Zaten bütün büyük sanatkarlar mumu hep iki ucundan yakarlar; muhayyilelerini biraz harekete getirecek bir hovardalık hayatına ihtiyaç duyarlar. Fakat gençliklerinde para biriktirmek akıllılığını göstermedikleri için hastanelerde ölürler.
Onun sandığına göre aşk, şimşek parıltıları ve gök gürültüleri ile kendini birdenbire gösterir, göklerden düşüp hayatı altüst eden, iradelerimizi birer yaprak gibi söken, bütün kalbi uçuruma sürükleyen bir kasırgaya benzerdi. Bilmiyordu ki, evlerin taraçalarında oluklar tıkalı ise, hafif yağmurdan da göller hasıl olur…
Emma, olayların ayrı yerlerde aynı biçimde olabileceğine inanmıyordu; mademki hayatının geçen kısmı fena olmuştu, bundan sonrakinin daha iyi olacağından kuşkusu yoktu.