Kendi kendime acımak, içime zehir akıtmaktan farksızdı. Yüreğim eziliyordu ve ben, bu kendine acıma duygusundan ancak büyük ve yakıcı bir öfkeyle kurtulabileceğimi seziyordum.
Aklında ölmek ya da yaşamak dışında hiçbir şey yoktu. Bu yüzden hiçbir bilgiye, hiçbir hünere ve zevke değer vermedi. Çünkü onu hayata bağlayacak olan her şey bir saniye sonra sonsuza kadar yarım kalabilirdi.
Söz ağızdan veya kalemden döküldüğü anda maddeye dönüşür. Başkaları o sözler üzerine düşünür, hayallerinde şekillendirir ve renklendirir. Bu yüzden kafanızda kurguladığınız cümleleri iyice yoğurmadan dışa dökmeyin.