“Bak gıcıklık etmeye başladın şimdi.”
“Gıcıklık etmiyorum Sofie. Bir filozofun soru sorması hiçbir zaman yanış değildir. Şu anda Hume felsefesinin belki de en önemli noktası üzerine konuşmaktayız. Cevap ver şimdi. Taşın her seferinde yere düşeceğinden nasıl böyle emin olabiliyorsun?”
“O kadar çok gördüm ki, eminim bundan.”
“Hume olsa, bir taşın yere düştüğünü çok sık deneyimlediğini söylerdi. Ama her zaman düşeceğini deneyimlemiş değilsin. Normal olarak taşın yerçekimi nedeniyle yere düştüğü söylenir. Ama böyle bir yasayı kimse görmemiştir. Sadece bir şeylerin yere düştüğünü görürüz.”
"Bu da aynı şey değil mi?”
“Tam değil. Sen dedin ki, tasin düşeceğine inanıyorsun, çünkü bunu çok sık gördün. Hume da işte tam bu noktayla ilgileniyor. Taki durumun peşpeşe gelmesine o kadar alışmışsın ki, taşı ne zaman bıraksan hep aynı şeyin olacağını bekliyorsun. ‘Değişmez doğa yasaları’ hakkındaki fikrimiz de bu şekilde oluşuyor zaten.”
taşın düsmeyecegi?"
“Peki Hume'a göre gerçekten düşünülebilir bir şey mi taşın düşmeyeceği?”
“Taşın her defasinda yere düşeceğine o da senin kadar inanıyordu kuşkusuz. Ama bunun neden böyle oldufuna dair bir deneyimimiz olmadığına da işaret etmişti.”