Susmanın görünüşte tek bir çeşidi olduğu söylenebilir. Büyüteçle bakıldığındaysa her suskunluğun kendine ait bir konuşma biçimi taşıdığı görülür. Acı içinde susmak, acz içinde susmak, söylemek üzere susmak, söylememek üzere susmak, söyletmek üzere susmak gibi...
İçinde hâlâ acıyan bir yer vardı ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak ama yumuşak bir acı.
İnsanın ağrısı, sancısı olduğunda hiç olmazsa bağırabilirdi ama o sürekli olarak trajik bir biçimde komedi oynamak zorundaydı. Sinirleri yay gibi gerilmişken gülümsemesi, neşeli görünmesi gerekiyordu, bu sahte neşenin ne çabalara mal olduğunu, kendine hâkim olmak için her gün nasıl kahramanca bir güç harcadığını kimseler anlamıyordu.