Fahrenheit 451’in bahsettiği dünyada kitap okumak bir suç unsuru ve doğal olarak okuyucu olan suçlular suç materyallerinin yakılmasıyla cezalandırılıyor. Peki bu kitapları yakan kimler? Cevap veriyorum: Devlet; itfaiyecileri kullanarak kitapları yakıyor. Evet, itfaiyeciler söndürmek yerine yakıyor. Evler artık yangına dayanıklı hale gelmiştir ve insanların düşünme, sorgulama yetisi elinden alınıyor ve de kitaplar yakılıyor... Tamam, bu gerçek dünyada, günümüz Türkiye’sinde olan bir olgu değil. Fakat romanımızda geçen bazı cümleler toplumun kendisinin süreç içerisinde kitap