Arm'in omuzları çöktüğünde Dante kendine düşünme fırsatı bile vermeden öne atıldı ve oğlana sarıldı.Hodbin rahatsızca kıpırdanarak yanlarında dikilirken Dante uzandı ve oğlanın yakaladığı yakasını çekip onu da bu absürt ana ortak etti. Üçü yalı kazığı gibi dikilip bunun bir sarılma olduğundan süphe ederek öylece beklerken Dante de sonunda kendi kadar harap olan bu oğlanların kalbinde köklenmelerine izin verdi.
The blind man dismissed it some distance from the house, and walked the rest of the way, guided by the almost imperceptible touch of Parkinson’s arm....
Mustafa Kemal's enemies said they were lovers, for Arif was the only person for whom Mustafa Kemal showed open affection, putting his arm round his shoulders and calling him endearing names. Others were convinced they were relatives, for Arif was almost a double of Mustafa Kemal.
Arm'dan bir parça bile kalmayana kadar alıyor ve alıyorlardı. Bunun sebebi, Arm'ın sevilmeyi ve kabul görmeyi çok istemesiydi. Bunu çaresizce arzuluyordu, bu yüzden de ne babasına ne de kardeşine karşı çıkabiliyordu. Tam da bu yüzden, kendinden nefret eder olmuştu. Acizce oradan oraya savrulmaktan da nefret ediyordu.
Arm, kırık döküktü ve olduğu gibi sevilmeye, umarsızca ihtiyaç duyuyordu. Tüm kalbi paramparçaydı.
Sonuçta babasının bile sevmediği bir çocuk, kendini ne kadar sevebilirdi ki? Kimsenin görmek istemediği biri, kendini gördüğünde, tüm biçare hâlini nasıl kabullenebilirdi ki?