Atilla’nın 440 larda ki seferlerinin kronolojisi, özellikle de İngilizlerdeki başlıca kaynaklar olan Thompson ile Muenchen – Helfen’in birbirleriyle çelişmesi yüzleşmesiyle her zaman sorunlu kacaktır. Ancak eldeki biirncil kaynakların bölük pörçük ve tarihlerin muğlak olduğu akıldan hiç çıkmamalıdır. Perslerin Roma egemenliğindeki Ermenistan’ı istila etmesini ve Kartaca’yı Vandallardan kurtarma hedefindeki büyük bir donanmanın Konstantinopolis’ten yelken açmasını fırsat bilen Atilla, 441’de Tuna’yı geçti (PT ad annum (441). Zamanlaması daha iyi olamazdı: 441 yazından 442 ilkbaharına kadar dokuz ay süren seferinde, başka cephelerde bağlanmış olan Doğu ordularının hiçbir direnişiyle karşılaşmadı. Margus (Dubrovica), Viminacium (Kostolac), Singidunum (Belgrad) ve Sirmium (Sremska Mitrovica) şehirleri yerle bir edilerek ahalileri köle yapıldı. Orta Tuna sınırındaki tahkimatta dev bir delik açılmış ve Balkan vilayetleri Hunların merhametine kalmıştı. 443 yılının seferi mevsimindeyse Atilla Balkanları kırıp geçirdi; kurbanlarından biri, büyük Serdica (Sofya) şehriydi. Ardından, Konstantinopolis yakınlarındaki art arda bir dizi muharebede, General Aspar komutasındaki Doğu ordusu acınası derecede kolayca yenilgiye uğradı. Büyük resme hakim olan günümüz tarihçileri aksini ne kadar iddia ederse etsin, p dönemdeki insanların algısında payitahta yönelik Hun tehditi elle tutulur bir gerçeklikti. Birçok kişi eşsiz ve benzersiz zenginlikteki muhteşem Konstantinopolis’ide dumanı tüten boş bir harabeye çevirmeden Hunların atlarını gemlemeyeceğini düşünüyordu.
Sayfa 25 - Kronik Yayınları, Mart 2021 İstanbul, Çeviren : Emir Yener / Nıc Fıelds : Hunlar Hakanı Atilla·Kitabı okuyor
If there is anything that can be crueller than death, it's nurturing false hope in your heart just to see them crushing every piece of you at the end."
Ölümden daha acımasız bir şey varsa, o da kalbinizde sahte umutlar beslemek
ve sonunda onların gelip sizin her parçanızı birer birer paramparça ettiğini görmektir.”
Ölümlü olduğumuzu bilmek apodiktik ama boş ve soyut bir bilgidir. Art arda gelen gerçek ölümler, ölmeyi daima açık (nerede ve ne zaman?), problematik bir yapıya sahip kişisiz bir olay olarak ele almadığımız sürece bu bilgiyi upuygun olarak doldurmaya asla yetmez. Bi
Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
"İçtenlik çok nadir rastlanan bir şeydir; hiçbir art niyet taşımadan, insanların sadece iyi yönlerini görmek ve onları daha da iyi göstermek yalnızca size mahsus."