Robot Serisinin 3. kitabı Şafağın Robotları Çelik Mağaralar ve Çıplak Güneş’in ardından Dünyalı Dedektifimiz Elijah Baley’in bir başka macerasını anlatıyor.
Solaria Gezegenindeki cinayeti çözmesinin ardında Baley dünyada popüler bir figür haline gelmiş; hatta kendisi ile ilgili filmler yapılmıştır. Baley artık dünyanın dış gezegenlere açılması ve robotik alanında gelişmesi gerektiğini düşünmektedir.
Tam da bu süreçte Aurora gezegeninde robotbilimci Han Fastolfe bir robotun cinayeti/kırımı ile ilgili kendisini Aurora’ya çağırır ve Baley’in insansı robot ortağı Daneel Ortavaw da yine kendisine yardımcı olur. Cinayet kurbanı bir robottur ve en büyük şüpheli Dr Fastolfe’dir ama bu cinayetin çözülmesi hem Dünya’nın geleceği hem de Aurora’nın robot geleceği için çok önemli sonuçları olacaktır.
Tabii işin içinde ikinci kitaptan tanıdığımız Solaria’lı Gladia olunca romantizm de kitapta var.
Dine, tarihe ve özellikle dinler tarihine ilginiz varsa çok seveceğiniz bir kitap olmuş.
Bilim Kurgu ile Dinin içiçe geçtiği bir kitabı ilk defa okudum.
Geçmiş ile gelecek arasında gidiş gelişlerin çok olduğu bu açıdan okuması zor bir kitaptı.
Kitabın konusu kısaca zaman makinesine binmeye nail olan Karl Glogauer isimli bir İngilizin kız arkadaşı Monica’ya tarihte yaşanan bazı durumları kanıtlamak amacıyla Milattan Sonra 29 yılına gidip İsa’yı bulma çabası ve sonrasında gelişen olaylardır.
Ama olaylar öyle bir gelişirki; başta düşündüğü amacın ötesine geçer!
Tarih değişmesin diye tarihe müdahale etmenin bedelini ağır bir şekilde çeker…
Kitap özellikle İsa’nın toplumsal bir ihtiyaç sonucu ortaya çıktığını, hristiyanlık inancının zaten var olduğunu iddia etmekte ve din kavramını da sorgulamaktadır…