(…) işçi, ücretini, emeğini harcadıktan sonra aldığından ve dahası, kapitaliste fiilen verdiği şeyin emeği olduğunu bildiğinden, kendi emek gücünün değeri ya da fiyatı, ona ister istemez, emeğinin kendisinin fiyatı ya da değeri olarak görünür. Eğer emek gücünün fiyatı 3 şilinse, bu 3 şilini, ister istemez, 12 saatlik emeğin değeri ya da fiyatı olarak görür; oysa 12 saatlik bu emek kendisini 6 şilinlik bir değerde göstermektedir. Bundan iki sonuç çıkar;
Birincisi. Emek gücünün değeri ya da fiyatı, (…) emeğin kendisinin fiyatı ya da değeri görünümüne bürünür.
İkincisi. İşçinin günlük emeğinin sadece bir kısmının karşılığının ödenmesine ve diğer kısmının karşılığının ödenmemesine ve bu karşılığı ödenmemiş ya da artık emeğin, tam da artık değerin ya da karın kaynağı olan fonu oluşturmasına karşın, tüm emek, karşılığı ödenmiş emek gibi görünür.
Bu yanıltıcı görünüm ücretli emeği diğer tarihsel emek biçimlerinden ayırır. Ücret sistemi geçerli olduğunda, karşılığı ödenmemiş emek bile karşılığı ödenmiş emek gibi görünür. Köle söz konusu olduğundaysa, tam tersine, emeğinin karşılığı ödenmiş kısmı bile karşılığı ödenmemiş gibi görünür.
(…) bir insanın haftanın 3 günü kendi tarlasında kendisi için ve 3 gün de karşılıksız olarak efendisinin çiftliğinde çalışmasıyla, fabrikada ya da atölyede günde 6 saat kendisi ve 6 saat işvereni için çalışması (…) aynı kapıya çıkar. Karşılıksız emek bir durumda isteyerek, diğerinde ise zorunlu olarak verilmiş görünür. Bütün fark budur.