Bazen hayat işte böyle “ani” kararlar alırdı sizin yerinize. Sizin yerinize konuşanlar olurdu bu yüzden. “O bilmiyor ne istediğini,” derlerdi mesela. Bir diğeri hemen atlar, “Ben onun yerine söyleyeyim, derdi çat diye. Sormazlardı size hiç,siz ne istiyorsunuz,neyi tercih edersiniz,nerede mutlu olursunuz ya da daha önemlisi,alınan karardan mutsuz olur musunuz? Mesela mutlu olduğunuzu sorulurdu da “Mutsuz oldun mu bu durumdan?” daha az duyulurdu bu hayatta. Çünkü başkalarına yaptıklarımızın hep mutluluk verici olduğunu düşünürdük,birilerini kırmayı kendimize hiç yakıştırmazdık. İyiliği öven,iyi biri olduğumuzu hissettiren şeylere bağımlıyken,yanlış düşünebildiğimizi,yanlış davrandığımızı söyleyen diğer şeylere yüz vermezdik pek. Dünya gitgide hoşgörüyü kaybederken iyi insanlara rast gelmek de daha da zorlaşıyordu bu yüzden.