"Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar Evler tüneller birer sığınak Yalnızlıklar içinde kalıyoruz. Birbirimizi anlamaya ayıracak bir dakikamız bile kalmadı, Herkes kendi uçurumunun kenarında Bir başkasının düşüşünü izliyor sessizce."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Sen gittin ya, her şey biraz eksik şimdi. Mavi biraz daha solgun, ekmek biraz daha bayat. Kırmızı karanfiller bile boynunu büktü saksılarda. Bir kenti sevmek, içindeki insanla başlarmış meğer. Sen gittin, kent koca bir beton yığınına dönüştü. Sesinde bulduğum o teselli, Şimdi rüzgârın uğultusunda yitip gidiyor."
Anne Şefkati ve Hayatın Sertliği: "Beni de götür anne, buralar çok soğuk. İnsanların bakışları keskin birer bıçak gibi, Sözleri ise ruhumda derin yaralar açıyor. Kendi karanlığımızda boğuluyoruz sessizce. Ellerini özledim; hani o her şeyi iyileştiren, Dünyanın bütün kötülüklerini kapının ardında bırakan ellerini. Büyümek, meğer ne büyük bir yenilgiymiş."
Umudun ve Direnişin Rengi: "Bunca acının ortasında, yine de bir gülümseme Kırmızı bir karanfil gibi açar insanın göğsünde. Yorulduk evet, ama vazgeçmedik. Sevdayı ve kavgayı bir mısraya sığdırdık. Gelecek güzel günlerin düşüyle uyandık her sabah, Çünkü biliriz ki; karanlık ne kadar koyu olursa olsun, Sabahın ilk ışıkları her zaman en taze umutla gelir."