*Hakikâtlerin Eşiği
Puan vermedi·108 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:50
Eser, Hakaniye lehçesi de denilen Karahanlı dönemi Türkçesinin Elimizde bulunan nadir örneklerinden biri olması ve ona Orta Asya Türk kültüründen izler taşıması dolayısıyla edebiyatımız içinde ayrı bir yere sahiptir. Uygur Türkçesi ve aruz ölçüsüyle yazılmış olan Atebetü’l-Hakayık, kolayca anlaşılacak ve akılda tutulabilecek şekilde düzenlenmiş, yazarı tarafından Büyük Emir Dad Sipehsâlâr Bey’e armağan edilmiştir. Arapça iki sözcükle kapı anlamına gelen "atebe" ve hakikatleri anlamındaki "hakayık" sözcüklerin oluşturmuş bir tamlama olan Atabetü'l Hakayık "Gerçeklerin Eşiği"olarak da çevrilebilir. Halka öğüt vermek amacıyla kaleme alınmıştır. Atebetü’l-Hakayık
Atebetü’l-HakayıkEdip Ahmet Yükneki · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,705 okunma
Cumhuriyeti anlatıyor.
9/10
·264 syf.··
2026 2. kitabı
İletişimin, ulaşımın çok zor, bütçenin kısıtlı olduğu bir dönemde hayata geçirilen harika bir yurt projesinin hikâyesi. Güven Baykan çok yönlü kültürel kişiliğiyle projeyi yenide el alıp günümüz okuyucularına armağan ediyor. Her Cumhuriyet insanının okuyabilmesi dileğiyle.
Fırçanın Tanıklığında Memleket BelleğiGüven Baykan · Cumhuriyet Kitapları Yayınları · 20263 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·249 syf.··
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:48
Utopia – Thomas More Eskiden Utopia bir ada değildir. Rivayete göre, bu kusursuz düzeni kuran ve adaya kendi adını veren bilge ve erdemli Kral Utopus, fethettiği toprakları ana karaya bağlayan yaklaşık on beş millik kıstağı kazdırarak burayı bir ada hâline getirir. Böylece Utopia hem coğrafi hem de düşünsel olarak dünyanın geri kalanından ayrılır. Utopia; özgürlüğün, mutluluğun, refahın ve barışın hüküm sürdüğü huzurlu bir ülkedir. Burada insanlar ötekileştirilmez, emekleri sömürülmez ve herkes toplumsal yaşamın eşit bir parçası olarak kabul edilir. Bu nedenle Utopia yalnızca bir ülke değil, insanlığın yüzyıllardır özlemini duyduğu büyük bir hayaldir. Dünyanın dört bir yanında kargaşa, savaş ve baskı hüküm sürerken Utopia’da düzen ve uyum vardır. Başka ülkelerde kralların zorbalığı insanların üzerine çökerken burada özgürlük egemendir. Dünyanın geri kalanında vicdan ve inanç özgürlüğü çoğu zaman baskı altında tutulurken Utopia’da dinsel hoşgörü esastır. İnsanlar servet biriktirmeyi, mal ve mülk sahibi olmayı hayatın amacı hâline getirmez; bunun yerine bilgiye, eğitime ve erdeme değer verirler. Eğitimin yalnızca ayrıcalıklı sınıflara sunulduğu toplumların aksine, Utopia’da eğitim herkes için erişilebilir ve ücretsizdir. Çünkü burada para yoktur; dolayısıyla insanın değeri sahip olduklarıyla değil, karakteri ve bilgisiyle ölçülür. Toplumsal yaşam da eşitlik ilkesi üzerine kuruludur. Dünyanın birçok yerinde kadınlar ve erkekler arasındaki ayrımlar derinleşirken, Utopia’da her iki cinsiyet de üretimin ve toplumsal yaşamın eşit bir parçasıdır. Her birey belirli bir süre çalışmakla yükümlüdür; aylaklık hoş karşılanmaz. Böylece sınıfsal ayrıcalıkların ve sömürünün önüne geçilir. İşte Utopia böyle bir ülkedir. Özgürlüğün sokaklarda dolaştığı, savaşın adının bile anılmadığı,
1000Kitap
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2026 175. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
"YIRTICI CANAVAR" "Bir daldan diğer bir dala konup özgürce uçmak, kendisi için vazgeçilmezdi. Yaban mersini favori yiyeceğiydi ve ormanda bu meyvenin çeşitli versiyonları mevcuttu. İstediği meyveden yiyor, hiç yorulmadan da karnını doyuruyordu. Ama bu durum, yaklaşık üç ay olan yaz mevsimi için geçerliydi. Kendisine dost olan orman, kış gelince acımasız ve merhametsiz bir düşman hâline geliyordu. Bütün kuşlar için olmasa bile, birçok kuş türü için geçerli bir kuraldı bu." Umut nedir? Bir kuşun kanadına yüklenen o incecik duygu, gerçekten bir ormanın kaderini değiştirebilir mi? Bu sorunun cevabını, Kuzguncuk ve dostlarının ölümcül yolculuğunda buluyoruz. Her destan bir tehditle başlar. Yırtıcı Canavar'ın gölgesi, gökyüzünün özgür çocuklarının üzerine düştüğünde, geriye ya kaçmak ya da direnmek kalır. Kuzguncuk ise üçüncü bir yol seçti: yönlendirmek. Küçük bir saka kuşunun devasa bir göçü yönetmesi ne kadar gerçekçi? Belki değil. Ama masallar gerçeği değil, gerçeğin içindeki anlamı anlatır. Bu hikâye de bunu yansıtıyor yazar, bizlere. Yolculuk boyunca her durak bir sınavdı: · Fırtınalar, yön duygusunu çalan puslu sabahlar · Açlık, bitkinlik, yoldaşlarını kaybetmenin tarifsiz acısı · Yırtıcı Canavar'ın nefesini ensede hissetmek Ama her kayıp, geride kalanlara yeni bir kararlılık armağan etti. Çünkü göç etmek, coğrafya değiştirmek değildi onlar için aynı zamanda içlerindeki korkuları aşmaktı. "Kuş Cenneti"ne varmak, sadece bir menzil değil, hak edilmiş bir huzurdu. Bugün modern dünyada hepimiz bir "cennet" arıyoruz: terfi, ev, aidiyet, sevgi... Ama gerçek huzur, varışta değil, varışı hak eden yolda saklı. Kuzguncuk ve dostları, bu cenneti kanatlarıyla, terleriyle ve gözyaşlarıyla inşa ettiler. Onların cenneti, kimsenin lütfu değil; emeğin ve dayanışmanın
Edebiyat
Yırtıcı CanavarBurhan Tentaş · Otağ Yayınları · 20251 okunma
Tarihi Dokunaklı Kurmaca, Sarsıcı Bir Ağıt
6/10
·293 syf.··
2026 13. kitabı
Ölümün arkada kalanlar üzerine bıraktığı yükten bahseder. Bir gemide yayılan veba mikrobu Hamlet'in kardeşi Judith'e gelir. Ölüm döşeğine düşen ikizini kurtarmak isteyen Hamnet ölümle yer değiştirir. Judith iyileşirken Hamnet bir anda ölür. Oğlunun ölümünden sonra William bir tiyatro hazırlar. Ölen babanın hayaletini William oynar. Hayatta kalıp babasının yasını tutan genç ise Hamnet'e yeniden hayat vermektedir. Bitkilerin şifası, doğaüstü sezgileriyle, avuç içindeki çizgilerden insan ruhunu okuyabilen, toplumsal kalıplara sığmayan vahşi ve bilge karakter olan Agnes evlat acısıyla bu özelliklerini kaybetmeye başlamıştır. Ancak William'ın yaptığı tiyatroda Hamnet'e ölümsüzlük armağan edilmiştir. Agnes'in evlat acısı yaşadığı kısımlar öyle güzel işlenmiş ki hissetmemek mümkün değil.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,6bin okunma
Garip, çok garip... Gölgeler bazen sahiplerinden önce geliyor
10/10
·136 syf.·
2026 46. kitabı
Bu kitabı övmek için "güzel", "etkileyici" ya da "başarılı" gibi sıfatlar yetersiz kalıyor. Bazı yazarlar vardır; onları okurken yalnızca sizden daha iyi yazdıklarını düşünmezsiniz. Aynı zamanda sizinle aynı çağda yaşadıklarından, aynı havayı soluduklarından bile şüphe edersiniz. Bu kitaptaki hikâyeler ve hikâyelerin etrafında dolaşan isimler, edebiyatın gündelik zekânın çok ötesinde bir uğraş olduğunu yeniden hatırlatıyor. Binlerce kitabın konuşulduğu bir platformda bile insanların büyük çoğunluğunun metinlerle kurduğu ilişkinin ne kadar sığ olduğunu görmek şaşırtıcı değil ama yine de üzücü. Bir yazarı "Kafka değil, Orwell değil"* diyerek değersizleştirmeye çalışanlar, bütün eleştirisini "zaman kaybı" gibi boş bir hükme indirgeyenler ya da anlamadıkları her şeyi "edebiyat değil" diyerek kenara itenler arasında dolaşırken insan, okuma eyleminin her zaman anlama eylemine dönüşmediğini fark ediyor. Bu yorumların çoğu kitaptan çok yorum sahibinin ufkunu ele veriyor; çünkü metinle hesaplaşmak yerine onu birkaç ezber yargıyla mahkûm etmek, eleştiri değil yalnızca entelektüel tembelliktir. Son zamanlarda bu nedenle, vakit geçirmekten keyif aldığım bu platformda bile eskisi kadar bulunmak istemediğimi hissediyorum. Çünkü kitapların sayısı arttıkça okurluğun derinleştiğini değil, çoğu zaman yalnızca kanaatlerin çoğaldığını görüyorum. Bir eseri anlamaya çalışmaktan çok ona hızlıca hüküm vermenin teşvik edildiği bir ortamda, yorumların sayısı artsa da edebiyat üzerine düşüncenin aynı ölçüde derinleşmediği açık. Bu hikâye kitabı ise bütün bu gürültünün arasında sessiz ama kalıcı bir ağırlığa sahip. Beğenmekten öte, insanın zihnini incelten, okuma ölçülerini değiştiren kitaplardan biriyle karşı karşıya olduğumu düşünüyorum. Edebiyatın hâlâ
Garip, Çok GaripKolektif · İthaki Yayınları · 202525 okunma